Bunu Hissediyor Musun?
Yazar: Almina

Haziran 2025-İstanbul Ece'yi sahnede beklerken kuliste gördüğüm an, gecenin asla planlandığı gibi bitmeyeceğini anlamıştım. Öyle de oldu. Arkadaşımı gürültünün ortasında kendi sessizliğine gömülmüş bir vaziyette buldum. Kemanını göğsüne bastırmış, parmaklarıyla telleri sınıyordu. "Beş dakikan var," demişlerdi ona. Beş dakika sonra sahneye çıkacak, kemanıyla herkesi büyüleyecekti. Zaman su gibi akıp gitmiş, kırk beş dakika geride kalmıştı. Organizasyon sorumlusu yanımıza gelip Ece'nin kulağına bir şeyler fısıldadığında yüzü kireç gibi oldu. "Bunu yapamazsınız!" Sesi titriyor, ağlamamak için kendini zor tutuyordu. "Üzgünüm, artık çok geç," dedi organizatör. Neler olduğunu anlamaya çalışıyordum, hiçbir şey mantıklı gelmiyordu. Fakat sonra taşları yerine oturtan bir gelişme yaşandı, bütün ışıklar yandı ve İdil, gitarıyla sahnenin tam ortasında belirdi. Adımları o kadar rahattı ki, sanki en başından beri sahneye çıkanın kendisi olacağını biliyormuş gibiydi. Bu, resmen alçaklıktı! "Bu saçmalıkta neyin nesi?!" "Programda bir değişiklik oldu," dedi organizatör pişkin pişkin. "Öyle mi, peki ne tür bir değişiklik?" "Daha dinamik bir açılışla gösteriyi başlatma kararı aldık." Dinamik? Ece'nin parmakları kemanın üzerinde titrerken, "Dalga mı geçiyorsunuz?!" diye bağırdım. "Sizin uygun dediğiniz şey, birinin emeğini hiçe saymak mı?!" Üzerine atılıp suratını parçalamamak için kendimi zor tutuyordum. "Bunun adı, düpedüz alçaklık !" "Bu açılış için haftalardır ter döküyorum ben," dedi Ece gözünden bir damla yaş akıtırken. "Yapamazsın, başaramazsın diyen herkesi karşıma aldım bu uğurda." Parmakları titrediği halde kemanını bırakmıyordu. "Bu açılış, onun yeteneğini kanıtlayabilmesi için büyük bir fırsattı," dedim kırık bir sesle. "Üzgünüm, karar üstten geldi." Sinirle güldüm. "Üstten mi, yoksa en yakınımızdan mı?" "Ne demek istediğinizi anlayamadım." Hâlâ salağa yatıyordu. "Bence gayet iyi anladınız." Tişörtünün yakasını kavradığım gibi kendime çekip kulağına fısıldadım. "Sahnedeki kadınla olan ilişkinizi karınıza siz mi açıklarsınız, yoksa mikrofonu alıp, herkesin önünde ben mi anlatayım?" Bunu biliyor olmam onu şaşırmamıştı. İdil'in böyle bir iğrençliğin içinde yer almasına gelince, ne yazık ki beklediğimiz bir tavırdı. "Bu konunun burada konuşulması-" "Burada konuşulmayacaksa nerede konuşulacak? Sayenizde kulis dolu, sahne dolu, salon dolu, ama asıl olması gereken şey yok; adalet ." "Abartıyorsunuz," dedi utanmadan. "Sadece profesyonel bir tercih yaptık o kadar." "Hangi profesyonellikten bahsediyorsunuz siz? Bu basbayağı vicdandan, ahlaktan uzak kişisel bir tercih!" "Bırak Ada," dedi Ece sessiz bir kabullenişle. Sahneden yükselen alkış sesleri canını daha çok acıtıyordu. "Daha en başından beni uygun görmeleri bile şaşırtıcıydı." Kahverengi gözlerinden bir damla düştüğünde, "Kendine gel!" diye azarladım. "Yetersiz olan sen değilsin, ahlaksız olan birileri var ve şu an sahnedeler." Öfkeyle organizatöre döndüm. "Bunu, yanınıza bırakmayacağım!" Sözlerim utanmasına yetmese de en azından sessizce yanımızdan ayrılmasına sebep oldu. Arkasından nefretle bakarken Ece telefonunu çıkarıp kulağına götürdü. "Beni sahneden aldılar Onur." Başı sağa sola sallanıyordu. "Hayır, teknik bir sorun değil en başından beri planlıymış. Benim yerime İdil'i çıkardılar." Telefonu tutan eline dokundum, titriyordu. "Ece, lütfen sakin ol." Bana baktığında gözlerindeki salt öfkeyi gördüm. Tanıyordum o bakışı, tehlike kokuyordu. Bir şey yapmadan önce onu durdurmalıydım. Sarı saçlarımı yüzümden çektiğim gibi düşünmeden sahneye fırladım, ancak oradan öteye gidemedim. Daha ilk adımda kalbim hızlandı. Her sahneye çıktığımda aynı şey oluyordu; önce nefesim ritmini kaybediyor, sonra dizlerimdeki güç çekiliyordu. Kimseye görünmeden geri çekildiğimde dikkatimi çeken bir şey oldu. Biri vardı, görmezden gelinemeyecek kadar belirgindi. Herkes İdil'e bakarken, o bana bakıyordu. Asıl meseleyse bakışlarının bende kalmamasıydı. Sık sık duvarlara, tavana, taşıyıcılara kayıyordu gözleri. Sa…