11. BÖLÜM | KÜTÜPHANEDEKİ SESSİZLİK
Yazar: Rossoball

❥ Dolu Kadehi Ters Tut • Sana Bakarken 11. BÖLÜM | KÜTÜPHANEDEKİ SESSİZLİK Bir gün sonra... Okulun kapısından girdiğim an kulaklığımın sesini bile alan bir gürültüyle karşılaştım. Başımı kaldırıp etrafa baktığımda oldukça kalabalık bir bahçeyle beraberdim. Final haftası yaklaşmıştı. Bu yüzden okul birkaç hafta şu görüntüyle beni karşılayacaktı. "Naber güzellik?" diyerek birinin koluma omzunu atığını gördüm. Bu yine her zaman ki gibi İdil'di. Şaşırmadım. Kulaklığımı çıkartarak ona döndüm. "İyidir güzellik senden?" dediğimde yüzümde bir gülümseme vardı. "Vay! Yüzler gülüyor hem de bu saatte." İdil şaşırmıştı. Çünkü bu saatlerde pek güler yüzlü olmazdım. Fakat bugün güzel bir gündü. Dünden kalan güzel bir gün. Dün ne mi olmuştu? Koralp ile saatlerce o mutfakta oturmuştuk. Saatlerce de konuşmuştuk. Aslında onun bu kadar konuşkan olacağını düşünmemiştim fakat Koralp beni şaşırtarak oldukça fazla konuşmuştu. Hobilerimizden, fobilerimizden ve daha birçok şey hakkında konuşmuştuk. Tabi ben daha çok ona her şeyi açıklayarak ve uzun uzun anlatmıştım. Aynı zamanda onunla konuşmakta hoşuma gitmişti. Eşyalarını yerleştirirken bile aklıma gelen bir şeyi ona söylemek için diğer odandan hemen diğer odaya geçiyordum. O kadar çok sevmiştim. Onunla konuşmayı. Bu arada evi çok güzel olmuştu. Hem tertemizdi hem de oldukça düzenliydi. Bütün eşyaları kahverengi ve bej tonlarındaydı. Salonda kahverengi L bir koltuğu vardı. Hemen önünde bej renginde halısı ve yine koltuğunun tonlarında bir orta sehpası vardı. Tam karşılarında da televizyon ünitesi duruyordu. Çoğu eşya sportifti bu yüzden şık ve oldukça güzeldi. Salonu beraber hallettikten sonra mutfağı ben düzenledim. Koralp'de kendi odasını düzenlemek için yanımdan ayrıldı. Mutfağı bitirdiğim gibi tekrardan yere oturdum. Koralp beni yerde oturmuş öylece durduğumu gördüğünde yanıma geldi. "Bakalım şu kek nasıl olmuş." dediğinde karşıma oturdu. Az önceki gibi oturuyorduk. Tek fark bütün eşyalar yerleşmişti. Şimdi ise tam anlamıyla bir ev gibi hissettiriyordu. "Yiyecek misin?" dedim şaşkınca. Oturduğum halının üstünde bağdaş kurdum. Koralp başını salladı. Oturmadan az önce eline aldığı kek kabını dizlerine bıraktı. İki tane çatalı da eline aldığında birini bana uzattı. "İçecek bir şey ister misin?" dediğinde başımı iki yana sallamak istedim ama yapmadım. Bu kekin yanına kahve çok güzel oluyordu. "Bir kahve içerim aslında." Koralp hemen ayaklandı ve kahve makinesini çalıştırdı. Raflardan da iki kupa çıkardı. Kahveyi yaptığı an mutfağı güzel bir kahve kokusu sardı. Bu kokuya âşıktım. "Al bakalım." dedi Koralp. Ellerim direkt kupaya uzandı. Sıcacık kupayı ellerimin arasına aldım. "Teşekkürler." dediğimde tebessüm etti. Tekrardan eski yerine oturdu. Eline kek kabını aldı ve direkt açarak bir dilimden çatalıyla küçük bir parça aldı. İlk önce yemeyecek sanmıştım. Çünkü oldukça titizdi. Fakat hiç düşünmeden ağzına atmıştı. Ben ise dikkatlice onu izliyordum. Yüzünden güzel mi yoksa kötü mü olduğunu anlamaya çalıştım ama pek bir şey anlayamadım. Bu yüzden beklemeden sordum. "Nasıl?" Bir süre ağzındaki lokmayı çiğnedikten sonra başını aşağıya yukarı salladı. "Güzel." Bunu duymamla beraber yüzümde bir gülümseme oluştu. Bende onun gibi "Güzel." dedim. O saatten sonra ise beraber kek yiyerek sohbet etmeye devam ettik. Ve benim bir mutfakta geçirdiğim en güzel saatlerdi. "Bakıyorum da uzaklara dalıp gittik." diyerek beni biraz sarstı İdil. "Ne dalması. Dalmadım ben. Bir şey düşünüyordum." İdil bana inanmıyormuş gibi başını salladı. "Bu dalmaların, kendi kendine gülümsemelerin falan... Bana bir şeyleri doğrulatıyor." Gözlerimi İdil'den kaçırarak etrafa bakındım. "Yok, bir şey falan. Sadece biraz iyi hissediyorum bu aralar o kadar." İdil mırıldandı. "Bu iyi hissetmelerinin sebebi Koralp gibi ama... Neyse." "Saçmalama artık İdil." diyerek ondan uzaklaşmak için biraz daha hızlı yürümeye başladım. "Kaç sen! Kaç! Ama kaçan kovalanır canım söyleyeyim!" dediğinde bir erkek sesi aramıza girdi. "Öyle mi olurmuş? Kovalayalım o…