Teğmenin Güzidesi

GÖLGE VE HAFIZA

Yazar:

Teğmenin Güzidesi – Hanife kitap kapağı
Teğmenin Güzidesi – Hanife kitap kapağı

İnsan gerçekten en çok sevdiğini, uğruna ömrünü feda etmeye hazır olduğu o tek ruhu unutabilir miydi? Zihnimin kıvrımlarında yankılanan bu soru, Erzincan’ın keskin ve soğuk rüzgârına karışıp içimdeki o kör boşluğa çarpıyordu. Bir yılım yoktu hafızamda; sanki ömrümün en fırtınalı dönemi, zihnimi yakan o ağır yüksek ateşin külleri arasında silinip gitmişti. Annem ağır hastaydı ama babam onu görmeme izin vermiyor, abim ise o karanlık döneme dair sorularımı hep bir duvar gibi geçiştiriyordu. Babam neden beni gözünden bile sakınırken bir anda uzaklaştırmak istemişti? Hatırlayamıyordum. Oysa hayat, kaybettiğim anıların boşluğunu başka bir canla doldurmuştu: Gazel... Henüz beş yaşında, zekâsı ve dünyayı sorgulayan o minik kalbiyle hayatımın merkezine oturan sarışın, mavi gözlü kızım. Onu tam bir yıl önce kucağıma almıştım. Annesi Mine, en yakın arkadaşımdı. Yetimhanede büyümüş, hayatın sillesini yemiş, bir adamın tek gecelik vicdansızlığıyla baş başa kalmış ama hukuk fakültesini bitirme gayretinden vazgeçmemiş güçlü bir kadındı. Gazel’in de, o ismin taşıdığı zarafetin de vurgunuyduk ikimiz de. Tıpkı benim gibi sarışındı Mine; Gazel’in deniz gibi mavi gözleri ise sanki benim gözlerimin kopyasıydı. Aynı evi paylaştığımız günlerde, amansız bir illet arramıza girdi. Mine’ye son evre pankreas kanseri teşhisi konulduğunda dünya başımıza yıkıldı. Hastane odasında elimi tutup gözyaşlarıyla, "Ne olur Güzide kızıma sen bak... Ben yetim büyüdüm, kızım benim kaderimi yaşamasın ne olur?" diye yalvardığı an içim söküldü. Almanya’daki o soğuk klinikte ağır verem tedavisi görürken, ölümün kıyısından bir mucizeyle dönmüştüm. Ben başarmıştım ama arkadaşım başaramadı. Vasiyeti üzerine Gazel’in velayeti bana verildi. Mine öldüğünde küçük kızım geçirdiği şokla hafızasını kaybetti ve bir sabah bana "Anne" diyerek uyandı. İçim cız etti ama onu yalanlarla büyütmek istemediğim için Mine’nin onun melek olan gerçek annesi olduğunu defalarca anlattım. Yine de bana "Anne" demekten vazgeçmedi. Ben de onu öz kızımdan ayırt etmedim; artık onun için dünyayla savaşacak bir anneydim. Tek korkum, günün birinde kendisini hiç istemeyen o sorumsuz babasının ortaya çıkıp onu benden koparmasıydı. Gazel’e tek yalanım da bu noktadaydı: Babasının çok uzaklara gittiğini söylemek... Bir çocuğa "Baban seni hiç istemedi" denemezdi ki... Yine de içindeki baba figürü arayışı bitmiyordu. Dün uçakta dehşet anları yaşanırken, henüz ilk kez gördüğü o adamı zihninde babası olarak konumlandırmıştı. İşin tuhafı, benim içimdeki o tanımlayamadığım hislerdi. O adam beni nereden tanıyordu? Unuttuğum, geçmişimde bir yerlerde bıraktığım biri miydi? Gece adliye lojmanındaki evimizde, Gazel yemeğini bitirdikten sonra onu yatağına yatırmış, mışıl mışıl uyuduğundan emin olduktan sonra salona geçmiştim. Üzerimdeki resmi kıyafetleri çıkarıp rahat mavi pijamalarımı giymiş, elimde bitki çayımla mutfak balkonuna çıkmıştım. Erzincan’ın karanlığa bürünen heybetli dağlarına bakarken gözlerim, adliye lojmanlarının hemen dört metre ilerisindeki askeri lojmanlara kaydı. O sırada karşı balkona bir adam çıktı. Elinde sigarasıyla dosdoğru bana baktı. Uçaktaki adam mıydı o? Karanlıkta yüzü net seçilmese de kalbim göğüs kafesimi dövercesine çarpmaya başladı. Neden bu his? Zihnim bana ne anlatmaya çalışıyordu? O esnada kameralı, tuşlu Nokia telefonum çaldı. Arayan Almanya’daki abimdi. Üç yeğenimin neşeli sesini duymak, abimin bir baba edasıyla şefkat dolu konuşması içimi ısıttı. Sabah erken kalkacağım için fazla gecikmeden yatağıma geçtim. Sabah altıda alarmın sesiyle uyandım. Cilt bakımımı yaptıktan sonra, arkadaşım Feride'nin dolaba koyduğu hazırlıklardan pratik bir kahvaltı masası kurdum. Odasından aldığım Gazel’i tuvalete götürüp üstüne pembe tişörtünü ve kot pantolonunu giydirdim, sarı saçlarını iki yandan özenle ördüm. Karnını doyurup hızlıca ben de bir şeyler atıştırdım. Bugünlük adliyedeki gündüz bakımevine getirecek, ardından lojmandaki anaokuluna yönlendirecektim. Beyaz gömleğim, siyah ceketim ve diz kapa…

Bölümün tamamını WritePad'de oku