BÖLÜM 3
Yazar: Büşra Nur

3 “YEŞİL BANDANA” Odamın küçük alanında sinirle dolaşmaya devam ederken elimde telefonumu tutuyordum. Yazdığı mesajı defalarca okumuş ne cevap vereceğimi kararlaştırmak için sinirimin geçmesini beklemek istemiştim ama beni öyle öfkelendirmişti ki sinirim geçecek gibi hissetmiyordum. Annem içeriden ismimi bağırmaya devam ederken kısa bir süre sonra abim odasından çıktı. “Ne bu ses evde ya!” “Kardeşine söyle yemeğe gelsin sen de gel hadi.” “Kızım baksana anneme,” açık olan kapımdan bana seslenen abime baktım. “Geliyorum, siz başlayın.” “Hareket et Yasmin, konuşma hareket et.” Elindeki kalemi bana fırlattığında kenara çekilerek kalemin yere düşmesine sebep oldum. “Bir de voleybolcu olacak bir kalemi tutamadı.” “Abi rahat bırak beni!” “Didişmeyin, baban gelecek şimdi Yasmin.” “Anne işim var şu aptalı al başımdan!” abim gözlerini devirerek banyoya ilerlediğinde kapımı kapattım. İçerden gelen sese aldırmadan telefona bakmaya devam ettim. “Ukala,” diye söylendim kendi kendime. Ona yazacağımı bildiği için bilerek yapmıştı. Nasıl yemiştim ben bu numarayı ya? Nasıl düşmüştüm onun gibi birinin laf cambazlığına? Yasmin Güneş: Şansına küs, ben de tam şu an numaranı siliyordum. Vereceği cevabı bir süre bekleyeceğimi sandım fakat o benim aksime hemen cevap vermişti. 23 NUMARA: Bandanamı unuturum diyorsun yani? Yasmin Güneş: Yenisini alırım diyorum. Ve onu engelledim. Engellemeden hemen önce ekranda beliren yazıyor ifadesine bakarak gülümsedim. Ne yazdığını merak ediyordum fakat bunu bilmesine gerek yoktu. Ne sanıyordu? Biraz sosyal medya fenomeni var diye herkes onun istediği gibi mi davranacaktı? Kapımın tıklatılmasıyla telefonumu da yanıma alarak kapıyı açtım. Annem kapının önünde öfkeli gözlerle bana bakıyordu. “Neden hâlâ yemeğe gelinmediğini öğrenebilir miyim?” “İşim vardı,” dedim bunun onu tatmin etmeyeceğini bildiğim halde. “İşini yemekten sonra hallediyorsun, geç sofraya.” Eliyle mutfağı gösterdiğinde daha fazla laf dalaşına girmeden mutfağa geçtim. Leyla’nın yanına geçerek oturdum. Abim karşımda, babamsa onun yanında oturuyordu. Annem bana çorba koyduğunda bizimkilerin çoktan ana yemeğe geçtiğini fark ettim. Sanırım kızmakta biraz olsun haklılardı. Acaba Yaman ben onu engellerken bana ne yazıyordu? “Ne yaptın bugün nasıl geçti?” dedi annemin tavuk pilavını büyük bir iştahla yerken. “İyiydi, aynı işte dersler ve voleybol.” “Kızım,” bu sefer araya annem girdi. Hangi konuşmanın geleceğini anladığımda önümdeki tarhana çorbasını kaşıklamaya devam ettim. “Voleybol oynamanın ne kadar arkasında olduğumuzu biliyorsun. Seni her türlü spor dalı için elimizden geldiğince yönlendirdik ama sınavına az kaldı eğer bu durum…” “Bir sorun yok benim için,” diyerek kestim annemin sözünü ve sofradan bir parça ekmek aldım. “Senin geleceğin için konuşuyor annen Yasmin,” dedi babam. Annemin onu tembihlediğini biliyordum. Yoksa böyle konuşmazdı. İçinden her ne geliyorsa onu yap, arkanda baban var diyen bir babam vardı. “Bak bu sene çok önemli. Seneye zaten yalnızca sınava hazırlanacaksın da,” göz ucuyla anneme baktım. “Zaten derken?” dedim durumu anlamaya çalışarak. “On ikide de oynamayacaksın herhalde Yasmin.” “Anne!” dedi abim uyarmak için annemi. Bunun sonunun kavgayla sonuçlanacağı daha şimdiden belliydi. “Hayatımı çekiştirip durmayı bırak,” dedim sakin tutmaya çalıştığım ses tonumla. “Derslerim iyi, voleybola devam edeceğim. “Üniversite sınavı için iyi olması yetmeyecek Yasmin,” dedi babam yeniden araya girerek. “Abine bak,” annemin kurduğu cümle artık duymaya alıştığım bir şeydi. “Hayatını kurtardı biz istiyoruz ki.” “Bırak da artık buna ben karar vereyim!” yanımda Leyla oturduğundan sesimi yükseltmemeye çalıştım ama ne kadar başarılı olduğumdan emin değildim. “Bırak da biz üçümüz robot gibi sen ne istiyorsan onu yapan çocuklar olmayalım. Abim doktor olmak istiyordu olacak. Bense daha ne istediğime karar bile vermedim ve bunun sorumlusu sensin anne! O kadar çok konuşuyorsun ki ben ne isteyip istemediğimi duyamıyorum bile!” “Daha on yedi yaşındasın,” d…