Bölüm 4
Yazar: Tuğçe

Lina: Saat 9 olmuş. Kalkıp kahvaltı hazırlayayım. Yataktan kalkıp banyoya ilerledim. Elimi yüzümü yıkayıp kendimi mutfağa attım. Çay suyu koyup, domates ve salatalık doğramaya başladım. Lina: Neyse ki bugün cumartesi. Okul yok. O sıra telefonuma bildirim gelince telefonu elime aldım. Naz: Bebişim uyandın mı? Lina: Uyandım hayatım. Naz: Kahvaltıya geleceğim haberin olsun. Hem bana o gizemli numarayı gösterirsin? Lina: Tabii ki hayatım. Hadi gel çay suyu koydum. Naz: 10 dakikaya kapındayım. Telefonu kapatıp cebime koydum. Sepetten kızartmak için patates aldım. Patatesleri soyarken bir yandan televizyona bakıyordum. Lina: Bu kız da menemen diye sayıklayıp duruyor. Kızım çocuk seni resmen kovuyor ya sen hâlâ ona menemen yapıyorsun. Sal gitsin. Telefonuma bildirim gelince dikkatin telefonuma kaydı. Bilinmeyen Numara: Günaydın, uyandın mı? Lina: Evet uyandım. 10 dakika falan oluyor uyanalı. Bilinmeyen Numara: N'apıyorsun? Lina: Arkadaşım gelecek kahvaltıya. Patates kızartıyorum. Bilinmeyen Numara: O 'arkadaş' erkek değik, dimi? Lina: Hayır, sana bahsetmiştim ya Naz. O gelecek. Ne o beni mi kıskandın? Bilinmeyen Numara: Kıskandım tabii. Neticede güzel kızsın. Sana bir bakan bir daha bakıyor. Lina: Teşekkür ederim. Bilinmeyen Numara: Teşekkür etme. Sonuç olarak doğruları söylüyorum. Lina: Beni utandırıyorsun. Bilinmeyen Numara: Utanman hoşuma gidiyor. Lina: Benim gitmem lazım. Naz birazdan gelir. Bilinmeyen Numara: Peki, sonra görüşürüz. İyi eğlenceler. Lina: Teşekkürlerrr Ayağa kalkıp doğradığım patatesi kızartma tencerisinin içine attım. O sıra kulaklarım diziye dikkat kesilmişti. Lina: Madem böyle kıskanacaksın o zaman kızla konuşsana ya... Hem bu yeni gelen çocuk nereden çıktı? Yapay zeka gibi konuşuyor zaten. Kapı çalınca ellerimi suya tutup kuruladım ve kapıya koştum. Lina: Geldiimm Naz: Ay sonunda açtın kapıyı. Gerçekten ağaç oldum. Lina: Abartma istersen 10 saniye falan bekledin. Naz: Benim için çok bir süre. Lina: Hadi içeri geç, kahvaltı hazır olur. Naz: Çok acıkmışım ya. Lina: Ben de acıktım biraz. Naz: Dolapta soğuk su var mı? Lina: Var tabii, raftan bardak al iç. Naz: Ne kadar misafirperversin maşallah nazar değmesin. Lina: ahahah yabancı mısın kızım? Al iç işte. Naz: Bak ne dicem, edebiyatçının verdiği kompozisyon ödevini yaptın mı? Lina: Evet dün yaptım, sen yapmadın mı? Naz: Dün vakit bulamadım ki, okuldan gelince bir uyumuşum ama ölü gibi. Lina: Biliyorum canım kdjdkdbd Naz: Senin ödevinin konusu neydi? Lina: Günümüzde Gözetim ve Mahremiyet, senin? Naz: Vay, çok iyiymiş. Benimkisi küresel ısınma. Lina: Seninki de iyiymiş. Ben biraz kamu spotu niteliğinde yaptım ahaha Naz : Bence iyi yapmışsın. İnsanlat artık çok kötü. Lina: Haklısın, patates olmuştur ben onu ocaktan alayım. Naz: Patates kızartması bu dünya üzerindeki en iyi şey bence. Lina: Bence de öyle. Kahvaltımızı yapmayı bitirdiğimizde birlikte mutfağı topladık. Ve sonra Türk kahvesi yapıp salona geçtik. Naz: Eee, anlatsana kimmiş bu gizemli kişi? Lina: Ya nasıl desem bilmiyorum. Garip. Dün akşan birden mesaj attı. Kim olduğuna dair fikrim yok. Naz: O söylemiyor mu kim olduğunu? Lina: Hayır. Vakti gelince tanışacağımızı söylüyor. Naz: Mesajlarınıza bakabilir miyim? Lina: Bak tabii. Telefonu açıp Naz'a uzattım. O mesajları okurken ben de kahvemi yudumluyordum. Naz: Bu kim bilmiyorum ama çok çekici görünüyor. Lina: Değil mi? Benim de hoşuma gitmeye başladı. Naz: Ama dikkatli olmak lazım. İn midir cin midir belli değil. Lina: Haklısın, o yüzden biraz ağırdan alıyorum. Naz: Bence de öyle olmalısın. Lina: Sen anlat bakalım. Ne var ne yok? Naz: Of, ne olsun, eski sevgilim Bora yazdı dün. Beni özlediğini söyleyip duruyor. Lina: Sakın affetme. Ondan adam falan olmaz. Naz: Affetmeyeceğim zaten. Ne hâli varsa görsün. Lina: Biraz adam olsaydı seni aldatmazdı. Naz: Bilmiyorum. Sanki zaten benden ayrılmak istiyormuş da bunun için fırsat yaratmış gibi geliyor. Lina: Nasıl yani? Naz: O beni aldatmazdı. Sadece beni kendinden uzaklaştırmak istemiş gibi geliyor. Lina: Neden böyle…