2. Bölüm
Yazar: Habibe şahan

AYAZ DEMİRHAN Hangi duygumun cenazesini kaldıracağım ben şimdi ? Serhanla birlikte benim aracımla çıkmıştık askeriyeden. Yıllardır beraber görev yaptığım arkadaşım Serhan, eşinin işyerine uğraması gerektiğini söylemişti. Yolda sohbet ederek Naz yengemin işyerinin önüne geldiğimizde durdum. Serhan, arabadan inip içeri girdikten sonra gözlerimle takip ettim. Serhan yürürken bende gözümü biraz ilerisindeki masaya dikmiştim. Taş kesilmiştim. Sadece izliyordum. Yankı olamazdı değil mi? Yengemle sohbet ediyorlardı. Serhan gelince Naz yengem ayağa kalkmıştı. Kendisi de ayağa kalkıp, Serhan'la tokalaştı. Sonra aniden sağa sola bakmaya başladı. Arabanın koltuğunda biraz daha aşağıya kaydım. Hissetmiş miydi ? Mıh gibi kazınmıştı aklıma bu kızıl saçlı kadın. Nasıl unuturdum. Ben değil miydim bütün kadınlara gözlerimi yasak eden ? Ben değil miydim her kızıl saçlı kadını O sanan? Yıllardır kalbimdeki aşkı sindirmeye çalışan kimdi? Bendim. Ama değildim de. O Yankı'ydı. Kalbimin Yankı'sı. Benim Yankı'm. Gözlerimi bir an olsun ayıramadım. Hala izliyordum. Neydi bu şimdi ? Ne kadar güzel gülümsüyordu. İçimden ılık bir duygunun uzun zaman sonra akıp gittiğini hissettim. Bütün mimiklerini ezberlemiştim. Gülüşünü görmüştüm. Harelerine gölge düşen yar, neden buradaydı? Bu kadar kaçmışken buralara kadar neden gelmişti ki şimdi? Hiçbir kadına bir saniyeden fazla baktığımı bilmezdim. Şimdi gözlerimi çekemiyordum. Kafamı önüme eğip sağa sola sallıyordum. Hayır, hayır , hayır. Yankı olamazdı. Buralara gelmezdi. İzmi'rdeydi. Yankı'yı uzaktan izlerken bütün her şeyini aklıma yazdım. Kendisi anlamasa da çarpılmıştım, yine o sancıyan yerimden. Burası Yankı'ya zıttı. Bu şehir soğuk ve yabancıydı. O ise fazlasıyla sıcak ve samimiydi. Aslan'ı aramalıydım. Konuşup Yankı'yı sormalıydım. Ama sonra bunun olmayacağını anladım. Kardeşinin sadece adını bildiğimi sanıyordu ama bense çok daha fazlasını biliyordum. Kuşkulanırdı Aslan. Derken tam o anda aklıma Aslan'ın aradığını ve geri dönüş yapmadığımı hatırladım. Hemen kendimi toparlayıp devremi aradım. Telefon bir iki çaldı sonra bağlandı. "Devrem " diyerek açtı telefonu Aslan. "Aslan devrem. " "Dün aramışsın küçük bir operasyon vardı gece döndük. O saatte aramak istemedim. Malum evlisin." deyip kahkahayı bastım. "Devrem seni de göreceğiz . Karşına çıkar seninde bir kadın ve öylece kalakalırsın. Ne olduma dönersin. Bunu anladığında beni ara, kızı sana vermesinler diye ailesini ikna edip seni süründüreceğim." Karşılıklı yaptığımız muhabbetten sonra biraz da operasyonlardan konuştuk. Burada büyük bir terör koridoru vardı. Aklım fikrim bu örgütü bitirmeye yönelikti. Bütün maddi kaynaklarını bitirmiştim. Kuyruğuna basılmış tazı gibi kaçıyordu. "Devrem, benim kız kardeşim Yankı orada. Gönüllü geldi doktor olarak." Buz oldu ellerim. Ne duydum ben dedim. Demek ki gerçekten gelmişti . Gelmemeliydi, ben onu ardımda bırakmışken kaderin bana oynadığı oyunda neyin nesiydi. Sessizce sevip onca sene uzaktan izledim. Aslan nişanlandığını söylediğindeyse sessizce çekip gitmiştim. Zaten beni tanımazdı Yankı. Tuhaf bir şekilde izlediğimi hissederdi. Defalarca karşısına çıkmak istemiş ama cesaret edememiştim. Bir tek onu bilirdim. Bir de her gördüğümde sızlayan kalbimi. Ben o gözlere yenilmiştim. Direksiyonu sıkı sıkı tutuyordum. Aklım bir anda geçmişe gitti. Harp okulundan yeni mezun olmuştuk. Aslan çağırmıştı evine, çay içelim diye. Bende elimde çayın yanına aldığım kurabiye ile yürüyordum. Sokağın başına geldiğimde bir kızın evden çıktığını gördüm. Beni görmedi, başı öndeydi. Telefonla konuşurken yanımdan geçtiği sırada konuşmasını duydum. " Ya hiç sorma Merve, abimin bir arkadaşı var sır gibi saklıyor. Aslında abim arkadaşlarını hep saklar ama bu arkadaşı özellikle ilgimi çekiyor. Ne zaman o gelecek olsa beni bir şekilde evden çıkartıyor. Benim de adım Yankı'ysa bulurum Onu. Şimdi yine gönderdi. Yoksa saçıma sakız yapıştırmakla tehdit etti yürüyen ego. Yapmadı da değil biliyorsun. Attım kendimi dışarı, hadi gel her zamanki yerimi…