BÖLÜM: 9
Yazar: Büşra Nur

Lütfen oy vermeyi ve BOOL BOL yorum yapmayı unutmayın! Yorumlarınızı okumayı çok seviyorum ve benim için büyük bir motivasyon kaynağı! Keyifli okumalar ^^ 9 "SINIRLAR" "Kaptan'ım yetiştim sanırım." Bir haftadır işitmediğim sesi spor salonunun içinde yankılanırken birkaç saniye boyunca ne yapmam gerektiğini unuttum. Normalde bir insanı gördüğünüzde ya sevinirdiniz ya sinirlenirdiniz. En azından benim bildiğim duygu sistemi böyle çalışıyordu. Fakat Yaman Alp Tanyeli'nin bir haftanın ardından kapının önünde belirmesi beynimdeki bütün kabloları birbirine dolamıştı. Önce rahatladım. Sonra rahatladığım için kendime sinirlendim. Ardından bir haftadır okula gelmeyen bir insanın spor salonuna girer girmez neden ilk olarak bana baktığını sorguladım. Ve bütün bunları yaklaşık üç saniyenin içine sığdırmayı başardım. Gerçekten etkileyici bir zihinsel performans Yasmin. Yaman'ın gözleri hâlâ üzerimdeydi. Bir eli omzundaki spor çantasının askısında duruyor, diğer eliyle nefes nefese kalmış gibi saçlarını geriye doğru itiyordu. Üzerinde TOAK yazılı siyah bir tişört vardı. Saçları her zamankinden daha dağınık, gözlerinin altı hafif mor görünüyordu. İyi görünmüyordu. Daha doğrusu Yaman hâlâ Yaman olduğu için kötü görünmeyi beceremiyordu ama iyi olmadığı çok belliydi. "Yetiştin mi?" Murat Hoca'nın sesi bütün salonu susturdu. Yaman'ın yüzündeki bana dönük yarım gülümseme milim milim kaybolurken başını sesin geldiği tarafa çevirdi. "Hocam," dedi, sanki biraz önce kapıdan suç mahalline girmemiş gibi rahat bir tavırla. "Dakikasında." Mert'in kahkahası salonun diğer ucundan yükseldi. "Dakikasında diyor bir de!" Yaman başını çevirmeden orta parmağını kaldırmaya yeltendi ama Murat Hoca'nın bakışını fark edip eliyle saçını düzeltiyormuş gibi yaptı. Dudaklarımı birbirine bastırdım. Gülmeyecektim. Kesinlikle gülmeyecektim. Bir haftadır okula gelmeyen, kim bilir nerelerde gezen bir aptalın iki saniyelik hareketine gülmek gibi bir niyetim yoktu. Yanımdaki Eylül'ün omzu titremeye başladığında ona ters ters baktım. "Gülme." "Gülmedim," "Omzun kendi kendine mi titriyor?" "Üşüdüm." "Spor salonu yirmi dört derece." "İçim üşüdü." Gözlerimi devirdim. Murat Hoca elindeki düdüğü boynundan çekip avucunun içine aldı. Yaman ise nihayet kapının önünden ayrılarak bize doğru yürümeye başladı. "Buraya gel." Ses tonundan işlerin pek yolunda gitmeyeceği belliydi. Yaman da anlamış olacak ki adımları yavaşladı. "Hocam önce bir su..." "Yaman." "Geliyorum." Mert, Baran ve Batuhan aynı anda kenara çekilerek Yaman'a sanki idama gidiyormuş gibi yol açtılar. Mert elini kalbine koydu. "Allah kurtarsın kardeşim." "Kes sesini." "Varsa bir vasiyetin bize bırak." "Motorum yok." "Doğru," dedi Batuhan. "Bize bırakacak bir şeyi de yok." Baran başını ciddi ciddi salladı. "Üzücü bir hayat." Yaman yürürken üçünün ortasından geçip Mert'in ensesine vurdu. "Bir haftadır gelmiyor ama şiddet kaldığı yerden devam," diye söylendi Mert ensesini tutarak. "Demek bir haftadır gelmediğinin siz de farkındasınız." Murat Hoca'nın cümlesi bu sefer Mert'i de susturdu. Salonun içinde birkaç saniyeliğine yalnızca spor ayakkabıların parkede çıkardığı adım sesleri kaldı. Yaman hocasının karşısına geldiğinde ellerini eşofmanının ceplerine soktu. Bu hareketin pek akıllıca olmadığını ben buradan anlamıştım ama kendisinin böyle bir farkındalığı yok gibiydi. Murat Hoca önce ellerine, sonra yüzüne baktı. "Çıkar ellerini cebinden." Yaman ellerini anında çıkardı. "Tamam." "Tamam hocam." "Tamam hocam." Mert'in arkamızdan çıkardığı boğuk gülme sesini işittim. Eylül bu sefer yüzünü bana doğru eğip fısıldadı. "Dayak yiyecek." "Sus da dinleyelim." "Sen bayağı meraklısın." "Antrenman programını etkiliyor." Eylül bana öyle bir baktı ki söylediğim bahaneye kendim bile inanmadığımı anlayabileceğini düşündüm. Neyse ki yorum yapmadı. Murat Hoca dosyasını kolunun altına sıkıştırdı. "Geçen hafta kaç okul antrenmanına gelmedin?" Yaman birkaç saniye düşündü. Bu bile yanlış cevaptı. "Hocam..." "Kaç?" "İki." Mert arka taraftan öksürdü. Y…