Tanyeli

BÖLÜM 1

Yazar:

Tanyeli – Büşra Nur kitap kapağı
Tanyeli – Büşra Nur kitap kapağı

1 “GÜN BATARKEN YA DA DOĞARKEN.” Gün doğmadan hemen önce çıkan aydınlık, şafak vakti. Tanyeli. Suyun içindeydim. Dibe çökmek için kollarımı yukarıya kaldırıp bacaklarımı karnıma çektim. Nefesimin son demlerini tüketirken suyun altında olmak, sanki birkaç dakika sonra okula gitmek ve yoğun tempoma geri dönmek zorunda olmadığım bir dünyaya açılan kapıymış gibi hissettiriyordu. Gözlerimi kapatıp kendimi özgür olduğuma inandırmaya çalıştım. Bir süre sonra ciğerlerimdeki yanma dayanılmaz hâle gelince gözlerimi açtım. Tam karşımda, suyun içinde neredeyse görünmeyecek kadar saydam bir denizanası süzülüyordu. Kollarımı yavaşça çözdüm. Hareket ettiğimde benden uzaklaşacağını düşündüm ama kaçmadı. Suyun akıntısına teslim olmuş, nereye gittiğini umursamadan önümde salınıyordu. Elimi uzattım. Parmak uçlarım ona değmeden hemen altında durdu. Ne kadar şanslı olduğunu düşündüm. Ne okulun ilk günü vardı onun için ne sabah antrenmanı ne de Selçuk Hoca'nın daha ilk günden ciğerimizi sökeceğine dair kesin bir gerçek. Sadece su vardı. Ve o, nereye götürürse oraya gidiyordum. Ciğerlerim bir kez daha sızlayınca ellerimi suya bastırıp kendimi yukarı doğru ittim. Başım yüzeyi yardığı anda derin bir nefes aldım. Şehir henüz tam anlamıyla uyanmamıştı. Gökyüzünün karanlığı Torosların ardından yavaş yavaş çekiliyor, gecenin laciverti yerini soluk bir maviye bırakıyordu. Sahil boyunca uzanan birkaç sokak lambası hâlâ yanıyordu. Saçlarımı yüzümden geriye itip denize baktım. Denizanası çoktan kaybolmuştu. "Tabii," diye mırıldandım nefes nefese. "Sen kaç." Keşke benim de işim bu kadar kolay olsaydı. Çıplak ayaklarımdan dizlerime doğru tırmanan dalgaların bir kere daha kıyıya vurmasına izin vermeden ayağa kalktım. Biraz gerime bıraktığım çantamı açarak içine yerleştirdiğim peçetemle ayaklarımı kuruladım ve çoraplarımı giyerek ayakkabımı giydim. Okul eteğimin açıkta bıraktığı ve hafif nemli olan bacaklarımı da son kez kurulayarak peçeteyi elimde buruşturdum. Çantamı sırtıma alarak elime aldığım termosumdan birkaç yudum daha aldım. Ayağımın altında ezilen çakıl taşlarına aldırmadan hızlı adımlarla sahilden yukarıya çıkan merdivenleri tırmandım. Biraz ilerleyerek caddeye çıktığımda gözüm kolumdaki saate kaydı. Son on beş dakikam kalmıştı. Okuluma yolum yaklaşık yirmi dakika sürüyordu. Bisikletle gidersem beş. Ve daha fazla vakit kaybetmeden bisikletime binerek yola koyuldum. Ana yolun kenarından arabalara dikkat ederek hızla ilerlemeye devam ederken bir yandan hızlı olmak için çabalıyordum. Okulun ilk günüydü ve geç kalmak döneme yeniden zihinlere kazınarak başlamak demekti. Buna hiç niyetim yoktu. Bu yıl olabildiğince az belaya bulaşacak, gençliğimi yaşarken hayal ettiğim o hayatı yaşamak adına emin adımlarla ilerleyecektim. Okulun kapısına yaklaştığımda pedallardan frenlerimi hafif sıkarak yavaşladım. Gözüm koluma kaydığında okulun kapısının kapanmasına üç dakika kaldığını görerek rahatladım ve öğrencilerin arasından bisikletimle geçebilmek için bir süre bekledim. Bisikletimi insanların arasından yavaşça ilerletirken bir yandan elime telefonumu almış, sosyal medya hesabımda dolaşıyordum. “Pardon, pardon,” duyduğum sesle frenlerimi daha da sıktım. Birinin ayağını ezmiş olma düşüncesi canımı sıkarken bakışlarım hemen önümde, ellerini havaya kaldırmış olan oğlanla kesişti. Yeşil gözleri uzun kirpiklerinin arasından yüzüne düşen güneşle parıldıyordu. Saçları hafif kıvırcık, boyu benden bile uzundu. Voleybol takımının kaptanı olduğumu söylemiş miydim? Evet, boyu sanırım benden bile uzundu. “Özür dilerim,” dedim mahcup bir ifadeyle. “Sadece içeri girmeye çalışıyorum.” Pazartesi günü okula bisikletle gelmek akıllı işi değildi. En azından bu yıl neyi yapmayacağıma emin olmuştum. “Hiç problem değil,” dedi parmaklarını şıklatarak. “Ama sanırım telefonunda bir şey eksik.” Kaşlarım çatıldı. Ne olduğunu kavramaya çalışırken parmaklarım arasından çekilen telefonum neye uğradığımı şaşırmama sebep oldu. “Ne oluyor?” şaşkınlıkla elimi telefonumu almak için kaldırdım “Ne eksik…

Bölümün tamamını WritePad'de oku