3.Bölüm
Yazar: kedinindelisi

Efruz çarşıdan çiftiliğe döndüğü yol boyunca tek kelime söylemedi .Yanıda ki İsmete bile aldırış etmedi. Ona olan öfkesini çiftliğe saklıyordu. Şimdi ise o yabancı adamın söyledikleri aklında dönüp duruyordu.Hayatında kaç kere bir yabancının lafına kulak verdi ki ?Ama dünden beri bu gizemli herifin, her müşgül duruma düştüğünde karşısına çıkması aklındaki şüpheleri bastırmaya yetmiyordu.Belki de tüm bu olanlar tesadüftü ? Şimdilik öyle olduğuna inanmayı tercih etti. Çiftilik kapısından geçtiklerinde araba ahırın önünde durdu.Efruz içindeki hiddeti bastırarak Şâhinin yanına ilerledi.Dün ki veteriner hekim, önündeki bir kaç ilacı şırıngalara çekiyordu. "Baytar efendi bekle ." Hekim durup içeriye gelen Efruz döndü. Efruz cevap vermedi. Şâhi'ye yaklaştı.Keyifsiz olan atının yelelerini okşadı. "Canın pek yanıyor değil mi oğlum..." Efruz yere diz çöküp atın ayaklarını inceledi ,tırnaklarına dokunmak istediğinde at geri çekildi. Efruz ayağa kalktı.Burnundan sert bir nefes verdi.Gözünü attan ayırmadan konuştu. "Nalları sökün !" Veteriner duyduğunda emin olamadı. "Nasıl ?" "Hepsini." İsmet şaşkınlıkla araya girdi. "Hanımım ama.." Efruz ilk kez gözlerini kaldırdı. "Duymadın mı ?" "Duydum emme..." "Lafımı ikiletme !" Veteriner tereddüt etti. "Efruz hanım... nal sökülürse bir kaç gün binemezsiniz." "Binilmeyecek zaten." Veteriner daha fazla üstelemedi.Çantasından kerpeten çıkardı.Demiri nalın altına yerleştirip dikkatlice kaldırmaya başladı. Şâhi canı yandıkça huzursuzca kişniyor,ayağını çekmeye çalışıyordu. Efruz hiç kıpırdamadan başında bekledi ,gözünü ondan ayırmadı. "Dayan oğlum..." Dört nalda söküldüğünde derin bir nefes verdi. Veteriner ayağa kalktı. "Doğru şeyi yaptığımıza emin miyiz Efruz hanım ?" "Veteriner olan sensin ama hayvanımın derdini bir başkasından öğreniyorum.Belki kusur sende değildir,belki de gözden kaçırmışsındır emme ben atımın canını tesadüfe bırakamam .Bu günden sonra başka bir hekimle çalışacağım." Veteriner mahcubiyetini kabullenip bir şey demeden eşyalarını toparlayıp ahırı terk ett. Efruz eğilip yerde duran nalları eline aldı sonra ahırdaki seyislerin üzerinde göz gezdirdi. Hepsi elleri önünde bekliyordu. "İsmet." Seyisbaşı irkilerek öne çıktı. "Buyur hanımım." "Yaklaş. Efruz nalları elinde tarttı. "Şunlara iyi bak." İsmet anlam veremedi. "Baktım hanımım." Efruz un sesi bu kez daha sertti. "İyice bak !" İsmet nalları eline aldı,bir süre çevirdi hiçbir şey göremedi. "Bir yanlışlık mı var hanımım?" Efruz gözlerini ondan ayrımadı. "Onu ben sana soracağım." İsmetin boğazı kurudu. Efruz bir kaç adım ilerleyip atının yanına geçti.Boyunu sıvazladı.Ardından sırtını dönmeden konuştu. "Şimdi söyle bakalım,Nallar çakılırken sen neredeydin ?" ... Ali Murad ve İlyas çarşının en hareketli sokağına girdiklerinde sağlı sollu dükkanların önüne çuvallar dizilmişti.Buğday,arpa ,mısır,pamuk... Her çuvalın üzerinde siyah mürekkeple cinsleri ve geldiği memleketin adı yazıyordu.Önlerinden geçen çiftçiler avuçlarına bir tutam alıp kokluyor,parmakları arasında ezerek inceliyordu. Ali Murad adımlarını yavaşlattı. "Demek Çukurovanın bereketi buradan geçiyor..." İlyas omuzlarını silkti. "Tohum olmayınca ekin olmaz beyim,hem ekin olmasa millet de olmaz." Ali Murad ilk dükkanlarda birine girerken kapıdan ince bil zil sesi yankılandı. Tezgahın arkasındaki ihtiyar ayağa kalktı. "Buyurun hoş gelmişiniz." Ali Murad yan yana dizilmiş çuvalları önünde çömeldi. Bir avuç pamuk çiğidi aldı.Sonra burnuna götürüp kokladı,kabuklarını parmağıyla ezdi. Dükkan sahibi merakla izliyordu. "Tohumdan anlarsın herhal ?" "Az çok." "Pamuk ekeceksen bundan iyisini bulamazsın." Ali Murad başını kaldırdı. "Kaç senedir satıyorsun ?" "Kırk yılı geçti zaar." "Her sene aynı tohumu mu alır millet ?" Adam güldü. "Olur mu beyim,kimi beğenmez değiştirir,kimi mahsülden ayırır yine eker." "Burada kendi tohumunu kullanan çok mudur ?" İhtiyar biraz düşündü. "Eskiden çoktu.Şimdi kolayına yanaşıyorlar galan." Ali Murad elindeki tohumları yerine bıraktı. "Peki hiç dışarıdan alan…