1. Bölüm
Yazar: Nuray

Bölüm görselleri

❝Bu sefer sadece dünyamı değil kalbimide paramparça ettin.❞ Yaşadığımız her üzücü ve kırıcı bir anda kalbimizin bir cam kırığı gibi parçalandığını hissederdik. Bu hiss canımızı o kadar yakardı ki, tarif edilemezdi. Boğazımızda bir yumru oluşur, hissettiklerimizi ise o an asla dile getiremezdik. Peki ya kalbimiz değil de tüm dünyamız parçalansaydı? Hayır bu kalbimizde olduğu gibi yaşadığımız olaylarla olmazdı. Dünyam dediğimde benim için önemli olan şeyler de değildi. Gerçekten içinde yaşadığım o yer. Dünya. Ama artık bir dünya değildi. O parçalara bölünmüş, yaşamın neredeyse yok olduğu,herkesin kaçmak istediği ama cesedinin orada mahsur kaldığı yerdi. Dünyamız artık bizim değildi. Üç parçaya bölünmüştü. Herkes ait olduğu yeri seçmeliydi. Eğer bağımsız yaşamak istersen ölürdün. Ben ise bu tutsak yollarda ölümü seçmiştim. Bağımsızlığı. ... Yaşanan herşeyden çok önce ~ "Abla, kurabiyeler oldu mu?" Diye sevinçle bağırdı küçük kız kardeşim. Pembe elbisesi ile durmadan etrafta koşuşturuyor, gülüyordu. Ona bakan herkesin içine küçük bir çiçek ekiyor gibiydi. Kız kardeşime içten bir şekilde gülümseyip önünde diz çöktüm. Uzun süre koştuğu için terlemişti ve sabah özenle yaptığım saçlarını mahvetmişti. Yüzüme yalandan sinirli bir ifade taktım. "Saçların mahvolmuş. Bir daha saçlarını güzel yapmayacağım." Sözlerimin ve ifadelerimin sahte olduğu her halinden anlaşılıyor olmalı ki küçük kız kardeşim beni umursamadı bile. Bakışlarını tezgahın üzerinde duran, fırından yeni çıkarttığım kurabiyelere döndürdü. "Yaşasın! Kurabiyeler hazır! Hadi yiyelim abla." Diye çığlık attı. Önümden koşarak geçti ve büyük bir güç sarf ederek sandayeyi mutfak tezgahının önüne çekti. Tek ayağını kaldırıp sandayeye koydu ve zor bela çıktı. Onu bir kenarda izliyordum. Yüzümde hafif bir gülümseme oluştu. Kendi işini artık yardım almadan hallede biliyordu. Onunla gurur duyuyordum. Kız kardeşim Lala elini sıcak kurabiyelere uzattığında sırtımı hemen yasladığım duvardan ayırıp ona doğru ilerledim. Kurabiyelere dokunmasına az kalmıştı ki elini yakaladım. "Henüz sıcaklar Lala. Biraz beklemeliyiz." Lala sözlerim ile anında surat astı. "Neredeyse iki saattir bekliyorum abla." Onun bu isyanına yine gülümsedim ve iki elimle yanaklarını sıktım. "Sadece beş dakika. O zamana kadar abimin yanına gidelim mi, ne yapıyor acaba?" Diye haince sırıttım. Abi ile uğraşmak en iyi şeydi. Lala önerim ile kahkaha atıp ellerini bir birine çarptı. "Hemen gidelim." Onu sandalyesinden indirdim ve yavaş adımlarla mutfaktan çıktık. Abim Alex,kendi odasında - muhtemelen - oyun oynuyordu. Kendisi bu gibi zamanlarda onun uğraşılmasına asla tahammül edemezdi. Bizim de istediğimiz tam olarak buydu zaten. Rahatsızlık vermek. Lala ile nihayet abimin odasının önüne durduk. İçeriden - oyundan - silah sesleri geliyordu. Ardından çok geçmedi ki silah sesleri sustu ve abimin odasından sinirli sesi yankılandı. "Ne biçim oynuyorsunuz siz? Küçük kız kardeşlerim bile daha iyi oynuyordur sizi ahmaklar!" Lala ile bir birimize bakıp sırıttık. Lala küçük ellerini kapının kulpuna uzatıp bekledi. Bakışları bana döndüğünde bende hızla kapıya tutundum. Ardından hiç beklemeden kapıyı açtık ve çığlık atarak içeri geçip abimin üzerine koştuk. Abim aniden duyduğu çığlık ve üzerine gelen iki cisimle olduğu yerde hareketsiz kalıp sinirli bakışlarını bize çevirdi. Elini kafasına kapatıp kendini koruma altına almıştı ama çok geçti. Çoktan saldırı yapmıştık bile. Abim bir taraftan bizden kurtulmaya çalışıyor diğer taraftan ise oyunda ölmemek için saklanacak yer arıyordu. Lakin yapamadı ve bilgisayar ekranında kırmızı bir renkle öldünüz yazısı çıktı. "Sizi küçük yaratlıklar,saklansanız iyi edersiniz!" Onun uyarı dolu sesi ile kahkaha atıp Lala'yı kucağıma alıp hızla odadan koşarak çıktım. Arkadan abimin tehtid dolu sesleri geliyordu ama bizim yaptığımız tek şey gülerek kaçmaktı. Bize asla kıyamazdı. Hiç bir şeyde yapmayacaktı zaten. Sadece o da bizimle kendince eğleniyordu. Düşündüğüm gibide olmuştu zaten. Alex bizi…