Temas Hattı (+18)

Sıra Bende

Yazar:

Temas Hattı (+18) - Almina kitap kapağı
Temas Hattı (+18) kitap kapağı

🎶 Eypio-Yeraltı Atlas Gözlerini pasaportu tutan elimden kaldırıp bana baktığında okuduklarım, işimi zorlaştıracağa benziyordu. Öfkesi vardı, kırgınlığı vardı, ama en çok da inadı vardı. O inat, ilk gördüğüm günden beri en çok sevdiğim ve en çok mücadele ettiğim tarafıydı. Elini bir anda çekti, pasaport artık tamamen bendeydi. Pasaportu pantolonumun arka cebine yerleştirdim, tam dönüp gidecektim ki evin önünde sert bir fren sesi yankılandı ve siyah bir Mercedes kapının önünde durdu. Araçtan inen Kerem'di, telaşını yürüyüşünden önce yüzü ele veriyordu. Hemen arkasından Ada'nın babası Tekin indi. "Sizi birlikte görüp şikâyet eden olmuş," dedi Kerem. "Bu işin sonu elektronik kelepçeye kadar gider, hâlâ bunun farkında değil misin, Ada?" Şikayet eden kendisi değilse adam değilim. "İçeri," dedi Tekin Ada'ya fırsat vermeden. Ada çenesini hafifçe kaldırdı, o küçücük hareketi bile meydan okuyuşunun resmiydi. "Madem bu kadar uzak durmamı istiyordun..." dedi babasına. "Beni neden şirkete kadar getirdiğin adamla aynı masaya oturttun?" "Şartlar bunu gerektiriyordu." Ada öfkeli gözlerle gülümsedi. "Şartlar demek..." Başı omzuna doğru eğildiğinde yüzündeki o masum görüntü beni yıllar öncesine götürdü. "Senin hayatında her şeye bir bahane var ama bir tek bana yer yok." Gözlerindeki öfkenin yerini kırgınlık alıyordu. Ve o kırgınlık, Ada'ya öfkeden çok daha fazla zarar veriyordu. "Tamam," diyerek araya giren Kerem'e baktım. "Eve girmek istemiyorsan girme, bana gel. Bir kahve içeriz, biraz dolaşırız, istemezsen hiç konuşmayız." Ada'nın dilinden anlıyordu it. Üzerine yürürsen kaçar, alanı ona bırakırsan kendi dönerdi, bunu fark etmiş olması canımı sıkmıştı. Düşünmeden sağ elimi uzattım. "Benimle gel, Ada." Kerem'in uzattığı kola baktı Ada, ardından bana. En son uzattığım ele indi ela gözleri. Bakışları iki seçenek arasında sessizce gidip gelirken alt dudağının derisini dişlerinin arasına aldı. Düşündüğünü hep böyle anlardım. Sessizleşir, kimsenin fark etmediği o küçük alışkanlığı ortaya çıkardı. Kararsızlığı uzun sürmedi, avucunun tersiyle elimin üzerine dokunup uzaklaştırdı. Aynı kararlılıkla Kerem'in kolunu da aşağı indirdiğinde bir adım öne çıkmıştı. Artık hepimizin tam karşısındaydı. "Hiçbirinizi seçmiyorum." Sanki o cümleyi söylemek için yıllardır bekliyormuş gibi rahatlamıştı. "Kendimden vazgeçmemek için hepinizden vazgeçiyorum." Kerem'in yüzü öyle bir düştü ki, içimde yükselen gereksiz memnuniyeti bastıramadım. Ben de reddedilmiştim, ama en azından nikâh masasında terk edilmiş damat gibi ortada kalmamıştım. Dikkatimi çeken başka bir detay daha vardı, Tekin'in bakışlarında öfkeden çok korku kol geziyordu. Korkmakta haklıydı. Bazı bedeller geç ödenirdi, ama mutlaka ödenirdi. "Bu kapıdan iznim olmadan çıkarsan, bedelini ödersin." Ada hiç düşünmedi çantasını açtığı gibi şirket kartını, kredi kartlarını, anahtarlarını tek tek çıkarıp babasının avucuna bıraktı. "Ne yapıyorsun sen?" "Tehdidini elinden alıyorum." Telefonunu kapatıp blazerinin iç cebine koydu. "Bu defa dönüşün olmaz, Ada." Ada umursamadı, boşalan çantasını omzuna savurdu ve bir an olsun arkasına bakmadı. "Belki de tam olarak ihtiyacım olan şey budur." Kerem'le benim aramdan geçip gitti. Topuklarının kaldırıma her vuruşunda öfkesi biraz daha duyulurken, arkasından öylece bakakaldık. "Senin inadını var ya..." dedim içimden gülümseyerek. Canı yansa da yürümeye devam edecek kadar inatçı, burnu düşse yerden almayacak kadar da nazlıydı. Ben o nazı, alnıma yazgı diye yazmaz mıydım? Tekin tam önümden geçecekken durup elini tokalaşmam için uzattı. Elini tuttuğumda parmaklarımı meydan okurcasına sıkmaya başladı. "Anlaştığımızı sanıyorum," dedi Kerem'in duyamayacağı bir sesle. "Ben de öyle umut ediyorum." "O zaman..." dedi diğer eliyle omzumu sıkarak. "Kızımı bunun dışında tut." "Merak etmeyin, Tekin Bey," dediğimde parmaklarını elimden çekip, sözün bittiğini gösterircesine yüzünü çevirdi. Tam arkasını dönüp eve girecekti ki sesimle yere çivilendi. "Ben hesaplarımı masumların üzerinden görme…

Bölümün tamamını WritePad'de oku