The Moon's Shadow

0.0

Yazar:

The Moon's Shadow – liazr kitap kapağı
The Moon's Shadow – liazr kitap kapağı

Bir rivayete göre bir diyarın ucunda iki kule dikilmekteydi. İki kulenin içerisinde birer kişi yaşardı ve bu kişilerden biri güneş gibi sıcak diğeri ay kadar soğuktu. Bu iki kişiye isimleriyle seslenmezlerdi ama rivayetin devamında isimleri mix ile max diye geçerdi. Max, güneş kadar sıcak olandı, sarı saçlarının arasında sık olmasa da küçük örgüler olurdu ve bu örgülerin parladığı rivayette söylenirdi. Beyaz elbiseler ve altın yaldızlar ile tasvir edilirdi. Max'ı gören Yunan mitolojisinden çıkma derdi. Mix ise ay gibi soğuk olandı, koyu mavi saçlarından yıldızları görebilirdiniz ve teni Max'a nazaran daha beyazdı. Genelde siyah ve gümüs yaldızlı kıyafetle tasvir edilirdi. Mix'in gölgelerin içinde olduğuna dair söylentiler zır gibiydi ve yalan değildi de, Mix kasabadaki ışıklardan kaçar gibi gölgede mavi saçlarını tarıyordu. Max'ı seven halk, Mix'i kardeşinin olduğunu kabul edemezdi. Max buna öfkelenmiş ve kardeşine daha sahip çıkmak için bu söylentiyi yayanı ışıkla kör etmişti. Mix iç çekti. Ruhların dolaştığı bu yere yarın bir karvanal kurulacaktı, Max buna heyecanlıydı. Kimse onu tanımadan halkın içine karışabilirdi ama Mix öyle değildi. Kedi kadar keskin gözleri normal insanlardan oldukça uzaktı. Kemikli ellerinden yüzükler düşerdi o yüzden hiç yüzük takmazdı. Yüzük takmayan kadına kız kurusu diyen gerizekalı halka nefret beslerdi Max. Mix herkesin sandığı aksine kardeşini seviyordu. Max onun için ne kadar çok değer veriyorsa oda öyleydi. İkizlerin kuleleri ayrıydı tabii ki. Biri gümüşten yapılma diğeri ise altından. Hırsızlar Max'ın kulesini bulmak için can atardı. Max çok sevilirdi, herkesin işine yaradığı için diye düşündü Mix. Ay ışığının gezmediği yerlerde yavaşça yürüyordu. Düşündü... karnavalların çok eğlenceli olduğunu duymuştu Max'tan. Mix kılık değiştirebileceğini düşündü, yüzüne teninden koyu boyalar sürer, gözüne sürmeler çekerdi. Koyu saçlarına peruk takar belki bir şekil gizlenirdi. Max'a soramıyordu çünkü onun uyuduğu zamanlar ayaktaydı Mix. Bu yüzden mektup bırakmaya karar verdi. 'Sevgili ikizim Max, Yarın gece uyumayarak bana kılık değiştirmeme yardım eder misin? Sevgilerle Mix...' Gecenin ilerleyen saatlerinde kule'nin tam kapısından dönecekken ilerde birini fark etti. Ay ışığı arkadan vuruyordu, saçları kıvırcıktı ve elinde bir ukulele tutuyordu. Bu adam da kim? Diye düşündü Mix. Hırsız olabilir miydi? Ama hırsızların ellerinde ukulele olmazdı, çapa olurdu ya da kapı kırmak için bir balta. Adam arkasında duran kadını farketmeden bir kaç tel çaldı. Sık ormanların arkasında, Saklanan genç bir kadın. Ne yapacağını da bilemez, Hem yanlız hem ıssız. Ay ışının arkasında, Çizer her bir resim. Gerçeği resmekte, Ne müthiştir o, kadim çizim. Mix bir adım geri çekildi. Belki saçmalıyordu, belki kendi kendine kurduğu bir hurafeydi ama adam onu tasvir etmişti, hem ayın gölgesi hemde resim çizerdi Mix. Karanlığı biraz daha üzerine çekti. "Kimsen git burdan!" Adam irkilerek arkasına döndü. Upuzun iki binanın arasında bir kadın silüeti durmaktaydı. "Özür dilerim hanımefendi. Hiç fark etmemişim, hemen çıkacağımdan emin olabilirsiniz." Yavaşça geriye doğru adımladı, yüzünü kadından ayırmadı. Öyle büyülenmişti ki kadının saçlarından yıldızların aktığına yemin edebilirdi. Yüzünü daha iyi görmek istedi, bu büyülü kadınla tanışmak istedi. Mix adamın ayrıldığından emin olduktan sonra üzerinde ki karaltıyı attı. Çok daralmıştı, biraz çay içse kendine gelir gibi hissetti ama adamın ona döndüğünde ki yüzü... aklından çıkamadı. Öyle ki çay suyunu fincana dökerken elini yaktı, öyle ki bu sefer çizim defterinde o adam vardı. Max uyanırken, Mix yatmak için perdelerini çekmiş, göz bandını takmıştı. Karavalı merak ediyordu ve hiç değilse hayatında azıcık olsa aksiyona yer vermesi gerektiğini düşündü. Güneş ağardı, pembeleşti ve turunculaştı. Çitler çakıldı, o büyük çadır kuruldu. Mix uykuya dalarken Max yeni bir güne uyandı ve bu sefer onu neyin beklediğini merak etti. ~

Bölümün tamamını WritePad'de oku