1.Bölüm
Yazar: kedinindelisi

1980 Çukurova/ ADANA Çukurovanın sabahı sessiz olmazdı. Sabah saat 5 dedin mi hoca ile beraber herkes elinde kazma kürek tarlaların yolunu tutardı.Kadınlar sırtlarını beledikleri bebeleri erkeklerde elinde kazma kürek tarlanın başında saflarını çoktan almıştı. Lakin bu gün biraz daha farklıydı. Bu gün Efruz Hanımın tarlaları hasat edilecekti. Çukurova da ne zaman Efruz Hanımın tarlası hasat edilse fakirlerin cebi iyi bir para görür açlar tok, açıktakiler ev bark sahibi olurdu öksüz yetim demeden herkesin karnı bir güzel doyardı. Çiftliğin önü ve marabaların olduğu kesimlere koca koca kazanlar kurulur ,giysiler erzaklar bahşişler dağıtılırdı. Efruz Hanım tarlasında gördüğü bereketi milleti ile paylaşırdı. "Hasan Efee ne diyin bu sene kaç ton mahsul verir bu tarlaa?" "Valla Emine dezze geçen sene ahanda saydım tamı tamına 285 ton pamık verdiydi mübarek." "De get sende, Hanım gözü gibi bakiyi tarlaya 300 den aşağı gelmediydi senin kerrat defteri zayıf zaar." "Gız madem biliyin bana ne diye soruyonkine töve estağfurr!" "Koca çiftliğin elcisi sen değelmisin sana sormayıp kime soracim ? De hayde seninde bildiğin yokmuş gayrı." "Yav Emine dezze bak sen işine napacın tarla kaç ton vermiş vermemiş." "Napacın olur mu len ! Hanım giden sene söz verdiydi heminem bu sene 300 tonun üstünde gelirse altın dağıtıverecem dedi. Bizimde cebimiz kolumuz altın göreydi çok mu ?" "E sen dua ediver o zaman bu sene zor görür senin cepler o altını haydi ben govuldum." "De get sende birde çifti olucu başıma erkek milleti diye her haltı siz iyi bilin haspam." Efruz Hanım başında oyalı beyaz yazması üzerinde keten gömleği altında pantolonu bir de kara çizmeleri ila konağın taş merdivenlerinde duraksadı. Gençti daha çiçeği bununda goncagül misali narin , kırılgan bir teni vardı e Adananın sıcağından o da nasibini almış kavruk teni güneşte parlıyordu. Diye bilir onu tanımayan herkes halbuki Efruz Hanım kim diye sorsalar çarşıda yedi düvelden herkes evvelden mert yüreği ve adaletini anlatmaya başlardı. Şöyle bir dikti mi bakışlarını kadını erkeği 2 adım geriden dururdu karşısında . Babasının bir erkek evladı yoktu sözde ama Efruz Hanım on tane erkek evlada bedeli ahalinin gözünde. "Hayırlı sabahlar hanımım." "Hayırlı sabahlar Süleyman emmi. Hazırımı her şey ,eksik gedik varımdır ?" "Yoktur hanımım. Çırçır fabrikasına haber saldım römorkları yolladılar tarlaya varmak üzeredir. Biçerdöverler de hazır ardınızdan yola çıkacaklar Allahı izniyle." "Ahaliye haber salındı mı ? " "Dünden cami hocasına anos ettirdim hanımım sabahtan Hasan Efeyi saldım herkes tarlanın başına toplanmış bile." "Eyi eyi. Bu sene de Allahı izniyle kazasız belasız hasadımızı atlatalım." "İnşallah hanımım Rabbım gayretinizi boşa çıkarmasın." "Gayret hepimizin emmi.Biz tevekkülümüzü yaptık takdir Allahın." "Kamyoneti getireyimmi hanımım ?" "Yok emmi sen kamyonetle gel ben Şâhi ile geleceğim." "Tabi nasıl isterseniz." "İsmet! Hanımın atını hazırlayın ivedi!" Efruz avluya şöyle bir göz gezdirdi. Hanımlar kazanların altını harlıyor erkekler hasat hazırlığı için traktörleri hazırlıyordu. Az ilerden iki çift toynak sesi duyuldu o sert surat ifadesi bir anda yumuşadı. Şâhi... Efruz un göz bebeği , şu fani dünyada vazgeçmem dediği tek varlık olan biricik atı .Eline doğmuştu, Efruzun babası iyi bir at yetiştiricisiydi evvelden buyana tam 7 nesildir Şâhi'nin soyunu devam ettirmişti.Daha yavrusunu görmek nasip olmasada Efruz soylu bir gelin adayı arıyordu biricik oğluna. "Günaydın Hanımım." "Günaydın İsmet." Efruz başını okşamak için elini atına uzattı.Şâhi hırçın bir tavırla burnundan nefes verip geri çekildi. "Hayırdır aslanım.Pek bir huysuzsun ?" "Bu gün aksiliği üzerinde hanımım.Eğerini de taktırmak istemedi. " "Bir rahatsızlığı olmasın. Akşama veteriner çağır baksın. Paşamızın deri neymiş öğrenelim." "Tamam hanım." Efruz atına yönelip ayağını üzengiye attı.At tekrarda huysuzlanıp kıpırdadı. "Şşşh! Skin sakin ol oğlum." Tekrardan kendisini yukarıya çekip atın sırtına binip eyerlerine asıldı. At bir…