Teğmenin Güzidesi

KÜLLERİNDEN SOLAN BAHAR VE BİR SÜRGÜN HİKÂYESİ

Yazar:

Teğmenin Güzidesi – Hanife kitap kapağı
Teğmenin Güzidesi – Hanife kitap kapağı

Gözlerimi açtığımda kendi yatağımdaydım. Başım ağır bir kütle gibi yana düşmüştü; o odada, o evde bir gece önce yaşanan dehşetin soğukluğu hâlâ havada asılı duruyordu. Deniz abigil gitmişti. Her şey ama her şey zihnimin bana oynadığı ağır, zehirli bir rüyadan ibaret olmalıydı. Umutla sol elime baktım. Tırnaklarımı etime geçirecek kadar sert bir gerçeklik parmağımdaydı. O soğuk metal alyans, ışığın altında bir yılan gibi parlıyordu. Rüya değildi. Kalbimi, ruhumu mühürlemek istediğim adamın yüzüğü değildi parmağımdaki; tiksindiğim, ruhumu karartan, sevmediğim bir insanın ağırlığıydı. Fikrimi dahi almadan, beni bir eşya gibi bir başkasına nasıl verebilirlerdi? Ve annem... Beni o misafir odasına bir kurban gibi sunarken nasıl susabilmişti? Targan ne durumdaydı? Tunceli’nin o dondurucu, yalçın dağlarında ne yapıyordu? Hiçbir fikrim yoktu. Yüreğimin tam ortasına saplanan o amansız sızı her nefeste daha da derinleşiyordu. Ona "Seni bekleyeceğim" diye söz vermişken, gözlerinin içine bakıp umut serpmişken parmağımda bu iğrenç halkayla kalamazdım. Öfkeyle ve tiksintiyle yüzüğü parmağımdan çekip çıkardım. Komodinin üzerine fırlatır gibi bırakıp ayağa kalktım. Salona doğru giden koridorda adımlarım sürünüyordu. Kapıya yaklaştıkça annemle babamın şiddetli tartışması kulaklarıma doldu. "Böyle emrivaki olmaz Ali Asaf! Kıza sormadan, bir gecede..." "Sen karışma hanım!" dedi babam, sesi duvarları titreten bir otoriteyle. "Buna ben karar veririm. Oğluna söz geçiremedin, kızına sözü ben geçireceğim!" Salona girdiğimde, yıllardır kahramanım saydığım adamın yüzüne bakmak canımı daha çok yakıyordu. Elimdeki o ağır yükü, içimdeki tüm nefretle birlikte sehpaya bıraktım. "Baba," dedim, sesim titriyordu ama gözlerimdeki isyan kararlıydı. "Sen nasıl bana sormadan beni birine verirsin? Ben evlenmeyeceğim." Babamın gözleri parmağımdaki boşluğa, ardından sehpadaki yüzüğe kaydı. Çenesi seğirdi. "Ana kız beni zıvanadan çıkartacak mısınız siz? Ben ne diyorsam o!" "Hayır baba! Ben o Deniz abiyi sevmiyorum. Ölürüm de evlenmem onunla!" Babam gözlerini üzerime dikti. Dudaklarında kıvrılan o karanlık imayla yaklaştı: "Deniz’le evlenmeyeceksin de o Targan mıdır nedir, onunla mı evleneceksin?" Sözleri göğsüme bir balyoz gibi indi. Donakaldım. Zihnimdeki tüm parçalar bir anda yerine oturdu. "Baba..." dedim şaşkınlıktan nefesim kesilerek. "Sen... Sen bunu nereden biliyorsun?" "Ben her şeyi bilirim kızım," dedi, soğukkanlı bir tüccar gibi. "O adamla aranızda kültür farkı var. Mutlu olacağını mı sanıyorsun? Deniz bizim memleketlimiz, yabancı değil. Seni el üstünde tutar." İşte o an anlamıştım. İçine düşürüldüğüm kuyu bir tesadüf değildi. Teğmen Deniz’in o odada bulduğu mektup, babamın soğuk hesapları, Targan’ın bir anda Tunceli’ye sevk edilmesi... Hepsi bir kurguydu. "Baba..." dedim, sesim nefretle boğularak. "Sen bilerek yaptın... Targan’ı bilerek gönderdin! Ama evlenmeyeceğim, anladın mı? Ben Targan’ı..." "ŞRAKK!" Yüzümde patlayan tokatın şiddetiyle savruldum. Yanaklarımdaki kemikler sızladı, dengemi kaybedip yere kapaklandım. Ağzıma hücum eden demir tadı, patlayan dudağımın kanıydı. Annem bir çığlık atarak üzerime kapandı. "Yapma Ali Asaf! Gözünü seveyim vurma kızıma!" "Soysuz köpek seni!" diye gürledi babam, başımda bir kule gibi dikilerek. "Besle kargayı oysun gözünü! Evleneceksin dedim, o kadar! Deniz artık benim damadımdır. O teğmeni oralara gönderdiğim gibi ölüme itmesini de bilirim! Bana bunu da yaptırma Güzide!" Babamın söylediği dehşet verici kelimeler beynimde çınladı. Annemin koruyucu kollarını üzerimden çekip ayağa kalktım. Yüzümden akan kana, patlayan dudağıma aldırış etmeden doğrudan gözlerine baktım. Öfkem korkumu yutmuştu. "Sen nasıl bir babasın?" diye bağırdım. "Sen nasıl bir askersin baba?! Nasıl vatanı için çarpışan bir askeri ölmekle, ölüme sürmekle tehdit edersin? Sen hain misin baba? Bunu nasıl yaparsın?!" "ŞRAKK!" İkinci tokat ilkisinden daha ağır indi suratıma. Başım yana savruldu, gözlerimin önünde karanlık noktalar uçuştu. "Sen babana nasıl…

Bölümün tamamını WritePad'de oku