17. BÖLÜM | YILDIZLAR GİBİSİN
Yazar: Rossoball

Bölüm görselleri

Yorum ve oylarımız çok düşük. Lütfen oy verip ve satır aralarına yorum yapmadan okumayalım olur mu? X : pinklilylza | Ig : ballrosso Keyifli okumalar. ❥ The Neighbourhood - Reflections 17. BÖLÜM | YILDIZLAR GİBİSİN "Bu gece beraber uyuyacağız." Koralp yüzüme şaşkınca bakıyordu. Ne demek istediğimi daha anlayamamıştı. "Pardon?" dedi gözlerini kısıp yüzüme baktığında. Yürümeye devam edince mecburen arkamdan yürümeye başladı. "Beraber yıldızları izleyerek uyuyacağız işte nesini anlamadın?" "Beraber. Uyuyacağız." Tekrarladığında ona dönüp baktım. "Koralp eğer bunu bir daha söylersen isteğimden vazgeçeceğim. Geceyi tek başına yatağında geçirirsin." Ona trip atarcasına saçımı savurup yürümeye devam edince elimi tutan eli beni hızla kendine çekti. Şaşkınca onun gövdesine çarptım. "Ne yapıyorsun?" dediğimde yüzümü kaldırıp yüzüne bakmak zorunda kaldım. O an yüzüme baktığında "Bunu yaparsak..." diye fısıldadı. Yüzüme biraz daha yaklaştığında burnu burnuma sürtüyordu. "Alışırım. Hep isterim." Afalladığım için dudaklarımı aralarım ama kelimeler dudaklarımdan çıkamadı. "Alış." diyebildim sadece. "Hep isterim." "Hep iste." Dudakları dudaklarıma değdi. "Bağımlısı olurum." "Ol." Dudakları bulduğu boşlukla dudaklarımın arasına karıştı. Öpüşmemiz yavaştı ama tutkuluydu. Benden ayrıldığında ise gülümsedi. "Yapalım o zaman." "Yapalım." Birbirimizden zorla ayrıldığımızda yan yana ve el ele yürümeye başladık. Arada ona yine bir şeyler anlattım. Nedense ona bir şeyler anlatmadan duramıyordum. O da bundan memnun gibiydi. Bende sorun etmiyordum. İlk defa birinin yanında bu kadar çok konuşuyordum ve konuşmam kesilmiyordu. Ya da çok konuşmam yüzüme vurulmuyordu. O herkesten çok başkaydı. Galiba bu yüzden ona kısa sürede kapılmıştım. Koralp beni kendine kaptırmıştı ama sürüklemiyordu. Ellerimi sıkıca tutmuş bana zarar vermeden, beni sevmeye başlamıştı. Düşüncelere daldığımda ne ara geldiğimizi anlamadığım lokantaya girdik. Bizim için ayrılan masaya geçtiğimizde garson önümüze iki menü bıraktı. Menüyü incelerken gözlerimi kaldırıp ona baktım. "Ne yiyeceksin?" diye sormak istedim çünkü ben pek seçim yapamazdım. Belki seveceğim bir şey yerse ona eşlik edebilirdim. "Balık." dediğinde gözlerini bana çevirdi. "Sen?" "Bende balık." dedim ona gülümseyerek. Elimdeki menüyü kapatıp kenara bıraktım. Tam o an garson yanımıza geldi. Koralp bana gülümseyerek garsona döndü. İstediği balığı anlattıktan sonra benim içinde aynısı istedi. İçecek olaraktan su almak istedik. Garson yanımızdan ayrıldığında ona dönüp "Hadi, anlat." dedim. Gözlerini kısarak "Ne anlatacağım?" diye sordu. "Kendini, aileni ve bilmem gereken her şeyi." Bir süre onun gözlerine baktım. "Koralp hep ben anlattım. Sıra sende, şimdi sen anlatacaksın ben dinleyeceğim." Bir süre düşünür gibi bekledi. "Ailem İzmir'de yaşıyor. Bir tane ablam var. Kendisi at binicisi, eskiden bir tane çiftlik evimiz vardı. Hep orada atlarla ilgilenirdi. Bir gün aniden, babamın işleri yüzünden oradan ayrıldık. O ev şu an boş diye biliyorum. Bizde yurtdışından döndüğümüzde İzmir'e yerleştik. Bir daha o eski çiftlik evine dönmedik. Annem ressam, yıllarca hep çizim yapmış hâlâ da yapmaya devam ediyor. Babam da büyük bir şirketin müdürü ama kendimizin de bir şirketi var. Şu an ablam yurt dışında onu yönetiyor." "Vay! Çok havalı bir ailen varmış." Anlattıklarını dinlerken hayran kalmıştım. "Ablana bayıldım bu arada şu an at biniciliği yapmıyor mu?" Koralp'ın yüz ifadesi değişti. "Yapıyor ama istediği gibi değil. Babam şirketin başında dursun diye biraz zorluyor. Eğer o durmasa beni zorlardı. Galiba benim için kendini yaktı." "Üzüldüm. İstediğin bir mesleği yapmamak zordur." Gerçekten üzülmüştüm. Eğer elimden tenis raketimi alsalardı, böyle hayat canlısı biri olamazdım. "Sen peki? Kendinden bahset biraz daha." Koralp güldü. "Yeterince bahsetmedim mi?" "Bilemem, belki atladığın noktalar vardır." Diye sordum imayla. Hmm diye bir ses çıkardı. "Galiba var." "Ne?" dedim merakla. "Ben galiba sana daha önceden tutuldum. Çocukken." Şaşkın…