Suret Hırsızı

3. Bölüm

Yazar:

Suret Hırsızı - Seçil Kireşçi kitap kapağı
Suret Hırsızı kitap kapağı

Koşuyordum. Odessa’nın o hiç dağılmayan solukları boğazda düğümleyen kirli sisinin içinde, ayaklarımın altındaki taşların keskin ayna kırıklarına dönüştüğü o tekinsiz zeminde sadece koşuyordum. Her adımda etime batan camların sızısını hissediyordum ama durmak ölüm demekti. Arkamda, sisin rahminden doğan devasa, kapkara bir siluet vardı; ne olduğunu bilmediğim ama varlığıyla ruhumu ezen o karanlık, bir çığ gibi peşimdeydi. "Floryn! Arkana bakma kızım, koş!" Boğazımdan kopan bir hıçkırıkla birlikte çamurun ortasında zınk diye durdum. Sisin içinden, yüzünün hatları hafızamın sislerinde kaybolmaya yüz tutmuş ama omzuma dokunuşundaki o şefkatli ağırlığı asla unutamayacağım o tanıdık siluet belirdi. Babam. Ama kasabadaki o sıradan hırpalanmış hâliyle değil, üzerinde unuttuğum bir zamana ait asil ama parça pinçik olmuş pelerin benzeri karanlık bir giysi vardı. Göğsünün tam ortasında sanki bir gölge hançer saplanmış gibi kapkara bir leke büyüyordu. "Baba!" diye haykırdım, ona doğru bir adım atmak istedim ama cam kırıkları ayak bileklerimi yere çiviledi. "Baba, burası çok soğuk ne olur gitme!" Babam bana doğru elini uzattı. Avucunun içinde altın sarısı bir ışık parıldıyordu aynı benim saçlarımın rengi gibi. Temas etmemize ramak kala sisin içinden çıkan lacivert ceketli bir gölge babamı sarıp sarmaladı. Dün gece odama sızan o yabancının gece karası gözlerini gördüm bir an. Babam o karanlığın içinde eriyip giderken, sesi zihnimin duvarlarına çarptı: "Gözlerini aç, Floryn. Onlar senin yüzünü çalmadan önce..." "BABA!" Kendi çığlığımın odanın çıplak duvarlarında yankılanan sesiyle yataktan fırladığımda nefesim göğsüme saplanan bir kıymık gibi acıtıyordu. Göğüs kafesim hızla inip kalkıyor, sırtımdan aşağı soğuk terler süzülüyordu. Gözlerimi açtığımda karşılaştığım ilk şey Odessa’nın o her sabah üzerime daha da çöken gri tavanı değil, kapıyı ardına kadar vurarak içeri dalan annemin korku dolu çehresi oldu. Kadın nefes nefeseydi. Elindeki o hiç düşürmediği bakır parlatma bezini yere düşürmüş, gözleri yuvalarından fırlayacakmış gibi bana bakıyordu. Adeta odada bir hayalet görmüş, ya da duymaması gereken bir adı işitmiş gibiydi. "Floryn!" diyerek yatağımın kenarına çöktü, buz gibi elleriyle omuzlarımı öyle bir sıktı ki kemiklerim sızladı. "Yine mi aynı kâbus? Ne gördün? Ne diye bağırdın öyle?" Boğazım kurumuştu, rüyanın etkisiyle titreyen sesimi toparlamaya çalıştım. "Babam..." dedim, gözlerimden bir damla yaş süzülürken. "Babamı gördüm anne. Sisin içinden... Göğsünde bir leke vardı, canı acıyordu. Bana bir şeyler fısıldadı..." "Sus! Sus, ne olur sus!" Annemin çehresi bir anda kireç gibi beyaz oldu. Elleri bir hışımla omuzlarımdan yukarı çıkıp ağzımı kapattı. Gözlerinde öyle ham, öyle delice bir dehşet vardı ki sanki odanın ahşap duvarları bizi dinliyordu. "Baban öldü Floryn. O bu kasabanın çamurlu toprağına gömüldü ve bitti. Bir daha onun hakkında konuşma, o rüyaları da zihninden sök at!" Annemin bu aşırı neredeyse gaddarca tepkisi içimdeki o şüpheyi daha da körükledi. Bir robot değildim; babamı özlüyordum onun yokluğu içimde her gün büyüyen devasa bir boşluktu ama annemin bu korkusu acımdan daha büyüktü. Annem kesinlikle babamla ilgili bir şeyleri saklıyordu. Annem derin, titrek bir nefes alarak ağzımdaki elini çekti. Yüzündeki o sert, kurallara bağlı maskeyi yeniden takındı. "Hadi," dedi buz gibi bir sesle. "Okula geç kalacaksın. Saçlarını öreyim gel buraya." Yataktan kalıp annemin önüne oturdum. Belime kadar uzanan, dalga dalga döklen o parlak altın sarısı saçlarımı ellerinin arasına aldı. Odessa’nın o mat, soluk kumral insanlarının arasında bir suçlu gibi parıldayan, gizlenmesi gereken saçlarım... Annem saçlarımı acımasızca, canımı yakarak sıkıca örmeye başladı. Ardından kaba, soluk gri bir bezi başıma geçirip iğnelerle tutturdu. Saçımın tek bir telinin bile dışarıda kalmasına izin vermedi. Aynaya bakamıyordum ama o bezin altında ezilen kimliğimi hissedebiliyordum. "Unutma," diye fısıldadı annem kulağıma doğru, sesi hala titriyordu. "Bu ka…

Bölümün tamamını WritePad'de oku