Temas Hattı (+18)

Sadece Bana Bırak

Yazar:

Temas Hattı (+18) – Almina kitap kapağı
Temas Hattı (+18) – Almina kitap kapağı

🎶Tarkan-Şımarık Atlas Otelin kapısından çıktığımızda Ada'nın eli hâlâ elimdeydi. Başparmağımı elinin üzerinde gezdirirken onu kendime biraz daha yaklaştırdığımda itiraz etmedi. Yeliz, otelin önünde bizi bekleyen uzun ve fazlasıyla gösterişli aracı görünce yavaşladı, bakışlarını baştan aşağı üzerinde gezdirip dudaklarını ıslık çalar gibi büzdüğünde şoför bize doğru yaklaştı. "Damat Bey, kesenin ağzını bayağı açmış." Tam anlamıyla ben açmış sayılmazdım. Levi'ye yalnızca her şeyin güzel ve eksiksiz olmasını söylemiştim, onunsa bunu bambaşka bir seviyeye taşıdığı ortadaydı. Levi gösterişi severdi. Herkesin dönüp baktığı ne varsa sahip olmak isterdi. İspanya'da oynadığı zamanlarda, bir gece kulübünde dansçı kızlardan birini zorla götürmeye çalışan adamlardan birini döverken tanışmıştık. Yardımıma ihtiyacı olmasa da haklı olduğunu görünce kendimi kavganın içinde bulmuştum. O günden sonra sıkı dost olduk. Çok sık görüşmesek de tek bir alo yla yolları, kıtaları aşacak bir dostluğumuz olmuştu. Tam bir bela mıknatısıydı ama harbi adamdı. Ada'nın gözlerinin içine bakarak, "Ona değer," dediğimde yüzündeki ifadeyi görmek güzeldi. Şaşkınlıkla temkin arasında ne yapacağını bilemediği o nadir hâllerinden birindeydi. "Sende bir haller var." Vardı, çünkü bakışlarımı kaçıramayacağım kadar güzeldi. "Ne gibi?" "Normalde iki güzel lafın birini kendine ayırırsın. Bugünse..." Devamını getirmedi ama yüzüne yayılan utanç ne demek istediğini ele vermişti. "Çünkü karşımdaki kadın aksini söyletmeyecek kadar güzel," dediğimde Ada yüzüme biraz daha dikkatli bakınca, "Sen hep güzeldin, Ada," diye ekledim. "Ama bugün, insanın aklını dağıtacak kadar insafsızsın." Gözlerini kaçırıp saçını benden tarafa savurunca, onun o nazlı hallerini bir başka sevdiğimi hatırladım. Yarından itibaren yine bir yerlerimi kırmaya çalışacağından zerre şüphem yoktu ama gönül arsızdı işte. Şoför arka kapıyı açtığında Ada eteğini tutmak için eğilince, "Bana bırak," dedim. Eteğinin kuyruğunu kapının kenarından kurtarıp koluma sardım. "Bugün, sadece bana bırak." "Yapma, Atlas," dedi hafif sitemle. "Neyi yapmayayım?" "Bunu işte. Ya bu duruma alışırsak." Sesindeki tedirginliği saklamıyordu. "Alışırsak iki yıl düşündüğümüzden daha hızlı geçer." "Ben sana alışmak istemiyorum," dedi kaçar gibi, arabaya binip eteklerini düzeltti. "Sen de alışmasan iyi edersin." Alışma diyordu ama geç kaldığını bilmiyordu. İnsan birini ezbere bilecek kadar hayatına almışsa, alışmama kısmını çoktan kaçırmış oluyordu. Tam cevap verecekken yanımızda flaş patlayınca ikimiz de Yeliz'e döndük. "Hiç bana öyle bakmayın. Gerçek bir çift gibi görünüyorsunuz, bu anların hepsini yakalamam lazım." Ada omzunu silkti. "Yeliz, sen gece boyunca peşimizde kamerayla mı dolaşacaksın?" "Adacığım, adam eteklerini topluyor, elini bir an olsun bırakmıyor, bir de gözünün içine öyle bir bakıyor ki... Ben bunu çekmeyeyim de neyi çekeyim?" Ada buketini dizlerine bırakınca gelinliğin yırtmacı açıldı, bacağının uzun bir kısmı gözümün önünde kaldı. Bakışımı çekmek için uğraşmadım, sonuçta dakikalar sonra kocası olacaktım; kâğıt üzerinde olsun ya da olmasın, kendi karıma bakarken vicdan muhasebesi yapacak değildim. Dışarıyı görmek için yana döndüğünde saçları omzunun önüne kaydı ve gelinliğin sırtı tamamen ortaya çıktı. Alırken açıklığın bu kadar derin olduğunu fark etmemiş olmak benim salaklığımdı. Kumaş bel gamzelerini açıkta bırakıyor, o iki küçük çukur beliyle birlikte fazlasıyla güzel görünüyordu. Kenan'ın onlar hakkında söyledikleri aklıma gelince elim pantolonumun kumaşını kavradı. Bugün aynı cümleleri kursa, aynı sabrı göstermezdim. Ada yeniden önüne dönüp buketteki bir çiçeği düzeltti, ardından eli sol göğsüne gitti. Anahtarlık belli ki rahatsız ediyordu ama çıkarmaya niyeti yoktu. "Ne var orada elleyip duruyorsun?" dedi Yeliz. Ada hemen elini göğsünden çekti. "Hiçbir şey yok ne olacak?" "Bir şey yoksa ne diye kontrol edip duruyorsun? Rahat dur, benim de dikkatimi dağıtıyorsun. Senin yüzünden yoldaki manzaraya adapte olamıyorum."…

Bölümün tamamını WritePad'de oku