Bölüm 2:İlk Karşılaşmalar
Yazar: THE VALERIE

Doğruyu söylemek gerekirse Bay Hanson dan böyle bir şey beklemiyordum.Kimseyle muhattap olmayan bir patron nasıl olurda benim için bir ev kiralayıp işimi geliştirmem için bana özel bir iş ayarlar.Neyseki uçak biletimizi almamıştı yoksa "Sana uçak bileti de aldım" deseydi büyük ihtimal işten ayrılırdım. Üçümüzde eşyalarımızı toplamak için kendi evlerimize ayrılmıştık.Synery Havalimanında buluşacaktık. Eve girdiğimde çok kötü bir koku sarmıştı etrafını. Ceset kokuyordu... Evin içi gerçekten ceset kokuyordu.Odalara,salona,mutfağa,koltukların arkasına,yatağıma,televizyonun arkasına bile baktım.hayvan ölüsü veya ve benzeri hiçbir şey yoktu. Bu kokuya daha fazla dayanamazdım.Görünürde hiçbir şey yoktu ama evin içi katliam gibi kokuyordu. Bütün eşyalarımı bavuluma fırlattım,banyodaki kişisel malzemelerini de sırt çantasına fırlattım. Acilen gitmem gerekiyordu... Hazırlandım ve otoparka gittim.Yol çok uzak olacağı için oraya arabayla gidemezsin onun için Maggie'nin abisi Kane oraya kadar arabamı götürecekti. Otoparkın ışıkları çok hızlı yanıp sönmeye başlamıştı.Patlayacağını düşündüm ama bir ışık patlasa bile bu kadar hızlı yanıp sönmezdi.Belki de ceset kokusu beni uyuşturmuştu.Bu benim aklımda olan bir şeydi ama şunu biliyordum ki ters giden bir şeyler vardı. 🩸🩸🩸 Ben arabayla onlar ise taksiyle gelmişti havalimanına..Havalimanında buluşmuştuk."Madison, sen iyimisin?" dedi Helena.Sesinde merak ve nahiflik vardı."İyiyim sorun yok sadece ne olduğunu idrak edemedim bu işte bir şey olduğunu düşünüyorum ama fazla sorgulamayacağım hem belki de dediği gibidir." "Sorun olmayacak Madison ve en iyi terzilerden biri olacaksın inan bana sana güveniyoruz." dedi Maggie beni desteklercesine Helena ise ona katıldı "Evet sana güveniyoruz." dedi yine o huzurlu meleksi sesiyle. Uçağa bindiğinizde üçlü koltuklara oturduk.Helena cam kenarında Maggie ortada ben ise Maggie'nin yanındaydım."Welletham yolcuları için uçak geri sayımı başladı."dedi erkek bir pilot sesi."3,2,1 ve kalkıyoruz." Uçak yol almaya başladığında heyecanlıydım.Welletham bildiğim kadarıyla o kadar büyük bir yer değildi ama oldukça lüks olduğunu duymuştum.Patronumun bana söyledikleri ne kadar tuhafıma da gitse arkadaşlarımın da aynı şeyleri düşündüğünü biliyordum.Belki de kendimi çok geliştirecektim.Belki de en iyi terzilerden biri olacaktım. Bay Hanson'ın oğlunu duymuştum.Galiba ismi Samuel Hanson'dı.Bay Hanson'ın yanında ilk çalışmaya başladığımda dikceğimiz elbisenin stili için bir soru sormak için odasının önüne gelmiştim ama bağırış seslerinden dolayı sadece orada duyduğum şeylerden dolayı dınakalmış ve kapıyı dinlemiştim.Konuşma ise şöyleydi. "Samuel! Sen ne saçmalıyorsun he? Organları çıkmış ne demek?" "Baba ben bir şey yapmadım.Bana bağırınca..." "Ağlama lan! Senden bir halt olmaz sürtük bir şeysin zaten." "BABA LÜTFEN YARDIM ET!" "Tamam ama bu son seferlik olacak.Seni tımarhaneye yatırmadığıma şükret." "Baba niye bana bir canavarmışım gibi davranıyorsun?" "Çünkü sen bir canavarsın." Sonra ise telefon kapama sesi duydum ve oradan ayrılmıştım.Baba tarafından nefret duygusunu hiç hissetmemiştim ama onu anlayabiliyordum. Babam kalp yetmezliğinden hayatını kaybetmişti annem ise beni en iyi şekilde yetiştirmiş ve dayımın yanına çok uzaklara yerleşmişti.Helena ve Maggie ile de çocukluk arkadaşlarıydık.Hep beraber takılıyorduk ve asla ayrılmamıştık.Yine beraberdik uçakta da beraber,Wellethamda da beraber olacaktık. En arkadan oturuyorduk ve arkada hosteslerin bulunduğu bir oda vardı.Oradan bir çığlık yükseldi.Üçümüzde kafamızı arkaya çevirdik.Helena tırsmış,Maggie ise "Well e tham Şehrine Gidiyoruz" adlı canlı yayınını kapatmıştı, bende orada ne olduğunu anlamaya çalışırcasına gözümü kısmış kapıya bakıyordum. "Kızlar ben gidip bakıcağım" dedim öne atılarak. "Hayır!" dediler ikisi aynı anda.Maggie sol kolumu tutmuştu.Derin bir nefes aldım.Sadece yardım edecektim hepsi bu. Kapının menteşesini çevirdim ve kapı kilitli değildi,direkt açılmıştı. Yerde arkasını dönmüş bir hostes vardı.Kapı…