BÖLÜM 5
Yazar: Büşra Nur

Lütfen oy vermeyi ve BOOL BOL yorum yapmayı unutmayın! Yorumlarınızı okumayı çok seviyorum ve benim için büyük bir motivasyon kaynağı! Keyifli okumalar ^^ BÖLÜM 5: “KÜÇÜK OYUN” Antrenörümüz gelecek maçlar ve süreç hakkında bilgi verirken başımdaki ağrıyla birlikte zemine bakıyordum. Zemin’de Yaman’ın yüzü belirirken bir yanım onun peşimden koştuğu anları diğer yanım Alara’nın sesini işitiyordu. Herhangi bir kız değil, takım arkadaşımla konuşmayı seçmişti. Gerçekten bu kadar aptal mı sanıyordu beni? Ya da bu derece aşağılık birisi miydi? Her neyse, demek zorundaydım. Engellemiştim ve bitmişti. Onunla aramda yan komşum olması ve aynı okulda okuyor olmamız dışında bir bağ bulunamazdı. “Yasmin!” Selçuk Hoca’nın sesiyle düşüncelerimden sıyrılıp ana dönmek zorunda kaldım. “Kulağın burada olsun. Sana ileteceğim programı düzenleyip gruba iletirsin, dağılabilirsiniz.” Kızlar derin bir nefes verirken kimin gideceği kimin kalacağı muammaydı. Belki ana kadrodan hiç kimseyi göndermez aldıklarını yedeğe alırdı ama seneye her son sınıfa yaptıkları gibi ciddi bir elemeden geçecektik. Doğrusu şu an sadece zihini meşgul etmeye çalışıyorum. Yoksa bütün bunlar umurumda bile değil. Aklımda yalnızca yeşil gözlü hadsiz var ve ona bunu ödetmek istiyorum. “İyi misin sen?” Alara yanıma geldiğinde kendime gelmeye çalıştım. “Evet hiçbir sıkıntı yok.” “Emin misin? Yasmin sorun Yaman’sa konuşmayı kesebilirim hemen. Zaten ortada bir şey yok, arkadaşça yazışıyoruz şu an sadece. Benim gönlüm var çocukta sadece.” “Yok,” dedim alelacele. “Ne alakası var? Ben hareketlerinden hoşlanmadım zaten fazla cıvık.” “Öyle diyorsan,” dedi Alara kaşlarını kaldırarak. “Bana hiç cıvık da davranmamıştı aslında.” Nabza göre şerbet veriyordur diyelim Alara. Kız tavlamak için olmadığı biri gibi gözükmeye çalışmak yapmadığı şey değil. “Öyle,” dedim ve dolaplarımızın bulduğu odaya ilerlemeye devam ettim. “Ortalarda yoksun kaçak,” Eylül gülerek yanımıza geldiğinde ona çevirdim bakışlarımı. “Yoruldum ya.” “Bir şeye sinirlenmişsin sen.” “Yok,” dedim kısık sesle. Alara çoktan kardeşinin yanına gitmişti. “Sadece şu sınav ve biriken her şey işte. Annemi de biliyorsun.” Ailemi en yakından tanıyan arkadaşım Eylül’dü. Diğerlerine bu kadar detaylı bahsetmemiştim aile hayatımdan ve ben de onların hayatını tamamen biliyor sayılmazdım. “Bu yirmi üç numara yazdı mı sana? Ne yaptınız?” Ona sabah olanları ve dün geceyi anlatmadığımı hatırladığımda bana kızacağını bilerek endişelendim. “Anlatmam gerekenler var ama kafamı kırabilirsin gibi bir his.” “O ne demek lan? Öpüştün mü?” Son kelimeyi öyle sesli söylemişti ki salondaki herkes bir anda bize döndü. Gözlerim kocaman açılarak etrafa baktığımda basketbol takımının da soyunma kabinine doğru ilerlediğini fark ettim. Ve takımdan tanıdık yüzler de görerek Eylül’e döndüm. “Sen aptal mısın?” “Özür dilerim,” gözlerine yanlış bir şey yaptığını bilmenin getirdiği yüzün çökerken gözlerimin içine bakarak yeniden özür diledi. Birkaç saniye sonra erkekler bu durumu önemsemeden odalarına girmeye başlasa da koridorda olan arkadaşlarım etrafıma toplanmıştı. “Lan,” dedi Elif. “Kimle öpüştün ne oluyor?” En azından sesini kısık tutmayı akıl edebiliyordu. Gözlerim sağ yanımızda kalan açık kapıya kaydığında kapıdan içeri Yaman’ın girdiğini gördüm. Duymuş muydu? Umarım duymuştur ve onunla bir işim olmayacağını düşünür. Bu bile yeterli bir intikam olabilirdi. “Eylül,” dedim hayıflanarak. “Öpüştüm ama bu yeni olan bir şey değil. Kimse yok yani hayatım. Beni tüm okula rezil etmek üzere olman dışında.” Eylül elini havaya kaldırarak bağırdı. “Hey bana bakar mısınız?” Koridorda yalnızca bizim takım ve erkek soyunma odasından çıkan üç kişi vardı. Saçları kısa olanın Yaman’ın arkadaşı olduğunu biliyordum. Beni beklemeden oraya ilerleyerek çocuğun kolundan tuttu. “Öpüşen bendim duydunuz mu?” Yanındaki Kuzey’e ilerledi bu sefer. “Yasmin’lik hiçbir şey yok, ufak bir anlatım bozukluğu.” Çocuklar ne olduğunu anlayamazken bizim kızlar kahkaha atmaya başlamıştı bile. “Eylül!” Dedim…