Bölüm 3:Bebek Kanı
Yazar: THE VALERIE

İşte idim.Önümüzde dikiş makinaları vardı fakat ben ona bakmaktan başka hiçbir şey yapamıyordum.Onun bana verdiği enerji garipti.Oldukça da güzeldi.İşini en iyi şekilde yapıyordu,çok dikkatli idi ve zorlanmadan yapıyordu. "Nerede yaşıyorsun?" diye bir soru yöneltti. "Normalde Synery şehrinde yaşıyorum ama iş için buraya taşındım." "Seni Bay Hanson getirdi değil mi?" dedi yarım ağız gülümseyerek.Peki o bunu nereden biliyordu? "Sen bunu nereden biliyorsun??" dedim şaşırarak.Bir kahkaha tufanı patlattı.Çok güzel gülüyordu. Sakın Madison,sakın. diye kendimi içten içe kemiriyordum. "Biz Samuel ile uzun süredir arkadaşız.Ailemiz tanışmasada biz kampüsten beri arkadaşız." dedi.Mantıklıydı."Madison."dedi o etkileyici ses tonuyla "Bu akşam benle kafeye gelirmisin?Çok güzel bir kafe biliyorum.Ormanın ortasında şık bir yer." Asla beklemiyordum.Saatlerdir beraberdik am daha yeni tanışmıştık."Kulağa garip gelebilir ama belki birbirimizi daha yakından tanırız.Aynı işte çalışıyoruz,aynı masada ve saatlerdir konuşuyoruz.Tabii sende gelmek istersen."İstiyordum.Hem de çok istiyordum ama duygularım beynimin önüne geçtiğinde "Tabii ki neden olmasın." demiştim. 🩸🩸🩸 İş çıkış saati gelmişti."Eee seni bırakmamı istermisin?"dedi Gabriel."Yok şey ben otobüsle giderim.Zaten Kane de gelmiştir dedim."Kane kim" "Kane..." telefonu çalmıştı.Arayan Maggie idi. "Madison! Abim telefonlarına bakmıyor!" dedi yakarırcasına. "İnterneti yoktur veya şarjı bitmiştir." Derin bir iç çektim."Tamam sen endişelenme ben hemen geliyorum.Evin oraya bakacağım belki gelmiştir." dedim onu rahatlatarak.Sonra telefonu kapattım. "Gabriel beni eve bırakabilir misin?" "Siz isteyin ben her şeyi yaparım." 🩸🩸🩸 Evin oraya gelmiştik.Gabriel'a bütün her şeyi arabadayken anlatmıştım ve birazcık ileride bana bir şey olmasın diye beni izleyeceğini söylemişti.Israr etmiştim ama o kazanmıştı. Yeni evimin önünde arabam duruyordu içindeyse de birisi vardı.İriydi Maggie gibi de kıvırcık saçları vardı. Bu Kane idi... "Kane" dedim yanına giderek arabadan inen Kane idi am büyük bir ağız ve simsiyah gözleri vardı."Madison arabanı getirdim." dedi net bir sesle.Yutkundum.Sonra telefonum çaldı.Arayan Maggie idi "Madison abime ulaştım.Hasta olmuş onun için gelememiş arkadaşı gelecekmiş arabayı getirmeye. Eğer Kane evde ise bu karşımda duran adam kimdi."Maggie abin yanımda" dedim tedirgin bir sesle.Sonra acele etmeden eve doğru yürüdüm.Cama baktım orada yoktu.Gitmişti...Kapı çaldı Hassiktir.Ya oysa... O kimdi hala aklım almıyordu.Kapıyı açtım gelen Gabriel idi. "İyimisin? Merak ettim." dedi.Sesimde endişe vardı."Ev-evet iyiyim ben hazırlanayim çıkarız." "Tamam, bekliyorum." dedi yarım ağız gülümseyerek o etkileyici tonla. İçime beyaz bir bluz, üstüme de kırmızı bir ceket,altıma ise bol paça siyah bir eşofman gitmiştim.Saçımı taradım,kahküllerimi düzelttim ve çıkmaya hazırdım. İlk defa randevuya çıkacaktım.Eskiden benden hoşlananları reddetmiştim ve onun gibisini görmemiştim.Çok yakışıklı ve oldukça efendi birisiydi. "Gidelim mi?" dedi Gabriel."Gidelim." dedim ve bana uzattığı kolunun içine kolumu soktum. Arabaya geldiğimizde bana arabasının kapısını açtı."Buyrun bayan Mooree" dedi bana reverans yaparak."Teşekkürler bay Greenwood" dedim aynı reveransla karşılık vererek. İkimizde yaptığımız oyunculuk performansından dolayı bir kahkaha tufanı patlattık. 🩸🩸🩸 Kafeye gelmiştik.Tatlı ve loş bir yerdi.Gerçekten de Gabriel'ın dediği kadar vardı.Gabriel "İki tane şarap." dedi garsona parmağıyla iki işaretini göstererek. Garsonlar hem şarapları hem de şarap bardaklarını aynı anda getirdiler.Şaraplar yeteri kadar soğuktu.İkimizde şaraplarımızı bardakların yarısından az bir şekilde doldurduk. İkimizde bir yudum almıştık.Tadı bana bir tuhaf gelmişti.Yuttuğumda "Bunun tadı niye bu kadar tuhaf."dedim.Uzun süredir içmiyordum.Hatta bayağı uzun bir süredir.Bir yudum daha aldığımda "O içtiğin şey bebek kanı." dediğinde kusmak için yer arıyordum.Bir kahkaha kopardığında onun yüzüne tükürmüştüm ağzımdaki şarabı.Gabrie…