Seni Doğrudan İstiyorum
Yazar: Almina

🎶 Kim Na Young, Mad Clown-Once again Daha üç gün önce tanıştığım, adından ve mesleğinden başka hiçbir şey bilmediğim Atlas Varen, bana evlenme teklifinde bulunmuştu. Pardon, pardon, pardon... Buna evlenme teklifi denmezdi bu düpedüz emrivakiydi. Haliyle kalbim romantik bir heyecandan değil, yaklaşan bir felaketi sezdiği için hızlanıyordu. Kerem öfkeden kravatını gevşettiğinde, Atlas gözlerini ayırmadan bana bakıyordu, sakindi. Hayır, sakin falan değildi. O bana, zaten ona aitmişim gibi bakıyordu. "Umarım bu saçma teklifinin mantıklı bir açıklaması vardır," dedim sessizliği bozarak. "Ya da akli dengenin yerinde olmadığını kabul et ve bu saçmalığa bir son ver, hemen!" Kerem kravatını agresif hareketlerle göğsüne kadar indirip sinirle gülmeye başladı. O gülüşün içinde, beni koruyamıyor oluşunun çaresizliği dolaşıyordu. "Belgeleri değiştirmenin karşılığında Ada'yı istiyorsun öyle mi? Bir kadını anlaşmanın parçası yapmak sence ahlaka uygun mu?" Kerem'le aynı şeyi düşünüyor, Atlas'tan gelecek cevabı bekliyordum. Fakat o cevap vermek yerine bana bakmayı sürdürüyordu. Onu henüz tanımamama rağmen hangi duygunun bedenine nasıl yansıdığını çözmeye başlamıştım. Öfkeleniyordu. "Arkadaş yanlış anlamış," dedi usulca yüzüme yaklaşırken. "Ben seni şart olarak istemiyorum." Gözleri yüzümde yavaşça dolaştığında alt dudağımı fark etmeden dişlerimin arasına aldım. Öyle dikkatli bakıyordu ki insan bir süre sonra bakışlarının tenine değdiğini sanıyordu. "Seni doğrudan istiyorum." Seni doğrudan istiyorum. Karşımdaki adamı çözemiyordum. Konuşma şeklinin aklımı karıştırdığını inkâr edemem, korkunç derecede çekici ve bir o kadar da rahatsız ediciydi. Benim yerimde başka bir kadın olsa belki ayakları yerden kesilirdi. Etkileyici bir adamdı Atlas. Yalnızca görünüşüyle değil ağır konuşmalarıyla, insanın içine işleyen ses tonuyla, ne istediğini bilirken zerre tereddüt etmeyen tavrıyla. İşittiğim cümlenin etkisini hâlâ üzerimde taşırken sertçe nefesini bırakan Kerem, "Ada henüz kararını vermiş değil," dedi. "Henüz vermedi, ama verecek," dedi sesdizce. Bana o kadar yakındı ki dudaklarını oynatsa tenime değeceğini hissediyordum. Ve ne yazık ki, bedenim bunun farkına aklımdan daha önce varıyordu. "Sadece birkaç dakika daha gözlerime bakması yeterli." Sesi bir ihtimal gibi çıkmıyor, olacak bir şeyi ilan ediyordu. "Sen kendini ne sanıyorsun, kimsin sen?" dedi Kerem sonunda kontrolünü kaybederek. Atlas onun varlığını zerre umursamadı. "Ben, Atlas Varen," dedi dudakları bana tehlikeli derecede yakınken. "Ne istediğini bilen bir adamım." Nedendir bilmem, bakışları gözlerimden dudaklarıma kaydı. Anlamlandıramıyordum. Bana hem tehlikeli derecede yakın hem de ürkütücü şekilde ulaşılmaz duran bu adam, ne yapmaya çalışıyordu? "Ve senden, karım olmanı istiyorum Ada Suhan." Karım olmanı istiyorum. Ne söylediğini saniyeler geçmesine rağmen yeni idrak ediyordum, bunu gerçekten söylemişti. Henüz tam anlamıyla tanımadığım bir adam, gözlerini gözlerimden ayırmadan beni istediğini hem de karısı olarak istediğini söylemişti. Üstelik bunu öyle sakin, öyle korkutucu bir eminlikle yapmıştı ki, çıldırmamak mümkün değildi. "Sen ne küstah, bencil, utanmaz bir adamsın?" dedim inanılmaz bir öfkeyle. "Bir kadının karşısına geçip onu istediğini söyleyeceksin, sonra da rahatlıkla ona sahip olacaksın öyle mi?" Omzunu var gücümle itip kendimden hızla uzaklaştırdım. "Oradan bakınca fiyat biçeceğin bir ürün gibi mi görüyorsun beni?" "Düşündüğünün aksine bedeli olan şeyler ilgimi çekmiyor." Öfkem o kadar büyümüştü ki sesini duyuyor ama kelimelerini seçemiyordum. "Bir imza atacaksın, ben de soyunup senin yatağına mı gireceğim? Bu mu yani, gerçekten aklındaki şey bu mu senin?" Kerem araya girmek istedi, izin vermedim. Çünkü gözümü Atlas'tan ayırırsam bütün öfkemin dağılacağından korkuyordum. Karşımda, yüzünün yarısı yara ve ezikler içinde; kolu alçılı, eli sargılı ve saatler önce ameliyattan çıkmış biri durmuyordu. Eğer öyle olsaydı bu kadar dik bir şekilde ayakta durabiliyor olmazdı. Eğilmek ne…