Tanyeli

BÖLÜM: 13

Yazar:

Tanyeli – Büşra Nur kitap kapağı
Tanyeli – Büşra Nur kitap kapağı

Bölüm görselleri

Tanyeli - BÖLÜM: 13 bölüm görseli 1
Tanyeli - BÖLÜM: 13 bölüm görseli 1
Tanyeli - BÖLÜM: 13 bölüm görseli 2
Tanyeli - BÖLÜM: 13 bölüm görseli 2

Lütfen oy vermeyi ve BOOL BOL yorum yapmayı unutmayın! Yorumlarınızı okumayı çok seviyorum ve benim için büyük bir motivasyon kaynağı! Keyifli okumalar ^^ BÖLÜM: 13 "DENKLEM" Eve girdiğimde salondaki televizyonun sesi dışında her yer sessizdi. Annem koltuğun köşesine oturmuş, önündeki sehpada açık duran sınav kâğıtlarını kontrol ediyordu. Beni gördüğünde önce yüzüme, ardından saate baktı. Neyse ki eve geç kalmış sayılmazdım. Çantamı omzumdan indirirken "Arkadaşlarla biraz oturdum," dedim ve bunu neden açıklama ihtiyacı hissettiğimi kendim de anlamadan ayakkabılarımı çıkardım. Annem yalnızca başını sallayıp yeniden önündeki kâğıtlara döndü. Bu kadar kolay kurtulduğum için şanslıydım çünkü "Yaman'ın basketbol antrenmanına gittim, sonra motorla eve geldik ve otoparkta oturup babasıyla, hayatıyla, benim hayatımla ilgili konuştuk," cümlesinin annemin zihninde açacağı yeni sekmeleri düşünmek bile istemiyordum. Odama geçtiğimde çantamı masanın yanına bırakıp yatağın üzerine uzandım. Bütün günün yorgunluğunu ancak sırtım yatağa değdiğinde hissettim. Ayaklarım ağrıyordu, saçlarım motor yolculuğunda rüzgâr yüzünden birbirine girmişti ve beynimin içi gün boyunca yaşanan her şeyin tekrarına dönüşmüştü. Eren'in sahada bana bakması, Yaman'ın bunu fark etmesi, Mert ve diğerlerinin koridorda küçük bir güvenlik ekibine dönüşmesi, Yaman'ın babasıyla ilgili ilk kez bu kadar açık konuşması ve en sonunda Eren'in bana kaç kere baktığını sayı verecek kadar takip etmiş olması... Bir insanın birkaç saat içinde bu kadar fazla şey yaşaması normal değildi. Daha da kötüsü, bunların neredeyse tamamının aynı çocukla bağlantılı olmasıydı. Telefonum titrediğinde ekrana bakmadan önce birkaç saniye bekledim. Aceleyle bakarsam sanki birini beklediğim ortaya çıkacakmış gibi saçma bir his vardı içimde. Odada yalnızdım. Beni gören kimse yoktu. Yine de telefonu gayet umursamazmışım gibi elime aldım. yamanalptanyeli seni takip etmeye başladı. İstemsizce gülümsedim. "Sonunda." Kelime ağzımdan çıktığı anda yüzümü buruşturdum. Sonunda ne demekti? Sanki haftalardır bunu bekliyormuşum gibi. Oysa hesabına daha önce defalarca girmiştim ve onu takip etmeyen taraf bendim. İlk tanıştığımız gün kim olduğunu anlamak için bakmıştım. Sonra maç videoları karşıma çıktığı için. Daha sonra attığı saçma hikâyeleri merak ettiğim için. Son birkaç haftadır ise açıklamasını yapmak istemediğim sebepler yüzünden. Parmağımı takip et tuşunun üzerinde birkaç saniye tuttum. Sonunda kendime kızıp bastım. Bu kadar. Okuldan tanıdığım birini takip etmiştim. Yüz elli bin kişinin yaptığı şeyi ben de yapmıştım. Bunun üzerine düşünmenin hiçbir anlamı yoktu. Telefonu yatağın üzerine attım. On saniye sonra yeniden elime aldım. Yaman hikâye paylaşmıştı. Fotoğrafı açtığım anda önce yüzüne baktım. Spor salonunun soyunma odasındaki aynadan çekilmişti. Siyah tişörtünün kollarını yukarı toplamış, telefonunu yüzünün bir kısmını kapatacak şekilde tutmuştu. Saçları hâlâ ıslaktı ve fotoğraftaki ifadesi normalde sosyal medyada kullandığı o gereksiz rahatlıkla aynıydı. Sonra gözüm bileğine takıldı. Yeşil bir bandana. Birkaç saniye ekrana baktım. Bu oyunu oynamaktan hiç sıkılmayacaktı. Dudaklarımı birbirine bastırdım. "Sen var ya..." Hikâyeye cevap kısmını açtım. Yasmin: O bandanayı geri alacağım. Mesaj görüldü. Neredeyse hemen cevap geldi. Yaman: Hangisini? Kaşlarımı çattım. Yasmin: Elindeki yeşil olanı. Yaman: Bu benim. Yasmin: Sana yeşil bandana kullanma hakkını kim verdi? Bu kez cevabı birkaç saniye gecikti. Yaman: İlkini kaybettiğim gün büyük bir boşluğa düştüm. Güldüm. Yasmin: Kaybetmedin. Çaldığın kişi senden geri aldı. Yaman: Sen de benim cebimden çaldın. Yasmin: Kendi malını geri almak hırsızlık sayılmıyor. Yaman: O zaman bunu da gelip al. Parmağım ekranın üzerinde durdu. Cümleyi bir kere daha okudum. Yaman'ın en sinir bozucu özelliklerinden biri, söylediği her şeyi iki farklı yere çekilebilecek şekilde söyleyebilmesiydi. Sonra ne demek istediğini sorsanız büyük ihtimalle yüzünüze o gamzeli gülüşüyle bakıp s…

Bölümün tamamını WritePad'de oku