2.Bölüm
Yazar: kedinindelisi

Bölüm görselleri

At şahlandığında Efruz başına gelecek olanın kaçınılmaz olduğunu anladı.Dizginleri bıraktı.Başını iki kolunun arasına alıp bedenini yana çevirdi.Tek duası atın altında kalmamaktı. Omzu sert toprağa çarptığında nefesi kesildi. Acı bütün bedenine yayıldı. Tam doğrulacakken at yeniden şahlandı.Ön ayaklarını kaldırıp hiddetle kişnedi. "ŞÂHİİ!" Efruz elini önüne siper etmeye çalışsada omzundaki sızı buna izin vermedi.Gözlerini kapattı, atın darbesini bekledi. Tam o sırada dizginlere bir el uzanıp sertçe geri çekti. Şâhi öfkeyle kişneyip başını savurdu ,dizginleri tutan elden kurtulmak istedi. "Şşşh ! Sakin! Sakin aslanım !" Yabancı , atın boynunu birkaç kez sıvazladı.Atın nefesi yavaş yavaş düzene girdi.Hayvanın sakinleştiğinde emin olduktan sonra dizginleri gevşetip gerideki ağaçla bağladı.Ancak o zaman dönüp yerdeki genç kadına ilerledi. Efruz dişlerini sıkarak ayağa kalkmaya çalıştı.Omuzu öyle bir sızladı ki yeniden dizlerinin üzerine çöktü. "İyimisin hanım ?" Efruz acısını belli etmemek için dişlerini birbirine bastırdı.Başını kaldırıp tepesinde meraklı gözlerle dikilen adama baktı. "Eyiyim eyi. Yoktur bir şeyim!" "Omuzunu tutuyorsun.Hareket etmemek senin için daha belidir." Efruzun yabancı bir adamın karşısında müşkül görünmek canını sıkmıştı. O babası öldüğünden beri canı yansa güler geçer kimseye eyvallah etmeden yaşamaya alışıktı. "Biliyoruz herhalde. İlk defa attan düşmedim." "Daha önce ata bindiğinde emin misin ?" "Ben çocukluğumdan beri biniyorum !" "Atın seni üstünden atacağını bile bile hala dizginleri çektin evvelden biliyor olsaydın atın seni ne zaman atacağını anlaman gerekirdi. Hem acemiysen neden tek başına binersin ?" " İlk defa binmediğimi söyledim ! Aklınla zorunu zorun mu var senin ?" "O zaman sana az evvel yeri öptüren at değil inekti." "Git işine be ! Sana mı kaldı beni yargılamak !" "Az önce canını kurtardım ,yinede teşekkür edeceğine birde karşındakini azarlıyorsun. Tam bir Şerkeşsin !" "Sende yaptığı iyiliği insanın gözüne gözüne sokan, çok bilmiş Ganere herifin tekisin !" "Ne halin varsa gör ! Sizin milletinize de iyilik yaramıyor anlaşılan, o çıkık omuzla da ata falan bineyim deme , bu sefer de biniciliğinle değil düştüğünle nam salarsın ona göre ." Ali Murad arkasını dönüp arabanın yanında korkulu gözlerle kendisini bekleyen İlyasa doğru ilerledi. Başta başına bir şey gelecek diye endişelendi kadına şimdi tam anlamıyla gıcık olmuştu. Halbuki ailesinden Çukurova insanlarının ne kadar cana yakın ve insancıl olduklarına dair övgüler duymuştu. Ya bu kadın çukorovalı değildi ya da kesinlikle huysuzun önde gideniydi. "Beyim! Eyimin ? Hatunun bir şeyi vardır ? Yardım çağırmak neyin gerekir ?" "Yok emmi ! Sözde at terbiyecisi emme katırın teki. O halde bile burnundan kıl aldırmıyor" İlyasın gözünde gururlu bir bakış belirdi kendi içinden söylendi. 'babasının kızı demekki...' " Bas gidelim şehir merkezine , açlıktan karnım sırtıma yapıştı. Yediğimiz laflarla kulaklarımız doydu bari karnımızı da doyuralım." Efruz daha lafını söylemeye kalmadan arkasını dönüp giden yabancıya daha da bir kinlendi.Arsız adam birde onu acemilikle suçlamıştı. Hayatında kaç kere at gördüğü belli olmayan herifin gelip kendisine bilmişlik taslaması epey canını sıkmıştı. Gerçi verdiği bilgilerle pekte cahil durmuyordu ama yinede altta kalmak Efruzun içini körüklemişti. Efruz sağ elinden destek alarak ayağa kalkmaya çalıştı.Başka bir yerinde kırık çıkık olmasından şüphelendi.Tastamam doğruluğuna sol kolu dışında başka bir uzuvunda problem yoktu. Kara kara hiç bir şey olmamış gibi ağaç dibinde yayılan atına baktı.Bu halde de at binemezdi ki. Az sonra toprak yolda ilerleyen çiftliğin kamyoneti görüldü. Süleyman kahya ve seyis İsmet kamyonetten bir hışımla inip Efruz a doğru ilerledi. "Hanımım ! Eyi misin ? De hele kurban yolayım yaran beren varımdır !?" "Eyiyim emmi. Omzum ağrıyor sadece ." Süleyman Efruz sarıldı. Belki toplasan bir elin beşini geçmezdi Süleymanı Efruz sarılması. Ama içindeki babacan korumacı tavrına hakim olamadı. "Kurban…