"PANDORA "
Yazar: Hatice Yıldız

Bu kötülerin iyilerle derdi NE? -Oğuz, oğlum hoş geldin. -Hoş buldum, anne. -Getir kahveyi, getir. Biliyorsun ki içmeyince günüm güzel geçmiyor. -Bilmez miyim hiç. Oğuz, soğukkanlı duruşunu bozmadan annesinin yanına gitti. Ve bombayı patlattı. -Anne, sen kiminle konuşuyordun? -Jale teyzen var ya onunla konuşuyordum oğlum. -Sen hemen kapatmazdın ne oldu? -İşi varmış oğlum. -Jale teyzenin? Sen arayacaksın ve işi olacak öyle mi güldürme beni lütfen. -Ne bu böyle canım niye sorup duruyorsun? -Anne bana yalan söyleme duydum seni. Kimdi konuştuğun kişi? Ne işler karıştırıyorsun sen? -Tamam, ama aramızda ama sakın o kadınla kıza demek yok özellikle de babana. -Düşünürüz. Söyle artık. -O kadını bitirmenin yolunu bulmaya çalışıyorum. O kızla ilgili büyük bir sır var ortada ne olduğunu öğrenmeye çalışıyorum. Madem öğrendin sende bana yardım edeceksin. -Ne saçmalıyorsun sen anne. O kadınla derdin ne? O kızı nerden tanıyorsun sen? -Fazla kurcalama bu kadarını bilsen kafi senin için. -O halde o kızı bana ayarlayacaksın. Yoksa babama derim. -Bak, bak bir de beni tehdit ediyor. Düşünürüz tatlım. Şimdi o kızla yakın olacaksın onunla yakın olmanı sağlayacağım ama önce benim burada kalmam gerek. O da senin elinde babanı ikna etme görevi sana düşüyor. -Tamam, peki o halde anlaştık. İğrenç anlaşmanın altında yatan gerçeği öğrenmenin yolu zorlu görünüşe bakılırsa. Ama her zorluğun bir kolaylığı vardır. O sırada muhteşem üçlü geldi. Ortamda gergin bir sessizlik var herkes tarafından fark edilmemesi de mümkün görünmüyor. -Ne oldu Hazan kötü bir durum yoktur umarım? -Yok, her şey gayet yolunda. Ustam ben gidip çarşıdan eksikleri alayım. Bir şey istersen ararsın. -Tamam kuzum sen çık. Melda, Oğuz'a işaret etti. -Hazan, tatlım benim Oğuz da seninle gelsin hem sana yardım eder hem de canı çok sıkıldı biraz etrafı gezmiş olur. Hazan, Nadide'nin gözüne baktı. Onay verince 'peki' demek zorunda kaldı. Melda'nın yüzüne sinsi bir gülüş yerleşti. Oğuz'a sessizce ' gözünü kızdan sakın ayırma' uyarısını da verdi. Tabi Oğuz'un canına minnet işine geliyor annesinin bu oyunda piyonu olmak yoksa çoktan babasına ötmüştü. Oğuz ve Hazan çıktılar. Efsane üçlü kaldı geriye. Nadide gerginlikten düşüp bayılacaktı. -Siz oturun benim kontrol etmem gereken hikayeler var. Rahatınıza bakın lütfen. -Tamam Nadide. Teşekkür ederiz. Nadide gider gitmez maskesini çıkartıyor tabi. -Çok yüz veriyorsun şu kadına. -Melda doğru konuş. -Ne bu yakınlık, samimiyet. Kendine gel senin karın benim. O kadınla bu kadar yakın olmanı istemiyorum. -Melda sen ne zaman gidiyorsun? -Ayağım bu haldeyken bunu mu sorguluyorsun cidden? Hem ayrıca beni fazla ciddiye aldın sen. Tabi ki de şaka yapıyorum tatlım. Hep sevmişimdir ben Nadide'yi. -Sen ve Nadide'yi sevmek. Güldürme beni rica ediyorum. Sen onu günahın kadar sevmezsin. Rol yapmana gerek yok. -Zaman, her şeyin ilacıdır kocacım artık seviyorum Nadide'yi. Hatta ben gidiyim güzel Bi yemek hazirlayim bize. Selim, Melda'nin bu degisimi karşısında şok geçirdi. Tabi planın parçası olduğunu tahmin edemezdi. O esnada Oğuz ile Hazan çarşıda dolaşıyordu. Hazan çocuk gezdirir gibi bir bıkkınlık halindeydi. Oğuz da tabi Hazan'i kendine aşık etme derdinde. -Ben buraya bir bakicam. Sakın bir yere kaybolma hemen gelirim. -Kaybolsam çok mu korkarsın? -Ne korkacagim be. Çocuk gibisin, başıma bela olmanı istemiyorum bekle kaybolma bir yere. Hazan içeri girince Oğuz annesini aradı. -Ne yaptın, yanında misin? -Evet, anne kitapçıya geldi şimdi dışarıda bekliyorum. -Tamam, Sakın ayrılma yanında bir şey öğrenirsen de bana haber ver. -Ne gibi şeyler? - Fazla kurcalama suphelendigin bir şey olursa haber ver. -Tamam, anne haberleşiriz. O esnada Hazan geldi, Oğuz panikle telefonu kapattı. -Ne o pek panikledin sevgilin miydi yoksa? -Kiskandin mi yoksa? -Ne kiskanacam seni be. Panikledin ya ondan sordum. Zerre ilgimi cekmiyorsun. -Tabı, tabi. Yan yana yürümeye devam ettiler. Hazan bir anda birinin onları takip ettiğini sezdi. Oğuz'a dese şimdi korkardı. Onunla uğraşmak istemiyo…