2.Bölüm: Hayaldi Gerçek Oldu.
Yazar: NeslihanK.

"Karayel Şirketi..." Bu iki kelime beynimin içinde bir dönme dolap gibi dönmeye başladı. Ve o an, içimdeki mutluluğu zapt edemeyerek, sanki yer çekimi yokmuş gibi ayağa fırladım. Çevredeki insanlar ne olduğunu anlamadan bir an bana dönüp baksalar da umurumda bile değildi! Dünyanın merkezinde ben vardım ve hayallerimin şirketi beni kabul etmişti. Bundan daha güzel, daha görkemli bir haber olabilir miydi? "Kızım! İnanamıyorum ya! Resmen kabul edildin!" Esra, coşkumu paylaşarak yerinden fırladı ve boynuma atıldı. Beraber olduğumuz yerde kendi eksenimizde dönerken attığımız "Başardık!" nidaları, etraftaki insanların tuhaf bakışlarını daha da üzerimize çekiyordu ama biz o an başka bir boyuttaydık. Esra'dan güçlükle ayrılıp, "Dur, dur! Bu haberi hemen annemlere vermem lazım!" diyerek bankın üzerindeki telefonuma koştum. Rehberden annemi bulup görüntülü aramayı başlattım. Annem telefonu hemen açmıştı ama her zamanki gibi arka kamerayı açık unuttuğu için ekran karanlıktı. "Annem, ekranın sağ üst köşesindeki ok işaretine bir kez bas. Arka kamera açık kalmış," dedim gülümseyerek. "Ne bileyim kızım..." dedi annem sitem dolu bir sesle. "Bizim zamanımızda bu gavur aletleri mi vardı? İnsan şaşırıyor işte!" Nihayet ön kamerayı bulup bizi ekranda görünce sesi anında değişti: "Aman da benim güzel kızlarıma bak sen! Yaman, koş koş! Eslem ile Esra arıyor, çabuk gel!" Babam gözündeki okuma gözlüğünü çıkarıp ekrana doğru şefkatle gülümsedi. "Selamünaleyküm, nasılsınız kızlarım? İyi misiniz?" İlkin Esra’ya baktım, sonra yüzümde kocaman bir gülümsemeyle babama odaklandım. "Aleykümselam babacım, çok iyiyiz. Siz nasılsınız?" "Biz de iyiyiz kızım," dedi babam huzurla arkasına yaslanarak. "Annen bahçeyle ilgileniyor, ben de camiden yeni geldim. Bildiğin gibi, hamdolsun..." Annemin o meşhur hobi bahçesi aslında sadece hobi değil, bereketin simgesiydi. "Küçük" dediğime bakmayın; yetiştirdiği meyve ve sebzelerle bir manavı donatabilecek kadar mahsuldü. Annem Rizeliydi, fırtına gibi; babam ise Burdur/Yeşilovalı, bir göl kadar dingin. Babamın imam olması nedeniyle çocukluğum taşınmalarla, yeni şehirlerle geçmişti. İlk görev yeri Antalya Serik’ti; ama dedem vefat edince Rize/Çayeli’ne dönüşümüz, benim için hem cenneti hem de o büyük kazayı beraberinde getirmişti. Şimdi ise çoğu çocukluk anım, yaylalarda uçurtma uçurduğum o günler, falezlerden atladığım o cesur anlar bilinçaltımın derin karanlıklarında saklıydı. Biri yanıma gelip "Beni hatırladın mı?" dediğinde, o boş bakışlarımdan kurtulmayı o kadar çok isterdim ki... Ama hayatta her şeyin bir sebebi vardı, buna inanmayı seçmiştim. "İyi babacım," dedim, sesimdeki heyecanı bastırmaya çalışarak. "Aslında size harika bir haberim var. Hatırlıyor musunuz, size hep bahsettiğim o prestijli şirket? Hani stajyerlerini yurt dışına gönderip deneyim kazandıran, hayallerimi süsleyen o yer..." Annem ile babam birbirlerine anlamlı bakışlar attılar. Annem, hafızasını zorlayarak işaret parmağını havaya kaldırdı. "Haa! Şu... Neydi adı? Yaman, söyleyiver kızın dediğini... Karayel miydi, neydi adı?" Babam gülümsedi. "Karayel Şirketi, Hatice Hanım, Karayel." "Evet, evet! O!" dedi annem heyecanla. "Hayrolsun inşallah Eslem'im, bir haber mi var yoksa?" Derin bir nefes aldım, Esra’ya baktım. Gözlerindeki o gururlu ışıltıyı görebiliyordum. Esrayla birlikte gülmeyle karışık " Evet anne Karayel Şirketi. " dedim. Esra'ya bakarak "Bence söylemenin vakti geldi. Esra sen ne dersin? " " Vallahi Eslem ben senin yerinde olsam bülbül gibi şakımıştım. Helal olsun sana. Maşaallah peygamber sabrı var mübarek. " diyerek gülümsedi. Sonra ekrana bakarak "Yaman amca, Piraye teyze size de helal olsun . Eslem'in sabrını kimden aldığı belli. " dedi. Annem de babam da Esra'nın bu dediğine güldü. Annem ve babamın meraklı bakışları altında nihayet o büyük haberi detaylandırmaya karar verdim. Babam, işaret parmağını ekrana doğru muzipçe sallarken, "Kızım, anneni bilmem ama benim peygamber sabrım sınırlıdır, ona göre!" diyerek bizi kahkah…