TUTSAK

Bölüm 5

Yazar:

TUTSAK - Suelaa kitap kapağı
TUTSAK kitap kapağı

Kuzey Alkan Göz açıp kapayıncaya kadar malikanenin devasa demir kapısına dayandım. Far ışıkları bahçeyi ve ana binanın önünü kör edici bir beyazlıkla aydınlatırken içerideki tuhaf ve ürkütücü sessizlik bir an olsun midemi kasılmadan bırakmadı. Normalde bu saatte hareketli olması gereken kapı önünde ne bir koruma ne de bir araba vardı; ortalık adeta hayalet şehre dönmüştü. ​Aracı sert bir frenle ana kapının önüne kapaklayıp attım. Kapıyı açıp dışarı fırladığım gibi koşa koşa binaya yöneldim. Ana kapı aralıktı; içeri girdiğim an burnuma yayılan keskin demir ve barut kokusu bütün kanımı dondurdu. ​"Alya!" diye gürledim, sesim yüksek tavanlı salonun duvarlarında yankılanarak kayboldu. "Alya! Kimse yok mu lan?!" ​Salondan içeri adımı attığımda gördüğüm manzara nefesimi kesti. Yerde yatan korumalarımızdan birinin cansız bedeni koyu bir kan birikintisinin ortasındaydı. Diğer çalışanlar da köşelerde baygın ya da etkisiz hale getirilmişti. Malikane basılmış içerideki herkes haklanmıştı. ​Beynimdeki tüm damarlar zonklarken tek bir isim yankılandı zihnimde Alya. ​Merdivenlere doğru koşar adım fırladım ikişer üçer basamakları tırmanıp yukarıdaki koridora ulaştım. Odamızın kapısı ardına kadar açıktı. İçeri daldığımda yatak odasının darmadağın edildiğini, gardırop kapaklarının açık olduğunu ve en önemlisi odanın ortasında ondan iz kalmadığını gördüm. ​Olduğum yerde kalakaldım. Öfkem yerini dipsiz bir uçuruma bırakırken, ellerim istemsizce iki yana yumruk şeklinde sıkıldı. Götürmüşlerdi. Alya'yı almışlardı. Olduğum yerde birkaç saniye boyunca nefes almayı unuttum. Odadaki her bir detay verilen mücadelenin ve yaşanan arbedenin izlerini taşıyordu. Komodinin üzerindeki lamba devrilmişcam kırıkları halının üzerine saçılmıştı. Alya'nın direndiğine onları oyaladığına dair izler ortadaydı ama sonuç değişmemişti evimin içine kadar girip onu ellerimden almışlardı. ​Zihnimdeki tüm sesler kesildi, geriye sadece kulaklarımı çınlatan o mutlak sessizlik ve içimi kavuran zehirli bir hırs kaldı. Buradaydı. Daha birkaç saat önce arkamda bıraktığım o şaşkın bakışlarıyla evimde güvendeydi. Şimdi ise yerinde yeller esiyordu. ​Cebimdeki telefon hâlâ elimde sıkıca duruyordu. Ekranda son arama kayıtları parlıyordu; ne evdekilerden ne de Alya'dan tek bir geri dönüş vardı. Çünkü artık ne evde kimse kalmıştı ne de o telefonu açabilecek biri. ​Hızla odadan çıkıp merdivenlere yöneldim. Bu işin arkasındakileri bulana Alya'yı o pis ellerinden söküp alana kadar bu dünyayı başlarına yıkacaktım. Merdivenlerden aşağı inerken telefonumu kulağıma götürdüm ve bu kez Taha'nın numarasını tuşladım. ​Telefon ikinci çalmada açıldı. Taha'nın soluk Telefon ikinci çalmada açıldı. Taha'nın soluk soluğa gelen arka plandaki çatışma sesleriyle karışık sesi kulaklığa doldu: ​"Kuzey! Durum ne, çıktınız mı?" ​Sesimdeki o buz gibi ölümcül sakinlik o an tavan yaptı. ​"Taha" dedim dişlerimin arasından sızan kelimelerle. "Malikane basılmış. Adamlarımız yerde, Alya yok. Kaçırmışlar." ​Hattın öbür ucunda bir an için derin bir sessizlik oldu. Taha'nın bile soluğu kesilmişti. Ne?" diye mırıldandı şoke olmuş bir sesle. "Kim, nasıl—" ​"Sorgulamayacaksın" diye kükredim malikanenin boş salonunda yankılanan bir sesle. "Karımı aldılar lan! Serhat'ı sağ bırakın dediysem de yanlış anladın yanına gidiyorsun o piç can verecek ama önce karımı nereye götürdüler tek tek kusacak! Kökünü kurutacağız!" Telefon elimde Taha'ya kükrerken kulaklarımdan giren seslerin ötesinde tam arkamdaki karanlık koridordan hafif bir hışırtı koptu. ​Aniden arkama döndüm. Giyinme odasının loş aralığındanelinde sıkıca kavradığı silahla loş ışığa adım atan bir siluet belirdi. Üzerinde baştan aşağı siyahlar vardı gecenin karanlığıyla ve salonun loşluğuyla birleştiği için ilk an fark edememiştim. ​Nefesim boğazımda düğümlendi. ​"Alya..." diye fısıldadım elimdeki telefon yere düşerken. ​Aradaki mesafeyi nasıl kapattığımı bile anlamadım adeta uçarak yanına vardım ve onu sıkıca kollarımın arasına çektim. Yaşıyordu karşımdaydı buradaydı. Bütü…

Bölümün tamamını WritePad'de oku