🌗 • Giriş
Yazar: Melek Ahuse T.

Merhabaaa! Kitabımızın düzenlenmiş bölümlümleriyle karşınızdayım. Başında emoji bulunan bölümler düzenlenmiştir. Lütfen o şekilde okuyun. Aklınızda bir mantık hatası veya soru işareti kaldın istemiyorum. Keyifli okumalar 🫶🏻 2 Hafta Önce Deniz gibi ferah, ama kömür gibi kaderi olan biri düşünün. Deniz, “Anne ben çıkıyorum!” diye seslenerek bina kapısını açtı ve annesi Niran Hanım onu görmeden evden çıkmaya çalıştı fakat koridorun diğer ucundan eli belinde kendisine doğru gelen annesiyle kapıyı geri kapattı, annesine dönerek şirince bir gülümseme sundu annesine. Niran Hanım kızını resmen evden kaçarken görünce bakışlarını kıstı. Orta yaşlı kadın kızına cevap vermeden önce Deniz’i baştan aşağıya süzerek giydiği kıyafetlere baktı. Bol kesim, uzun kollu yakalı klasik bir beyaz gömlek elbise, üzerine ise bele oturan, bağcıklı ve deri görünümlü bir korse kemer giymişti. Aynı zamanda giydiği uzun, deri dokulu, topuklu çizmeler şık ve iddalıydı. Klasik bir siyah, parlayan baget çanta takmıştı omzuna. Kumral saçlarını arkada sıkı bir şekilde topladığı için minik, gümüş halka küpeleri kendini belli ediyordu. Niran Hanım kaşlarını çatarak kızına baktı. “Bu kıyafetler ne Deniz? Nereye gidiyorsun bu saatte?” Niran Hanım’ın kıyafetleri sorma sebebi daha öne böyle kıyafetler almaması ve her şeyden önce Deniz’in yaşını büyük göstermesiydi. Çünkü kendi kızı bu tarz kıyafetleri sevmezdi. Modern, yaşını büyük gösteren kıyafetler yerine her zaman daha rahat olacağını düşündüğü kıyafetleri giyerdi. Deniz konuşmadan önce hafifçe yutkundu. “Selin’in doğum günü partisine gideceğim anne. Hem babam izin verdi gitmeme.” Niran Hanım şaşkınca kızına baktı. “Baban izin verdi? Hem de bu kıyafetle?” Deniz yavaşça kafasını salladı kırmızı ruj sürülü dudaklarını birbirine bastırdı. Deniz kırmızı ruj makyajı yapmıştı, yaptığı bu makyaj ve kıyafet bir araya gelince yaşını haddinden fazla büyük göstermişti. “Peki şimdi gidebilir miyim anne?” Niran Hanım onaylamayan bakışları ile birlikte kafasını hafifçe sallayarak izin verdi. İzin vermeseydi, ben artık yirmi yaşıma geldim istediğimi yaparım diye söyleneceği için izin vermişti. Deniz annesinin yanağına bir öpücük bırakarak annesine sarıldı. Niran Hanım buruk bir gülümsemeyle kollarını kızına sardığında, kızının bebek kokusunu içine çekmek için burnunu boynuna yaklaştırdı ama kaşlarını çatarak kafasını geri çekmesi bir oldu. Deniz parfüm sıkmıştı ve sıktığı parfüm fazla kadınsı bir parfümdü, kızının bebek kokusu yoktu. Niran Hanım gözlerinin dolmaması için gözlerini yumarken yutkundu. Bebeği yine bebeğiydi, ama eskisi gibi değildi. Büyümüştü ve bu bir anne için en zor şeydi… Eskiden Deniz annesinden yardım almadan yürüyemezdi bile, şimdi annesi olmadan koşabiliyordu. Bazı annelerin gurur duyduğu, sevindiği bir durumdu bu. Niran Hanım için ise koskaca bir boşluktu. Deniz evden çıkarak karanlık sokakta ilerleyerek bir arka sokağa gidiyordu. Annesini kandırması kötü bir şeydi biliyordu fakat annesi aslında gerçeği bilseydi ona çok daha fazla kızardı. Annesi ile ilgili bir seçim yapması gerekiyordu. Ve o ikinci seçeneği seçmişti. Arka sokağa geldiğinden topuk sesleri ve uzaktan gelen köpek havlama seslerinden başka bir ses yoktu. İleride siyah BMW’ye yaslanmış sevgilisini görünce gülümsedi. Siyah bir takım elbise giymiş, ceketin altında beyaz bir klasik gömlek yer alıyordu. Gömleğin yakaları oldukça düzgündü. Siyah bir kravat takmıştı. Her zaman giydiği siyah kumaş pantolonlarından birini giymişti. Sol bileğinde neredeyse hiç çıkarmadığı saati yine yerli yerindeydi. Kahverengi saçlarını arkaya taramış, tıraş olmuştu ama sakallarını tamamen kesmemişti sadece kısaltmıştı. Kahverengi gözleri boşluğa bakıyor düşünüyor gibiydi. Topuklu ayakkabı seslerinden sevgilisinin geldiğini anlamış doğrularak ona inci gibi olan dişleriyle bir gü-lümseme sunmuştu. Deniz gülümseyerek sevgilisinin yanına gitti. Asaf, bir kolunu Deniz’in beline sararak iki bacağının arasına girmesini sağladı.”Niye bu kadar geç kaldın diye soracaktım ama…