Teğmenin Güzidesi

SİS VE MÜHÜR

Yazar:

Teğmenin Güzidesi – Hanife kitap kapağı
Teğmenin Güzidesi – Hanife kitap kapağı

Güzide hayatının en büyük kâbusunu, o kanlı eylül akşamında yaşamıştı. Hain bir terör saldırısının tam ortasında kalmış, Targan’ın göğsünü ona siper etmesiyle mucizevi bir şekilde hayatta kalmıştı. Kurtulmuştu ama ruhu derin bir yıkımın altında eziliyordu. İçindeki o çocuksu korku, yerini dindirilemez bir sızıya bırakmıştı. Gelinle damadın en mutlu günlerinde şehadet makamına erdiği o kalleş pusunun ardından, okullar bir hafta süreyle tatil edildi. Ankara’daki haberi alır almaz rüzgâr gibi kışlaya dönen Albay Ali Asaf Bey’in emriyle tüm bölgede geniş çaplı operasyonlar başlatıldı. Köylerde sokağa çıkma yasağı ilan edildi, asker kışladan dışarı adım atmadı. On asker, kırk sivil... Tam elli can toprağa düşmüştü. Kimse kurtulduğuna sevinemiyordu; kayıpların acısı, masum çocukların o soğuk naaşları her evin üzerine simsiyah bir yas örtüsü gibi çökmüştü. Ekim ayının sekizi, pazar günüydü. Bir hafta boyunca Albay’ın öfkesinden ve sokağa çıkma yasağından dolayı evden adımını atamamıştı Güzide. Babası, izinsiz düğüne gittiği ve canını tehlikeye attığı için ona çok kızgındı. İnternetin, iletişimin kısıtlı olduğu bu ücra Doğu kışlasında zaman geçmek bilmiyordu. Üstelik, 10 ekim salı günü Güzide’nin doğum günüydü ama kimsede ne kutlayacak hava nede neşe vardı. Güzide bir hafta boyunca pencerenin tülünün arkasından ayrılmadı. Teğmenin karşı dairesindeki gölgesini bile görmek ona yetiyordu. İçten içe yiyip bitiriyordu kendini: O gün verdiğim mektubu okudu mu acaba? En son patlama anında, toza toprağa bulanmış yüzüyle görmüştü onu. Kendisini teselli etmeye çalışan Teğmen Deniz’in sözleri bir kulağından girip diğerinden çıkıyor, zihni sadece Targan’ın o ela gözlerinde takılı kalıyordu. Targan ise kendi karanlığına çekilmişti. Silah arkadaşlarını, henüz düğünü bitmeden damatlığıyla şehit düşen o gencecik asteğmeni kaybetmenin acısı yüreğine oturmuştu. Biri nişanlıydı, diğeri henüz yeni baba olmuştu... Ölüm bir anlıktı ama kalleşçe gelmesi Targan’ın içindeki öfkeyi büyütüyordu. Devreleri Murat ve Adem kurtulmuştu çok şükür ama kışladaki her sessizlik ona kaybettiklerini hatırlatıyordu. Patlamanın ertesi günü kanlı üniformasından çıkarıp komodinin çekmecesine attığı o mor zarf geldi aklına. Yatağında uzanırken, Güzide ile pistte dans edişi, patlama anında kucağına alıp üzerine kapanışı film şeridi gibi gözünün önünden geçti. "Ya kurtaramasaydım?" diye fısıldadı kederle. Uzanıp çekmeceyi açtı. Üzerine kurumuş kan lekesi bulaşmış o mor, gül kokulu zarfı eline aldı. Merakına yenik düşerek katlanmış kâğıdı açtı. İçinde, Güzide’nin kendi el yazısıyla kaleme aldığı bir akrostiş şiir duruyordu: **************** *T*arifi yok seni düşündüğüm gecelerin, *A*ynası yok sana beslediğim hislerimin. *R*üya değil, düpedüz gerçek sevdam... *G*amzende büyüt beni, sığınayım sana. *A*şkın olayım, dalında sararıp solsam da... *N*iye esirgersin benden tebessümlerini? **************** Dizeleri okuduğunda, dudaklarının kenarında kırık, çok silik bir tebessüm belirdi. İlk defa biri ona böyle içten, duru bir şiir yazıyordu. Şiirdeki 'gamze' kelimesi geçmişin acı hatıralarını sızlatsa da kızın bunu bir isim olarak değil, bir sığınak olarak yazdığını biliyordu. Bu kız gerçekten sevebilir miydi bir teğmeni? Derken, patlama anından hemen sonra Teğmen Deniz’in gelip Güzide’ye sarılışı düştü aklına. Yüzündeki o hafif tebessüm anında dondu. İçindeki o kırık güven duygusu, ördüğü yüksek duvarların arkasına çekildi yine. Avucundaki gül kokulu kâğıdı hırsla buruşturup çekmecenin en karanlık köşesine fırlattı. "Niye benden uzak durmuyorsun Güzide?" diye mırıldandı kendi kendine. Meselesi sadece geçmişteki aldatılmışlık değildi; o bir askerdi. Her an ölüme yürüyen bir adamın bir kadına sevdalanması, onu arkasında yetim ve dul bırakması demekti. Sevdiği birini arkada enkaz gibi bırakmamak için sert durmalı, o duvarları asla yıkmamalıydı. 9 Ekim 2000, Pazartesi sabahı saat yedide evde sessiz bir kahvaltı yapıldı. Albay Ali Asaf Bey, çayından bir yudum alıp tabağına bakarken konuştu:…

Bölümün tamamını WritePad'de oku