TUTSAK

Bölüm 6

Yazar:

TUTSAK - Suelaa kitap kapağı
TUTSAK kitap kapağı

Telefonu kapattığım gibi hastanenin steril koridorunda ağır adımlarla yürümeye başladım. Eklemlerimden sızan kan damlaları yere düşerken zihnimdeki tek bir düşünce vardı. İntikam. ​Yarım saat sonra hastanenin önüne yanaşan siyah araçların sesini duydum. Taha ve en güvendiğim adamlar ellerinde otomatik silahlarla seri hareketlerle araçtan indi. Acil kapısından içeri giren Taha doğrudan bana doğru adımladı. Yüzündeki sert hatlar çıkacağımız çatışmanın ne kadar kanlı olacağının kanıtıydı. ​"Her şey hazır Kuzey" dedi Taha, soluk soluğa yanımda dururken. "Adamlar limandaki depoya kapandı. İçeride kim var kim yok etrafı sardık. Emir senin dalıyoruz." ​Başımı yavaşça kaldırıp ameliyathanenin hâlâ sönmeyen kırmızı ışığına baktım. Alya içeride yaşam mücadelesi verirken dışarıda benim yapmam gereken yarım kalmış bir hesap vardı. ​"Hiç kimseye acımak yok" dedim, sesim o kadar alçak ve o kadar zehirli çıkmıştı ki Taha bile yutkundu. "O depodakilerin nefes alması bile haram. Hepsini cehenneme postalıyoruz." Limandaki deponun önüne geldiğimizde siyah zırhlı araçlar lastiklerinden çıkan keskin fren sesleriyle karanlığın içine gömüldü. Motorları susturduğumuz an deponun etrafını saran bizim adamlar seri hareketlerle siper aldı. Herkes gözünü bana dikmişti emir bekliyorlardı. ​Arabadan indiğim gibi adımlarımı deponun devasa paslı demir kapısına doğru yönelttim. İçeriden gelen mırıltılar ve siluet hareketleri dışarıdan seçilebiliyordu. Kaybedecek tek bir saniyem, merhamet edecek tek bir nefesim yoktu. ​"Kökünü kurutun" diye fısıldadım ama bu ses, yanımdaki Taha'nın bile kanını dondurmaya yetmişti. ​Taha ayağıyla kapıya öyle bir tekme indirdi ki paslı demir kilit gürültüyle yerinden kopup içeri savruldu. Kapının açılmasıyla birlikte içerideki adamlar silahlarına davrandı ancak biz çoktan tetikteydik. ​"Bastırın!" emrimle birlikte karanlık depo, kulakları sağır eden silah sesleri ve patlayan namlu alevleriyle cehenneme döndü. ​İçeri dalıp ilk karşıma çıkan adamın göğsüne art arda mermileri boşaltırken, gözümdeki o kızıl perde tamamen indi. Sağa sola kaçışan, bizim mermilerimizle yere serilen o piçler neye uğradığını şaşırmıştı. Birkaç dakika süren bu acımasız baskının sonunda depoda kalan tek ses yaralı bir köpeğin inlemesini andıran acı dolu sesler ve bizim botlarımızın betona vuran tok yankılarıydı. ​Deponun en karanlık köşesinde elleri bağlı bir şekilde korkuyla titreyen o operasyon sorumlusunu kolundan tutup ayağa kaldırdım. Yüzü gözü kan içinde kalan adam nefes nefese bana bakarken tir tir titriyordu. ​"B-bizi bırakın... Ne isterseniz veririz..." diye geveledi ama bende o kulaklara verilecek merhamet çoktan tükenmişti. ​Namluyu tam burnunun ucuna dayadım gözünün içine bakarak dişlerimin arasından tısladım. ​"Alya'nın akıttığı her damla kanın hesabını, şimdi tek tek vereceksin." Adamın beti benzi atmıştı korkudan gözleri yerinden fırlayacak gibi açılmıştı. Boğazından hırıltılı sesler dökülürken, dişlerinin arasından ağlamaklı bir sesle mırıldandı ​"Yemin ederim bilmiyorum! Yemin ederim başka kimseyi tanımıyorum! Bize her şeyi söyleyen talimatları veren tek kişi Serhat'tı! Yemin ederim başka isim yok!" ​Namluyu biraz daha bastırdım metalin derisine gömüldüğünü hissetti. ​"Yalan söylüyorsun" diye tısladım, sesim kulak tırmalayacak kadar sakindi ama içimdeki volkan patlamak üzereydi. "Bu malikaneyi basacak o güvenlikleri delecek planı o sersem Serhat mı yaptı sanıyorsun? Kim yönlendiriyor lan sizi? Konuş!" ​Adam acıyla inleyerek başını iki yana salladı gözlerinden yaşlar süzülüyordu. "Yemin ederim bilmiyorum abi! Serhat sadece 'Ben ne dersem o planı ben çizdim' dedi! Başka kimseyle muhatap olmadık kimin arkasında olduğumuzu bilmiyoruz!" ​Öfkeden gözüm dönmüştü. Serhat'ın bu çapta bir operasyonu tek başına yönetemeyeceğini biliyordum ama bu piç gerçekten de Serhat'tan başka kimsenin adını duymamıştı ya da inatla saklıyordu. Onu bu şekilde bırakmaya niyetim yoktu; daha sert olacaktım. ​Namluyu adamın kafasından çekip dizine nişan aldım ve acımada…

Bölümün tamamını WritePad'de oku