Sylworth Krallığı; Üç Kartın İzi
Giriş -Tanıtım-
Yazar: Nisanur Tamer

Giriş -Tanıtım- “İnsan kendi kaderinin mimarıdır. Tanrıysa sonunda üç kart dağıtır; Yaşam, Araf ve Ölüm.” Sylworth Krallığının Baş Ucu Kitabı; Sayfa 5-6. “Düzenin Tanımı” Yazan; Genevieve Adler Güneş; yüzyıllar önce krallıkların tepesine doğduğunda, insanlık kendini kaderin kollarına bırakmış durumdadır. Yaşam basit bir matematikten ibarettir onlar için. Ancak Tanrı, insanların yaşamları adına bencil ve bu denli kayıtsız olmalarının kendi geleceklerini mahvetmelerine yol açacağını bilir. Tam da bu yüzden insanlar sorumluluk almalıdır. Sonunda Tanrı, insanları kendi kaderlerinin mimarı yapar. Kişi ne kadar uğraşırsa o kadar kazanır ve bu şekilde de kartlar düzendeki yerini alır; Yaşam, Araf ve Ölüm. Hepsinin bir bedeli vardır. Bu krallıklardan biri olan Sylworth, düzeni değiştirmek adına Kral ve Kraliçenin kararıyla eğitimlere başlamak istediğinde halk onlara kucak açarak güvenmeyi seçer. Başlarında yönetici olan bu insanların çocuklarında bir ışık görmeleri, kendi hayatları için de bir çıkar yolu olmalıdır; en azından onlar bunu savunur. Kral Dominic ve Kraliçe Diana’nın emriyle bir sonbahar günü Sylworth krallığı kapılarını öğrencilere açtığında onları bekleyen, güçlerini tanımlayabilecekleri dört grup vardır. O krallıkta herkes adının önündeki sıfatla çağrılmalıdır. Bu gruplar da insanlık var olduğundan beri şu şekilde ayrılmıştır; Duru Görücüler, Savaşçılar, Seçiciler ve Diğerleri. Herkesin kendi gücünü bildiği ve keşfedebileceği bu noktada en tehlikeli kısım Diğerlerininkidir. Onların güçlerini tanımlamaları her şeyi deneyimlemelerinden geçer ve onlara verilen süre boyunca bu keşfetme gerçekleşemezse yazılan son kimsenin istemeyeceği trajedilere sebebiyet verir. Öğrenciler keşif süreçlerinde bölüm profesörlerinden yardım alır. Birlikte çalışan gruplar iki haftanın sonunda Kral ve Kraliçenin karşısına çıkarak öğrendiklerini uygulamalı olarak gösterir. Duru görücüler savaşlarda ve düzendeki amaca ulaşmada mihenk taşı değerindedir. Onların geçmişi görebilme güçleri stratejik olarak iyi geliştirildiğinde tarafların şansını artırır. Bir duru görücü kendini ne kadar ileri taşırsa gücün özelliklerini o kadar iyi yansıtır. Ayrıca her gelişim, gücün yeni bir kapısını açmak demektir. Savaşçılar halkın en sert kısmında yer alır. Kılıçlarını ölüm kılıcı başlığı altına taşımaları için düzenli ve düşman motifleriyle savaşmalılardır. Duygular onların kendilerini kamçılamada kullanabilecekleri, kendi güçlerini geliştirebilecekleri maddeler arasında yer alır. Kişi öfkeyle yükselirken, hüzünle batar. Savaşmak, Sylworth krallığına göre kendinden vererek çevrede var etmektir. Seçiciler, kartların dağıtımında bir nevi yardımcı öğrencilerdir. Pratik zekâları ve sonuca hızlı ulaşmalarıyla adalet terazisini dengede tutmaya çalışan taraftalardır. Onların bir cümlesi bir başkasının kaderidir. Tanrı’nın kartlarını kişiler bir sene sonunda kazanır. Her sene yalnızca bir kez toplanan konseyde Tanrı, terazide ölçülen performanslara göre kartları dağıtır. Ölüm kartı kazanan öğrencilerin yaşamak için bir şansı daha vardır; Yaşam kartı kazanan öğrenciyle, ölüm kılıcı eşliğinde savaşmak. Herkes yaşamayı ne kadar çok istediğini kanıtlamalıdır. Bu da adil olması açısından yaşam kartını kazanmaya hak kazanan en düşük performanslı yaşamlıyla birlikte gerçekleşmelidir. Burada ana amaç yaşamlı olmak adına en iyisine ulaşmaya çalışmaktır. Ve bunun sonucunda yaşamak adına savaşıp kazanan kişi ölümlüyse yaşamlının zamanını alır. Alınan zaman kişinin hanesine yazılır. Ve çark yaşam ve ölüm kartı arasında böyle çalışır. Günün sonunda yaşamanın kıymeti bir yerde zamanla tartılır. Araf kartı kazanan öğrencilerin ise işi daha zordur. Kişi bu kartı kazandıktan sonra, yakın çevresi Tanrı tarafından belirlenir ve kişilerin hafızası silinir. Araftaki kişiyle alakalı bırakılan ipuçlarıyla hatırlanacak en ufak detay kişiyi oradan kurtarır. Bu kartın amacı insana yaşamın kıymetini anlatarak asıl ölümün unutulmayla gerçekleştiğini anlatmaktır. Tüm bu düzenin bir amacı vardır;…