THANATOS'UN ÇİÇEĞİ

YANKI

Yazar:

THANATOS'UN ÇİÇEĞİ - Cansu İla kitap kapağı
THANATOS'UN ÇİÇEĞİ kitap kapağı

Bu insanların birbirleriyle alakaları yoktu aynı yerde yaşıyor olmaları dışında burda bir şey olmalıydı bu yerde, bugün beni çok yormuştu kapımı her kilidiyle kilitledim bütün ışıkları açtım ve uyumadan önce 5 bardak su içtim Sanki beş bardak su cehennem ateşini söndürecekmiş gibi ve uyumaya gitttim uyudum, uyandım, uyudum, uyandım sabaha kadar süren bir döngü uyku felcine benziyor ama değil kâbus görmek gibi ama değil ölmek ve hiç utanmamak korkusu gibi kaç senedir yaşıyorum bunu her akşam her akşam... Gözlerim zor açılıyordu lavaboya gidip yüzümü yıkadım artık gözaltılarım siyahlaşıyor gözlerim sanki küçülüyordu o olaydan sonra yaptıklarımdan sonra aynaya bakmak yeterince zordu. Bir karar vermem gerekiyordu açıkçası bu işte berbattım. Zaten kararı doğru vermiş olsaydım bugün başıma bunlar gelmezdi nasıl yaktım herkesi ve kendimi bunları ben mi yaptım? Kendime bir kahve yaptım beynim yankılanırken kahvemi masama götürdüm sütsüz şekersiz zift gibi bir kahve maalesef araştırmayı devam ettirebilmem için bir ipucu bulmam için o zaman ki olan her şeyi mahveden o olayı düşünmeli o zaman ki dosyaları açmayalım gözlerimi kapattım bir anlığına ve bir bağrış "Sen şeytansın" ve büyük bir gürültü o bütün korkunç manzara o zaman ne hissettiysem şimdide aynı şeyi hissediyordum büyük bir boşluk insan aslında gerçeğe ne çabuk alışıyor bunu bir filmde izlemiş olsaydım muhtemelen bu nasıl olur nasıl yaparlar krizine girerdim bu farkındalıkla ve kaşlarım kalkık bir ifadeyle farkında olmadan dişlerimi sıkıyordum. Hayatımın dönüm noktası bu olaydı nasıl eski dosyaları açabilirdim ki? Odaya gittim gizli bir kasam vardı dolabın içinde gömülü yavaş adımlarla odaya girdim yavaşça dolabın kapılarını açtım kasayla bakışıyordum sanki kasanın gözleri ve Ruhu vardı Ellerim titriyordu, yavaşça ve hızlı şekilde nefes alıp vererek ellerim titreyerek girdim şifreyi ellerim titrediği için sürekli yanlış yazdım ama en sonunda derin bir nefes alıp girdim ve kasanın kapısı açıldı dosyaları alırken hâlâ titriyordum alıp hepsini masama götürdüm götürürken sendeleyecek gibi oldum yinede götürdüm ilerledim ve yavaşça masaya oturdum ilk dosyayı açtım Geçmiş Yaşam Deneyi hepimizin adı yazıyordu en başta da benim Mitolojik ikonografi ve psikodanamik analiz uzmanı profesörü TANER AYDIN'IN BÜYÜK FİKRİ Nörobilimci Selin ERDEM Klinik psikoloji ve Travma Uzmanı Murat KARACA Arkeolog ve Sembolizm Araştırmacısı Ece VURAL Bilişsel sinir bilim ve Bellek uzmanı Mehmet ARSLAN Ve Komiser Metin YALÇIN ve isimlerin altında hemen şunlar yazıyordu. Deneklere ne oldu? Deneyin başarısız olma sonuçları? Taner AYDIN denekleri öldürdü mü? Bunları okurken herkesi topladığım kilitli o oda aklıma geldi o siyah yuvarlak masada gri sandalyelerde oturan biz; "Arkadaşlar bana katılıp yardımcı olmanızı istediğim bir fikrim var bizler yirmi yıllık arkadaşız beni geri çevirmeyeceğinizi düşünüyorum. Metin kaşlarını çatmıştı; +Seni dinliyoruz? -Geçmiş Yaşam Deneyi ve Mitolojik bağlantısı +Beş denek bulacağız ve Geçmiş Yaşam Deneyi'ni uygulamaya çalışacağız başarılı olursak nasıl olur düşünün ve belki de birçok şeye cevap bulacağız. Metin güvenlikten sen sorumlu olursun diye düşünüyorum. Selin gözlerini kapatarak ve titreyerek bana doğru kafasını çevirdi; -Peki ya başarısız olursak? +Sonuçta Metin güvenlikten sorumlu bir sorun olduğunu anladığımız an dururuz ve sonuçta bunu uyuyup geri gelmek gibi düşünebiliriz. Birden bu hatırladığım anıdan sıyrıldım. Kağıtların devamına baktım deneklerin ölüm tarihleri vardı. On yıl geçmişti on yıl aşağıda kalemle yazdığım bir not: "Neden hepsi aynı şeyi gördü?" "Bu hastalık neden oldu? Çok tehlikeli bir şey yaptım, yaptık. Bir sayfa daha çevirdim herkesin kısa ifadeleri yirmi yıllık arkadaşlarım; Komiser Metin YALÇIN: "Taner insanlara zarar vermek istemedi, sadece bu işe fazla takıntılı hâle gelmişti. İnsanların bu tuhaf bulaşıcı hastalığa yakalanacağını bilemezdi." Nörobilimci Selin ERDEM: "Ben aslında bir şeylerin ters gitmeye başladığını fark ettim ve Taner'e söy…

Bölümün tamamını WritePad'de oku