TUTSAK

Bölüm 2

Yazar:

TUTSAK - Suelaa kitap kapağı
TUTSAK kitap kapağı

Nikah memuru Kuzey’in gür ve kararlı cevabıyla birlikte önündeki evlenme cüzdanına hızlıca imzaları attırdı. Ardından ayağa kalkıp defteri hafifçe öne doğru eğdi ve salondakilerin duyacağı net bir sesle konuştu: ​"Şahitlerin ve huzurunuzdaki herkesin şahitliğinde, kanunların bana verdiği yetkiye dayanarak sizi karı-koca ilan ediyorum!" ​Salonda cılız ama saygı dolu bir alkış koparken, Taha arkadan coşkuyla ellerini birbirine vurdu. Babamsa derin ve sıkıntılı bir iç çekerek başını iki yana salladı. ​Nikah memuru tam masadan toparlanıp ayrılacakken, aniden durdu ve yüzünde hafif bir tebessümle o klasiği patlattı: ​"Şimdi... Gelin hanımı öpebilirsiniz." ​Salondakilerin arasından Taha’nın neşeli sesi yükseldi: "Hadi bakalım Kuzey Bey, görelim mertebenizi!" ​Babam homurdanarak gözlerini kaçırırken, Kuzey’in dudaklarında o tehlikeli, meydan okuyan tebessüm yeniden belirdi. Hiç vakit kaybetmeden bir elini belime doladı ve beni kendine doğru çekti. ​Aramızdaki mesafe kapanırken kulağıma doğru eğildi: ​"Şimdi sıra sahnede küçük Karaca... Oyunun kuralı ne gerektiriyorsa onu yapacağız." ​Gözlerimi kısıp tam karşılık verecektim ki, Kuzey aramızdaki son mesafeyi de kapattı. Her ne kadar her şey sahte bir anlaşmaya dayansa da, o an salondaki onca gözün ve yeraltı masasının önünde rolümüzü kusursuz oynamak zorundaydık. Dudakları dudaklarıma değdiğinde, dışarıdan bakan herkes için tutkulu bir damat öpücüğü gibi görünüyordu; ama içeriden fısıldadığım cümleyle o ateşi harladım: ​"Fazla kaptırma kendini Alkan, oyun bu." Kuzey benden hafifçe ayrıldığında, tam o sırada Taha arkadan coşkuyla ellerini birbirine vurarak yanımıza adımladı. Yüzünde kulaktan kulağa yayılan, son derece muzip bir sırıtış vardı. ​"Vay be!" dedi Taha, gözlerini devirip sahte bir hayranlıkla başını sallayarak. "Yıllarca o buz gibi odalarda tek başına oturan Kuzey'i bu hallerde göreceğim hiç akıllara gelmezdi. Baksana, resmen ortada nikah var diye adamı muma çevirdin Alya." ​Taha’nın araya bu lafı sıkıştırarak dalga geçmesine karşı hafifçe gülerken, Kuzey hemen kaşlarını çatıp Taha’ya sert bir bakış fırlattı. ​"Taha, uzatma istersen," dedi Kuzey, sesindeki o otoriter ama hafif sıkışmış tınıyla. "İşine bak sen, ortalıkta yapılacak daha çok şey var." ​Taha hiç bozuntuya vermeden, bu kez daha da alaycı bir tonda sırıttı: "Tamam tamam, kızma hemen Kuzey! Sadece gözlerim kamaştı diyorum. Yıllarca 'benim için işimden başka kimse yok' diye ortalıkta geziyordun, şimdi karını öpmeye doyamıyorsun. Nerede o eski buz adam? Taha’nın yanında anında yumuşadın resmen!" ​Kuzey’in dudaklarının kenarı hafifçe yukarı kıvrılsa da ciddi durmaya çalışarak, "Taha, senin bu düğünde payına düşen primi iptal etmemi istemiyorsan çeneni kapasan iyi olur," diye terslendi. ​Taha kahkahayı bastı. "Aman Kuzey, hemen tehdit et! Neyse Alya, sen de şuna bir şey de, vallahi yakında kediye dönecek." dedikten sonra neşeyle takılmaya devam ederek biraz uzaklaştı. ​Bu sırada, salonun köşesinde desteksiz bir şekilde ayakta duran babam Aydoğan Karaca, yüzündeki o sert ve hala içine sinmeyen çizgilerle ağır adımlarla bize doğru yaklaştı. Her ne kadar bu evliliği içselleştiremese de, ayakta dikilmekten ödün vermeyen o mağrur duruşunu bozmamaya çalışıyordu. ​Önümüzde durduğunda, derin bir nefes aldı ve gözlerini ikimizin arasında gezdirdi. Sesi biraz boğuk, biraz da zoraki çıkıyordu: ​"Artık aynı soyadı taşıyorsunuz..." dedi babam, Kuzey’e doğrudan bakarak, "Alkan ile Karaca'nın adını düşürmeyin yeter. Mutluluklar... ne diyeyim." ​Babamın bu zoraki tebriğine karşı başımı hafifçe sallayıp ona baktım. "Merak etme baba," dedim sesimdeki o kararlı tınıyla. "Bu masada kimin başının dik duracağını zaman gösterecek." Babam arkasını dönüp yavaş adımlarla uzaklaşırken, nikahın kıyıldığı o geniş salonda kalakalmıştık. Yeraltı masasından kimse yoktu; ortalıkta ne Serdar ve adamları ne de masanın ileri gelenleri vardı. Salon, sadece bu işin içindeki dar çemberden ibaretti. ​Kuzey, babamın arkasından baktıktan sonra gözlerini yenide…

Bölümün tamamını WritePad'de oku