TEK SEZONLUK YAZ

BÖLÜM 1: EV

Yazar:

TEK SEZONLUK YAZ - Deniz Çetin kitap kapağı
TEK SEZONLUK YAZ kitap kapağı

"Valizler hazır mı çocuklar?" Annemin sorusuyla valizlerime baktım. "Evet anne." Derya ve Doğu da benim gibi seslendikten sonra babamla beraber arabaya doğru gitmeye başladık. Valizlerimizi zar zor bagaja sığdırıp ısınmış arabanın boğucu ve sıcak havası yüzümü ekşitmeme sebep oldu. Hepimiz arabaya yerleşince babam motoru çalıştırdı. "Evet," derin bir nefes aldı. "5 saat sonra Bodrum'dayız." Bacaklarımı kendime çektim ve kulaklığımı taktım. Müziğimi açıp başımı abimin omzuna yasladım. Yavaşça gözlerimi kapadım. . . . Gözlerimi açtığımda hava aydınlanmaya başlamıştı. 3 saat uyumuştum. Yanıma baktığımda Derya'nın Doğu'nun diğer omuzunda uyuduğunu fark ettim. Babam uyandığımı fark edip dikiz aynasından görebileceğim bir şekilde göz kırptı. Başımı cama çevirmeye çalıştım ancak boynum tutulmuştu. Valizimdeki masaj aletini hatırlayıp babamdan en yakın benzinliğin 15 dakika ileride olduğu bilgisini alıp başımı bir sürelik sabit tutmaya çalışarak 15 dakikayı geçirdim. Durduğumuzda masaj aletini çıkarıp boynuma yavaşça masaj yapmaya başladım. Benzinlikten bir enerji içeceği ve protein bar alıp arabaya geri bindim. Aynılarını abime de almayı ihmal etmedim. Derya bu tür yiyeceklerden pek hoşlanmazdı. Onun için bir buzlu americano ve damla çikolatalı kurabiye aldım. Herkese aldıklarımı dağıttıktan sonra geriye kalan bir saatlik yolu bitirme amacıyla yeniden yola koyulduk. . . . *1 SAAT SONRA* Kasabaya girdiğimiz anda tuzlu deniz kokusu arabanın içini doldurdu. Denizde sörf yapanlar dalgalarla dans ediyor, sahilde çocuklar oyun oynuyor kıpkırmızı yüzlerinde binbir adet gülücük yerleşiyordu. Derya kasabaya girdiğimiz an fotoğraf çekmeye başlamıştı. Biraz daha dışarı baktığımda güneşlenen yaşıtlarımın bronz ve ışıl ışıl parlayan teni, suda yavşça ilerleyen lüks yatlar ve içindeki gençler... Belki de yeni okul arkadaşlarımdı. Kim bilir? Babam çok geçmeden arabayı park etti. İki katlı pek lüks olmayan tatlı yeni evimize gelmiştik. Beyaz villanın arkada yemyeşil bir bahçesi ve ortasında ise derzleri beyaz olan orta boy bir havuz vardı. Kenarında bir mangal ve bir şemsiye vardı. Suyun kenarında tekrardan birkaç şemsiye vardı. Yanlarında ise 5 adet şezlong vardı. Babam anahtarı cebinden çıkarıp anneme teslim etti. "Eh, evin lideri kim o olacaksa o açar değil mi?" gülümseyerek söylediklerinden pek haz etmemiştim. Herkesin anne sözü dinlemek zorunda olduğunu düşünmüyordum. Anne sözü dinlenir ama o bir lider olarak görülemez. Çünkü biz insanlar özgürüz! Ya da öyle zannediyoruz... Eve girince salona bakmadan direkt yukarı koştum. Kendi odamı bulmam çok uzun sürmedi. Diğerlerinden önce davranıp teraslı oldayı seçmiştim. Valizimi odaya bıraktığımda nakliye aracı hemen arkamızdan geldi. . . . *ERTESİ GÜN* . . . Yatağım odama geldiği an nevresimleri geçirmiştim. Diğer mobilyalar geldiğinde sadece kıyafetlerimi yerleştirebilmiştim. Yaz tatili başladığı an taşındığımız için okul derdi yoktu. Sonrasında bir şeyler yiyip makyaj masamı da yerleştirmiştim. Hazır gaza gelmişken babam rafları ve tabloları asmama yardım etti ve parfüm rakımı da dizdim. Geri kalan son enerjimle halımı serip, perdeleri takıp, boy aynamı yerleştirip son enerjimi tüketmiştim. Üstümü değiştirip kendimi yatağa atmam bir olmuştu. Ailecek erken kalmıştık. Yerleşmeye devam etmeliydik. Kitaplığımı monteleyip kitaplarımı yerleştirdikten sonra komodinlerimin içini ve üstünü yerleştirdim. Avizeyi de takarken düşme tehlikesi atlatıp ablama yardıma gittim. O direkt uyumuştu ve odasında tek düzgün olan şey yatağıydı. Hatta o bile yamuktu. Ona da yardım ettikten sonra abimin kız arkadaşı tarafından çağrılmasıyla odasını yerleştiremeden aceleyle çıktı. Ablam ve ben ise evin boğuculuğundan bunalıp havuza indik. Bikinilerimizi giyip havuza indik ayağımızı ilk olarak suya değdirdik. Buz gibi soğuktu. "Devin ben bu suya giremem! Çok soğuk." diye mızmızlandı Derya. Onaylayan mırıltılar çıkardım. Arkasına yavaşça ilerleyip ellerimi sırtına bastırdım. Dengesini kaybedip kısa ve tiz bir çığlık atıp suya d…

Bölümün tamamını WritePad'de oku