Temas Hattı (+18)

Teslimiyet

Yazar:

Temas Hattı (+18) - Almina kitap kapağı
Temas Hattı (+18) kitap kapağı

Bölüm görselleri

Temas Hattı (+18) - Teslimiyet bölüm görseli 1
Temas Hattı (+18) - Teslimiyet bölüm görseli 1

🎶 Emel Müftüoğlu- Korkuyorum "Atlaaasss!" diye bağırdım başımı tutarken. "Eğer bu senin eserinse, cehennemin baş köşesini bana ayır! Çünkü bundan sonra işleyeceğim günahlar, şeytanın bile aklına gelmeyecek!" Sanki bir lanetin içine düşmüştüm. Başımın içindeki zonklama, kulaklarımı dolduran motor uğultusuna karışıyordu. Gördüğüm her şey pusun ardına saklanmış gibiydi, Atlas'ın yüzü bile yağmur altında renkleri birbirine karışmış bir portre kadar silikti. "İçimi rahatlattın," dedi bir fısıltı gibi. "Bu kadar yaratıcı tehditler savurabildiğine göre, tamamen kendine gelmişsin." Birkaç kez gözlerimi kırpıştırdım, görüntü yavaş yavaş yerine otururken yanağımın az önce omzuna yaslanmış olduğunu fark ettim. Herkesten, her şeyden kaçmak isteyen ben, nasıl olmuştu da kendimi tam da kaçamadığım yerde bulmuştum? "Münasebetsiz!" dedim sinirden titrerken. "Senin omzunun benim başımın altında ne işi var?" "Demekhâlâ aynı yerden yakalıyorsun konuyu." Hangi konudan bahsediyordu? "Bir uçakta uyanmış olman değil de omzumda uyanmış olman mı mesele?" Cevabını öyle bir yapıştırırdım ki, ömrü boyunca unutamazdı. Ama başımın içindeki zonklama, burnumu kıpırdatmayı bile lüks hâline getiriyordu. Dişlerimi birbirine bastırıp bakışlarımı ondan söktüğümde, kendimi pencerenin ardında ağır ağır süzülen bulutlara sığınırken buldum. Gökyüzü özgürlüğün simgesiydi. Ben ise ona hiç bu kadar yaklaşmamış, hiç bu kadar esir hissetmemiştim. Bulutların altında küçülen dünya, geride bıraktığım her şeyi gözümün önüne seriyordu; evimi, güvenimi, geçmişimi... Ben en çok babamı kaybetmiştim. Düşmanımdan değil dost bildiğim, canım dediğim kişi tarafından vurulmuştum. Meğer ben onun kızı olmamış, günü geldiğinde elden çıkarılabileceği bir yükten ibaret olmuşum. Gözlerim dolarken bulutlar kanadın altında sessizce akıp gitti. Dünya bizden uzaklaştıkça içimdeki öfke bana daha da yaklaşıyordu. Gözlerimi kapattım. Bütün bunların tam ortasında, beni zorla buraya getiren adam yalnızca birkaç santimetre ötemde durmuş, "Ada?" diyordu. "Artık bana evet diyecek misin?" "Şu ortamda bile evlilik teklifinde bulunduğuna inanamıyorum," dedim, şaşırma sınırımı çoktan aşmıştım. İçten içe eğleniyordu. Bunu gözlerindeki o küstah parıltı ele veriyordu. "Korkma," dedi sinsi sinsi. "Bu sadece bir ön bilgilendirme." Gözleri gözlerime yaklaştığında geri çekilecektim ki Yeliz'in sesi zihnimde yankılandı. Bir konuda haklıydı, onun bu temas etmeden bile tenimi delen sözlerinin beni sindirmesine izin veremezdim. "Kabul edeceğinden emin olduğun an, hakkını veren bir teklif edeceğim." "Küstah!" dedim önümdeki masaya özenle yerleştirilmiş kahvaltı tepsisine bakarken. Yeni demlenmiş limonlu matchanın kokusu kabine yayılmış, çatal bıçaklar tek tek yerleştirilmişti. Küçük bir özel jetin içinde değil de beş yıldızlı bir otelin restoranındaydık sanki. "İnsan kaçırmayı romantik bir teklifle taçlandırmayı planlayacak kadar küstahsın." Atlas, fincanı umarsızca bana doğru itti. "Önce bunu iç, sonra dilediğin şekilde sayarsın." "İçmeyeceğim," dedim bardağı tutan eline vurarak. Üzerine sıçrayan çay damlalarını öyle doğal bir sakinlikle sildi ki insan, onun en küçük hareketinde bile tuhaf bir hâkimiyet hissediyordu. Acele etmiyor, hiçbir şeyi ispatlamaya çalışmıyordu. Belki de bu yüzden gözlerimi ondan ayıramıyordum. Çaya bir tutam şeker bırakırken, "Limonlu bir şey ararsın," dedi. "Bulamazsan başın ağrır. Bir süre sonra da miden bulanır." Elim farkında olmadan fincana uzanacak gibi oldu. Son anda durduğumda yosun yeşili gözleri gözlerimin tam içinde buldum. "Nasıl?" diye fısıldadım. Sesim duyulsun istemiyordum, çünkü bu soruyu önce kendime itiraf etmem gerekiyordu. "Bunu nereden biliyorsun? Beni ne zamandır izliyorsun?" "İzlemiyorum," dedi, her şeyin cevabını bilen bir adamın sükûnetiyle söylemişti. "Bazı insanları aklın tanır, bazılarını ise kalbin." Kurtar beni Tanrım, bu adama yenilmek istemiyorum. "Her strese girdiğinde aynı şeyi yaparsın," dedi beni benden iyi tanır gibi. Elimi uzatıp içerisinde limon reçeli…

Bölümün tamamını WritePad'de oku