EYLÜLÜN DAĞILAN SESSİZLİĞİ
Yazar: Hanife

Bölüm görselleri

Teğmeni görüşümün üzerinden tam bir hafta geçmişti. Neymiş; kalbini değil, ruhundan bir kırıntı dahi vermezmiş... İnsafsız ne olacak! Ama duramıyordum ki. Her gün gözlerimin önüne o çatık kaşları, sert hatları ve ele vermediği ela gözleri geliyordu. Okula giderken bile hep kışla kapısına, arkasından bakıyordum. Yine de verdiğim sözü tutup günlerdir bilerek karşısına çıkmamıştım. Evli miydi, nişanlı mıydı; hiçbir şey bilmiyordum. Ama parmağında yüzük falan yoktu. İlk gün çocuk gibi bodozlama adamın hayatına daldığım için şimdi içten içe hafifçe utanıyordum. Balkonda arkadaşları konuşurken 'Gamze' diye birinin adını anmışlardı. Unutamadığı biri miydi? Sahi, kimdi o Gamze? Ama ben çok fena kapılmıştım bir kere. Unutamıyordum, olmuyordu işte. O mendebur suratlı teğmen iki saniye gülse sanki ne olurdu? Gururum kırılmıştı ama unut diyemiyordum kalbime. Yine de bu sefer son sözü söyleyip çekilen ben olmak istemiştim. Cumartesi akşamıydı. Pencerenin arkasındaki tülün gölgesine saklanıp gizlice karşı dairesini izliyordum. Artık bu taraftaki balkona çıkmıyordu. Penceremin kenarındaki kıpırtıları, onu gözlediğimi anlamıştı sanırım. O bir haftada derslerime tam odaklanamamış, kendi dünyamda ona kokulu kâğıtlara mektuplar yazmış durmuştum. Feride ile bu süreçte iyice yakınlaşmış, tek sırdaşım olduğu için içimdeki bu yangını ona açmıştım. Annemle annesi Neriman Teyze de zaten çoktan dostluğu ilerletmişlerdi. Pazar günü kışlada ve lojmanda büyük bir heyecan vardı: Feride’nin teyzesinin kızı Asiye, kışladaki Asteğmen Mehmet ile evleniyordu. Düğün, merkeze yakın bir köyde kır düğünü olarak yapılacaktı. Jandarma devriye ekibi, subaylar ve teğmenler de kışladan davetliydi. Kesin Targan da orada olacaktı. Babam cuma akşamı görev icabı Ankara’ya gittiği için evde yoktu. O burada olsa hayatta izin vermezdi ama annemi ikna edebilirsem bu düğüne gidebilirdim. O düğüne muhteşemliğimle gidip teğmenin aklını başından almaya kararlıydım. Salona, annemin yanına süzüldüm. "Anneciğim..." diyerek arkasından sarılıp yanaklarından öptüm. Annem elindeki el işini dizine indirip gülümsedi: "Sen bir şey isteyeceksin Güzide’m, hadi hayırlısı..." "Anne, ben Feride’nin akrabasının düğününe gidebilir miyim?" "Olmaz kızım. Evde baban yok, hem olsa da izin vermez biliyorsun." "Anne ya! Askerler de orada olacak, karakol devriyesi falan da var. Güvenli bir yer yani. Ne var biraz gidip kurtlarımı döksem?" "Kızım sen Albay Ali Asaf’ın kızısın, babanı temsil ediyorsun. Orada uygunsuz bir hareketin kulağına giderse çok kızar." "Anne, oynamak uygunsuz bir şey değil ki! Ne olur, çok geç kalmadan dönerim. Feride’lerin arabasıyla gidip geleceğiz zaten." "Annesi Neriman Hanım iyi kadındır ama bilemedim ki... Babanı arayıp sorayım en iyisi." "Anne, babama şu an ulaşamazsın ki. Ankara’da toplantıdadır, burada da hatlar doğru düzgün çekmiyor zaten. Hadi anne ne olur... Babamı ararsan pat diye hayır diyecek." "Ben sana şimdi evet dersem, baban dönünce bana çok kızacak ama..." Dudaklarımı büküp omuzlarımı düşürdüm: "Tamam, gitmiyorum o zaman. Evde böyle oturayım kös kös..." "Al şu danteli, biraz ör bakayım. Gelinlik çağın geliyor zaten," dedi annem sehpadaki yumakları göstererek. "Anne, sen de babam gibi başladın! Dantelle mi evleneceğim ben? Ben okuyup Hava Harp Akademisi’ne gideceğim, göklerde olmak istiyorum." "Pek bu aralar öyle gelmedi bana. Ders çalışmaktan çok Walkman’ini kulağına takıp müzik dinliyorsun gibi geliyor." "Anne ya, müzik dinlemek de mi suç? Hadi izin ver ne olur..." Annem derin bir nefes verip pes etti: "Tamam kızım... Neriman Hanımlarla gidip hemen döneceksin. Hatta yan komşumuz Teğmen Deniz’e de tembihlerim, orada sana göz kulak olur. Baban da sevdi, güveniyor ona." Of çekmemek için kendimi zor tuttum. "Anne ya, ne güveninden bahsediyorsun? Deniz Abi işte..." "Tamam uzatma hadi, geç oldu yat artık. Elektrik boşuna yazmasın, iyi geceler." "İyi geceler anneciğim." Odaya geçer geçmez elindeki tuşlu Motorola telefonumla Feride’ye hemen bir kısa mesaj attım: 'Düğün i…