Sylworth Krallığı; Üç Kartın İzi

Keşfetmeye Bir Kala

Yazar:

Sylworth Krallığı; Üç Kartın İzi – Nisanur Tamer kitap kapağı
Sylworth Krallığı; Üç Kartın İzi – Nisanur Tamer kitap kapağı

Krallık, önceki 4 günün izini üzerinde taşırken geriye yalnızca bir günü kalmıştı öğrencilerin. Her birinin telaşı okunabiliyordu yüzlerinden ve Diana bu durumdan çok hoşnut sayılmazdı. İçerisinde bulundukları durumda herkesin cesur olmasını umuyordu, korkak değil. Dominic ise sakin taraftan bakmayı seçiyordu olaylara. Kişi korksa da bu ancak öğrencinin kendisine negatif yazardı ona göre. Bu da ne yazık ki Kral ve Kraliçeye düşen bir görev değildi. Herkes kendi yaşamından sorumluydu. Şimdi, beşinci günün kahvaltısındalardı ve ilk gündeki konuşmalardan eser kalmamıştı. Artık herkes gruplarla alakalı birbirini bilgilendiriyor, olacaklara dair tahminlerde bulunuyordu. Diana suyundan bir yudum alıp eşine döndü. Dominic’in dikkatle karşıya bakan gözlerini takip ettiğinde profesörlerin masasında durdu bakışları. Çıkan o karmaşadan sonra başka herhangi bir olay yaşanmamıştı. Valentina’nın kendine güvenen sözlerine karşılık hissettiği o duyguları anımsayınca bakışlarını öğrencilere çevirdi Diana. Daphne örgülerinden biriyle oynarken Iris yumurtayı soymakla meşguldü. Selene ise kollarını bağlamış, arkasına yaslanmıştı. Masaya oturduklarından beri de hiç konuşmamışlardı. Hepsinin aklında son günü nasıl değerlendirebileceklerine dair fikirler dolanıyordu. Erkekler tarafında da işler pek farklı sayılmazdı. Raphael ve Alex daha ciddi meseleler üzerinde dururken Adrian yemek yemekle meşguldü. “Artık yemek yemeye bir son ver.” “Ne yapayım peki Raphael? Karalara bağlayıp kafamı duvarlara mı vurayım? Teşekkürler, almayayım.” Raphael dağılan saçlarını sımsıkı toplamakla uğraşırken Alex masanın üzerinden karşısındaki Adrian’a eğildi. “Aman, lütfen ciddi olma. Bizim biraz eğlenmeye de ihtiyacımız var.” Raphael dayanamayıp güldü bu sözlere. “Yarın her şeyin değişeceğini düşününce insan sudan çıkmış balığa dönüyor.” “Katılıyorum.” Daphne’nin sesini duyunca başını eğip bakışlarını ona çevirdi. Kızlarla yakın oturuyorlardı. Yaşananlar ister istemez sohbetlerinin birleşmesini de sağladığından ara sıra konuşmalara dahil olmaktan çekinmiyorlardı. “Siz de durumlar nasıl?” “Yani. Ne ara bittiğini anlamadığım bir beş gündü.” Iris başını salladı arkadaşının sözleri üzerine. Selene de eşlik etmişti ayrıca. Herkese bakabiliyor ancak bir çift bakıştan çekiniyordu. Gözleri o maviliklerle her buluştuğunda, içinde hareketlenen garip hisleri engellemek ve yoluna bakmak istiyordu ancak zorlanıyordu da. Yakaladığı her boşlukta nerede duracağını biliyordu gözleri ve her ne kadar buna sinir olsa da önüne geçemiyordu. Böyle anlarda kendi kendine söyleniyor, yalnızca beş gün oldu seni sersem, diyerek kendine kızıyordu. Henüz bu karmaşık hislerden kimseye bahsetmemişti. Bahsedilecek kadar önemli miydi, orasından da emin değildi. “Sen ne diyorsun Selene?” “Efendim? Duyamadım.” Iris’in bakışlarındaki endişeyi görünce gülümsedi. Onunla ilk tanıştıkları ana ait koca gülümsemesinden bir adet daha yolladığında Iris’in de tebessüm ettiğini gördü. “Diyoruz ki acaba biraz kütüphaneye mi gitsek?” “Olur. Bana uyar. Kim kim gidiyoruz?” Daphne’nin eli çevredeki altı kişiyi sardığında ona baktı. Alex’in de kendisine baktığını görünce kaçırmadı bu sefer gözlerini. İlk defa çekinmek istemiyor, ona meydan okumayı seçiyordu. “Herkes tamamsa bence kalkalım.” Adrian ayaklanınca eşlik ettiler ona. Kral ve Kraliçeye selam vererek sırayla yemek salonundan çıktıklarında hepsi tuttukları nefesi bıraktı. Raphael ve Daphne’nin önderliğinde kütüphaneye giderken aynı zamanda çevreyi de izliyorlardı. Daha önce küçük bir tur atmış olsalar dahi şimdi tam anlamıyla bir geziye çıkmışlardı. Kütüphaneye ulaştıklarında Raphael geride kalıp kızların geçmesi için bekledi. Herkes içeri girdiğinde kapıyı sessizce çekip kapadı. Henüz kimse gelmemişti. Yüksek duvarları, yüzlerce kitabıyla içerisinde bulundukları yer tam anlamıyla büyüleyiciydi. Raflardan bazılarına ulaşmak ancak merdivenle mümkündü ve bunun içinde rafların yanına oldukça uzun merdivenler yerleştirilmişti. Gruplara ait flamalar, her yerde olduğu…

Bölümün tamamını WritePad'de oku