Sylworth Krallığı; Üç Kartın İzi
Hak
Yazar: Nisanur Tamer

Olaylı geçen her kraliyet yemeğinin ardında saklanmış bilgiler olduğunu düşünüyordu artık öğrenciler. Çünkü olan hiçbir olay açıklanmıyor, Kraliçe tarafından tatlıya bağlanmış gibi gösteriliyordu. Gabriela'nın olayından sonra herkesin tadı kaçmış, yemeklerin bir çoğu masada öylece kalmıştı. Her ne kadar konuşmak, bu garipliklere bir anlam yüklemek isteseler de Gabriela hiçbir soruya cevap vermemiş ve Stella'nın da cevaplamasını engellemişti. O bir seçiciydi, adaleti şaşırtmak istemişti ve yapmaması gerekirdi. Söylediği tek şey bundan ibaretti. Kral ve Kraliçenin önüne çıkmadan önceki son günlerin içerisine girmişlerdi artık. Profesörler normal işleyişte gitmiyor, ilk aşama adına en zor noktaları bulup onlara sunuyordu. Aynı zamanda Valentina'nın ilk zamanlara kıyasla suskunluğu bir çok kişide endişe uyandırmaya da başlamıştı. Derslere büyük bir sessizlikle giriyor, ders harici hiçbir kaosa katılmıyordu. Ki başından beri çoğunu onun yarattığı düşünülürse herkes bu durumu farklı karşılıyordu. Iris mavi kolyesini takmakla uğraşırken Selene arkasında belirip ona yardımcı olduğu sırada Daphne de elbisesinin fermuarını çekiyordu. Hepsinin üzerinde terzi Rory'nin diktiği elbiseler vardı. Selene mor elbisesiyle diğerleri nde tek başınayken, Daphne ve Iris mavi helenistik elbiseleriyle duru görücülüğü paylaşıyordu. "İşte tam olarak bundan bahsediyordum. Şu uçuş uçuşluğa, araya karışan altın sarılarına ve parıltılara bir bakın. Masaldan fırlamış gibi görünüyorsunuz!" Daphne gülerek onu aynanın karşısına çekip kendisine bakmasını sağladı. "Asıl sana bir bak Selene. Muhteşemsin. Ve teksin. Bu daha tatlı değil mi?" "Ya ne demezsin...O kadar tatlı ki her derse girdiğimde kusmamak için zor duruyorum." "Gücü olan kızlar olarak bu kadar şikayet etmenizi etik bulmuyorum." "Senin de gücün var Iris. Sadece aşamaları yanlış gibi." "Bu da büyük bir sorun ya zaten Daphne." "Hala bir gelişme yok mu?" Iris dudaklarını büzüp saçlarını toplamaya geçti. O da olanlardan pek emin gözükmüyordu. "Bilmiyorum ki Selene. Yani renkleri bir skalaya dizmek yeni bir beceri sayılır mı?" Selene kahkahasını bastırmakla uğraşmadan arkadaşının sözlerine gülerken Daphne de ona katıldı. Hepsi korkuyordu. Her öğrencinin artık bu cümleleri fazlasıyla sarf ettiğini duymaya başlamışlardı ki bu durum, yaşanan stresin en net örneğiydi. Kapı tıklanınca hemen açtılar. Carlayı hazırlıksız yakalamak istemişlerdi ama o nasıl olduysa çoktan koridorun sonuna ulaşmıştı bile. Iris arkasındaki kızlara dönüp şaşkınlığını belirtmek isteyerek kaşlarını kaldırdı. "Vay canına." Selene sesini dengeli tutmaya çalışarak fısıldadı. "Burada her şey bir garip. Tek dileğim bu iki haftanın sonunda sağ çıkabilmek." ... Diana gözlerine vuran ışığı engelleyerek doğrulduğunda Dominic'i masanın başında otururken bulmayı beklemiyordu. Onunla aynı anda kalkmaya alışkındı ve böyle zamanlarda eşinin düşünceli olduğunu biliyordu. Komodine bıraktığı saten hırkasını giymek adına ayaklandığında eşinin bakışları kısa bir anlığına onunla buluştuğu sırada gülümsedi Diana ama aynı karşılığı alamadı. Ona arkadan yaklaşıp arkasında durduğunda, eğilerek başını onun boyun boşluğuna yerleştirip varla yok arası öptü onu. Dominic, önündeki haritaları çizmekle meşguldu ve yüz ifadesine bakılırsa bunun onun için zor olduğu görülebiliyordu. İşlerini her zaman sağlama almaya çalışan birinin yaşadığı zorluklardan yalnızca biriydi bu. "Sorun ne Dominic?" "Her şey yolunda." Diana bu sözler üzerine alayla gülümsedi. Dominic'in hareket eden ellerini tutarak durdurdu. Boşta kalan eliyle hafifçe çenesinden tutarak kendisine bakmasını sağladı. "Bunu en son söylemen gereken kişi benim. Herkesi kandırsanda beni kandıramazsın." "Sadece her şey tamam olsun istiyorum o kadar." "Zaten her şey tamam. Burada çizdiğin gibi ilerlersek bir sorun olmayacak." İşaret parmağını haritada gezdirdi. Dominic'in krallıkların üzerine koyduğu stranç taşlarına karşılık gülümsedi. Dominic ise odaklanmış, planın ana hatlarını eşine anlatmaya koyulmuştu. "Önce…