4.BÖLÜM | LİMONLU DONDURMA
Yazar: Rossoball

Küçük bir şey söyleyip sizleri kitapla baş başa bırakacağım. Kitabin içinde olan İdil'in de kitabı olacak. Tenis Raketi bitikten sonra onunda hikayesi okuyacağız. Seri gibi düşünün. Şimdi kaçıyorum. Keyifli okumalar!! ❥ Taylor Swift • Labyrinth 4.BÖLÜM | LİMONLU DONDURMA "Bu muydu yani İdil?" dedim gözlerimi devirerek. "Evet." diyerek koluma girdi. Beraber dersimizin olduğu kampüse gidiyorduk. "Kızım sana Doğu tokat yedi diyorum. Kız buna öyle bir vurdu ki, yüzü yamulacaktı." Karşıya bakarak yürümeye devam ettim. "Beni ilgilendirmiyor artık. Onunla ilgili olan şeyleri bana söylemeyi kes." İdil oflayarak başını salladı. "Tamam. Bu arada bugün tenis dersin vardı dimi?" Başımı onaylarcasına salladım. Bir anda beni kolumdan tutarak durdurdu. "Esin!" diye bağırdı. Üstümdeki sweatshirte gözlerini fal taşı gibi açarak baktı. Yüzünü üstümdeki sweatshirte daha da yaklaştırarak beni bir köpek gibi kokladı. "Bu sweatshirt... Yoksa..." "Evet, Koralp'in." dedim daha da uzatmadan. Başını da işaret parmağımla kendimden uzaklaştırdım. "Sen şaka yapıyorsun!" diye bağırdı tekrardan. Yüzümü buruşturdum. "Bağırmadan konuşsana İdil." Onu uyarınca yüzü düştü. "Beni yargıma. Ne yapıyım heyecanlanınca bağırıyorum. Hem beni boş ver şimdi!" Yine bağırdı. "Üstündeki Koralp'in sen farkında mısın? Sana nasıl verdi?" Yürümeye devam ettiğimde arkamdan pata pata gelmeye başladı. "Yağmur yağıyordu sabah. Bende üstümü ince giyinmiştim. Yaz yağmuru geçer diye ama geçmedi. O da beni öyle görünce verdi işte." "Ne romantik ama dimi?" dedi yanımda yürümeye başladığında. Ona dönüp baktığımda gözlerinden kalpler çıkıyordu. "Nesi romantik? Dengesiz herifin teki." dedim sinirle. Otobüste uzun uzun düşünmüştüm. Bana yemek ısmarla dedikten sonra çıkıp gitmişti. Sanki ben çok meraklıydım onunla yemek yemeğe. Dengesiz. Bencil. Bencil? Aynı senin gibi yani Esin. Hayır. Ben bencil değildim ki. O Doğu salağı yüzünden bencil diye adlandıramazdım kendimi dimi? Kesinlikle. "Ne oldu ki? Neden öyle dedin çocuğa?" Gözlerimi devirdim. "Çocuk mu? Küçülsün de cebime girsin. Deve." "AA! Adama durduk yere demediğin kalmadı, Esin. Ne oldu sizin aranızda. Ne güzel sweatshirtini vermiş üşüme diye işte." Durdum hemen. İdil'e döndüm. "Ne mi oldu? Benimle iddiaya girdi. Adımlarımın doğru olmadığını söyledi. Bende tamam iddiaya girelim dedim. O da tamam dedi." "Sonra?" İdil beni çekiştirerek bir bankın üstüne oturttu. "Açtı telefonunu koydu kenara. Adımlarımı çekti. Bir süre sonra aldık telefonu baktık. Adımlarım doğruymuş." "Sen kazandın yani?" dedi idil. Başımı salladım. "Evet, ben kazandım." "İddia, ne iddiasıydı peki?" "Ben ona yemek ısmarlayacaktım, o da bana tenis raketimi geri verecekti." Koluma astığım tenis raketimi ona gösterdim. "Ay! Geri almışsın! Çok sevindim Esin!" dedi sevinçle İdil. "Bende ama sonra yine de bana yemek ısmarlayacaksın dedi, o dengesiz." Soluklandım. "Tenis oynadığım yerin karşısında bir tostçu var, biliyorsun dimi?" İdil başını salladı. "Oraya gittik. Bu dengesiz daha tostu ısırmadan hızla ayağa kalkıp çıkıp gitti." İdil'e restorana girmeden önce yaşadığımız o anı da anlatmamıştım. Neden bilmiyorum ama anlatmak istemedim. Zaten günlerdir ben ve Koralp için imalarda bulunuyordu. Bunu da anlatırsam daha da büyüyecekti imalar. İdil bir süre düşündü. "Acaba neden öyle yaptı?" "İşi varmış beyefendinin. O zaman neden yemek ısmarla dedi ki? Anlamıyorum." Gerçekten sinirlenmiştim. "Bilmiyorum ama bildiğime göre Koralp çok dışardan yemek falan tüketmezmiş." İdil düşünceli bir şekilde konuşunca ona döndüm. "Neden?" diye sordum. "Bilmiyorum ki? Kızlardan biri böyle demişti. O pek yemez dışardan. Yerse de hep aynı yerlerde ve tanıdığı kişilerin ellerinden. Belki de bir rahatsızlığı vardır." İdil tekrardan ayağa kalktı. Bende düşünceli bir şekilde ayağa kalkarak yavaş yavaş kampüse doğru yürümeye başladım. İdil yanımda Furkan hakkında bir şeyler söylüyordu fakat o kadar dalmıştım ki onu anlamıyordum. Tek düşündüğüm, Koralp'in neden yemek yiyemediğiydi. Bir süre sonra kampüs…