THE VAMPİRE'S LİTTLE SECRET/VAMPİRİN KÜÇÜK SIRRI
1:DÖNÜM NOKTASI
Yazar: darkblueberry

Sevdiğiniz biri olmadan yaşaya bilir misiniz? Çünkü, onlar yaşamalı olacak.. Eliza odaya girdiğinde gördüğü şey yerde ki kanlı kılıç ve yerde kanlar içinde yatan babasından başka bir şey değildi. "BABA!" Babası ise acıdan kıvranıyordu. Eliza babasının yanına eğildi. "Bunu sana kim yaptı?!" Bunu yapan abisi ve ya annesinden başkası olamazdı. Olması imkansızdı. "A-annen" Duyduğu cümleyle dünyası başına yıkıldı. Eliza tam dudaklarını aralamış bir şey söyleyecekti ki babası konuştu. "Abinle kendine iyi bak... Deyip, gözlerini yumdu. O an Eliza kulakları tırmalayan o tiz çığlığı attı. Sesini değil komşular tüm Salem duymuştu. O an odadan çıktı. Gözleri annesini arıyordu. Çok geçmeden bulmuştu. Üzerine yürüdü. Elleri de onun boynunu bulmuştu. Morarana kadar sıktı. Abisi içeri girdiğinde onları öyle görmeyi beklemiyordu. Eliza'yı durdurmaya çalışıyordu ama nafile. O, durmuyordu. Birden abisinin sözleri arasından şunu duydu. "Bak, Eliza kaçmamız gerekiyor." "Ama neden?" "Vakit yok." "Babamız içeride öldü ve sen kaçmamızımı söylüyorsun." Eliza ellerini çektiği anda annesi sinirle koşarak bir şeyler geveleyip, kaçmıştı bile. Abisi Levi ilk başta Eliza'nın ne dediğini anlamadı. Ardından ikiside banyoda girdi. Levi şaşkınlık ile babasının cesedini süzüyordu. Eliza babasının elinde bir şey fark etti. Bir zarf. Hemen onu aldı. Levi de Eliza'yı kolundan tuttuğu gibi dışarı çıkarıp, koşmaya başladı. Eliza neden kaçtıklarını bilmiyordu. Ama dışarı çıkınca ellerinde fenerle, hançerle vampirleri kovalayan insanları görünce anladı. İnsanlar onların yaşadığı yere baskın yapmıştı. Daha fazla koşmaya başladılar. Aniden Levi birisine çarptığını hisetti. Kadın daha ne olduğunu anlamadan elinden düşen fenerinin taşa çarptığını gördü. Levi kadını elinden tutup, kaldırdı. Kadın bağırmaya başladı. Levi ise Eliza'yı kolundan tuttuğu gibi adımlarını hızlandırdı. Aniden Eliza'nın bağırışını duydu. Arkasını dönüp, Elizaya baktığında bacağına saplı olan oku gördü. Levi onu kucağına aldı. "İyi misin Eliza?" "İyiyim ama kanıyor." Levi üstündeki ceketi çıkarıp, onun bacağına örttü. Bunu yapmasının sebebi vampirlerin onun bacağını görmemesini sağlamaktı. Çünkü, vampirler bir vampirin kanı da olsa onu içmeye çalışırlar. Kan kokusu Levi'nin başını döndürüyordu. Ama o, kardeşinin kanını içecek kadar gaddar değildi. Ama duramıyordu. Ama durmalıydı. Koşarken bile aklı hala oradaydı. Eliza abisinin zorlandığını her halinden anlıyordu. "Yürüye bilirim." "Bacağına ok saplanmış ve sen hala yürüye bilirim mi diyorsun?" "Ama sen zorlanıyorsun. Kan kokusu seni zorluyor. Göre biliyorum" "Eliza, sus zaten 2 kişi için koşmaya çalışıyorum birde seninle uğraşmayayım." Eliza göz devirdi. Yol çok uzundu. Vampir sığınakları karanlık bir yerde yerleşirdi. Çünkü, güneşe tahammül edemiyorlardı. Şu an geceydi. Bu yüzden kaça bilme şansları vardı. Arkadan gelen insani varlıkların sesi tahammül edilemezdi. Onlar herkesten önde gitmeye çalışıyorlardı. Çünkü, kan kokusunu her an bir vampir ala bilirdi. "Daha varmadık mı?" Diye sordu Eliza homurdanarak. "Eliza, zaten senin ayağında ki ok yüzünden hızlı olmaya çalışıyorum. Bir de kafamın etini yeme." "O kadar söyleneceğine hızlan biraz." Levi cevap vermedi. Koşarken yolda onlara rastladılar. Ronan, Victor, Stellan. Onlar Levi'nin arkadaşıydı. "Eliza, iyi misin?" Diye sordu Victor. "Bacağına ok saplandı." Dedi Levi. "Ne? Kalbine saplanmamış en azından." Dedi Victor. "Kalbine saplansaydı ben biterdim. Zaten 100 yaşına az kaldı. Onu 100 yaşına kadar koruyacağım. Sonra ne halt yaparsa, yapsın." Vampirler de ok laneti diye bir şey vardı. Eğer bir vampirin 100 yaşı olmadan önce kalbine ok saplanırsa, 100 yaşı olucağı gece ölürdü. Eğer saplanmazsa, ölümsüz olurdu. "Konuşmayı bırakın da koşun." Diye homurdandı Ronan. Arkalarını döndüklerinde yaklaşan insanları görüp, hemen ayaklandılar. Kan kokuları onları etkilemesin diye Levi ve kucağında ki Eliza en kenardan ilerliyordu. Stellan onları fark etti. "Merak etme, yemeyiz kardeşini." Dedi. Levi onu umu…