Sylworth Krallığı; Üç Kartın İzi
Tanrı
Yazar: Nisanur Tamer

Krallık, profesörlerin dersleriyle disipline girerken öğrenciler son birkaç gündür kendilerini bulmaya çalışıyorlardı. Daphne ve Iris duru görücülük derslerinde varlık gösterirken Selene diğerleri grubunda ortaya çıkıyordu. Bu her ne kadar canını sıksa da elinden geldiğince ses çıkarmamaya, halinden memnun gibi görünmeye çalışıyordu. Belirsizliğin içerisine düşmüştü Selene ve çekindiği ne varsa onların en büyük sınavı olmasından korkuyordu. Eğitimin ikinci haftasındalardı ve Willow'un dersinden çıktıklarında kızlar kütüphaneye gitmek isteyince eşlik etti onlara. Daphne ve Iris mavi kapaklı kitabı kaptıkları gibi masaya geçtiklerinde Selene de mor kapağın cazibesine karşılıksız kalamadı. Artık herkes daha fazla bilgi edinmek ve hayatta kalmak istiyordu. Kütüphane, yoğun tempolu bir ders yaşanmış olmasına rağmen doluydu. Satırlarda yazan bilgiler karmaşıktı. Deneyerek öğrenecekler; ya üstesinden gelecek ya da yenileceklerdi. Hepsinin tek ortak noktası buydu. Krallığın kitabındaki genel bilgileri yazan Genevieve Adler bu özel kitapların da yazarıydı. " Diğerleri grubunun belirli bir gidişi yoktur. Kişi kendini bulduğunu anladıktan sonra olayların kontrolünün kendisinin eline geçebilmesi için sürekli denemeli ve bulduğu başlangıç gücünün temelini tespit etmelidir. Zihne seslenmek, kendini görünmez olarak artı bir şeklinde var etmek, hisleri ve yakın geleceği görebilmek bazı bulunan güçlerdir ancak bu güç bulunduğunda halka verilen bilgi, diğerlerinin asla tam net tanımının olamayacağı yönündedir. Onlar yakın geleceği gören insanlar da olduğundan geçmiş ve gelecek köprüsü duru görücülerle kurulabilir. Henüz belirlenmeyen güçler doğrultusunda diğerleri grubunun varlığı tehlikeli görülür. Bu güçlerde en önemli madde, kişinin duygusal ilişkilerinin dinamiği bozmuyor olmasıdır. Yalnızca diğerleri kapsamında olmamakla birlikte tüm gruplar hislere öncelik tanıdığında kaybeden taraf kişinin kendisi olmaktadır." Selene okurken tuttuğunu fark etmediği nefesini sesle verdiğinde kızların bakışlarına karşılık güldü. Onların da pür dikkat kitabı okuduklarını, hatta altını çizdiklerini görünce eleştirel bir kaş kaldırmanın ardından önüne çekti kitabı ve çizilen yere hızlıca göz gezdirdi. "Duru görücüler, geçmişin en iyi şahididir. Olan olaylar; yer, zaman, olay fark etmeksizin onların gözünün önüne serilir. Bu güçte ilerlemek geleceğe dair adımlar atmak adına oldukça önemli sayılır. Önce bir renk görmekle başlar, o rengi hissetmekle ve son olarak o yeri görmekle devam eder keşifler. Bu grubun kendini geliştirmesi çok nadir de olsa geçmiş olayların değişmesinde kullanılabilir. Bir savaşta yapılan hamle değiştirilebilir ya da basit bir kafa karışıklığı yaratılabilir. En uç noktaysa ölen kişinin geri getirilebilme ihtimalidir fakat bu oldukça zordur. Profesör statüsündeki insanların bile kullanmaktan çekindiği bir madde olan ölüleri geri getirme durumu, çevredekilerin kaderini etkileyecekse sonucu da gücünü kullanan çekmektedir." Selene son satırlarını şaşkınlıkla okuduktan sonra kitabı kapatıp arkadaşlarına döndü. Onların da aynı şeyleri hissettiklerini yüz ifadelerinden anlayabiliyordu. Gördükleri kadarıyla savaşçılar ve seçiciler ekipleri pek endişeli değillerdi. İlk derslerde duru görücülüğe dair bir adım atmış da olsa Gabriela, seçiciler ekibindeydi. Onun sonuçlara inanılmaz hızlı ulaşması ve radikal karar verme testinde hiç tereddütsüz sonuçlar ortaya koymasıydı yerini değiştiren. Stella da onun arkasından seçiciler grubuna geçmiş, hep olması gereken yerdeymiş gibi hissettiğini söylemişti. Ait olabilmek, tam olarak böyle tarif edilebilirdi. Kişinin hep olması gereken yerdeymiş gibi hissetmesi. Kızlar henüz bundan emin değillerdi. Adrian, Raphael ve Alex için de sonuç oldukça beklendikti. Savaşçı tavrını taşıdıklarını ilk günden söyleyen kızlar, haksız çıkmamışlardı. Grup grup ayrılmış da olsalar onların eğitimlerine katılmayı seviyorlardı. Kılıç tutuşlarından kendinden emin ifadelerine kadar o kadar kararlı ve güçlü duruyorlardı ki Iris bunu…