Stella Verse: Kısa Hikayeleri

Gök Yüzüne Not (Gizem)

Yazar:

Stella Verse: Kısa Hikayeleri - serhat sarica kitap kapağı
Stella Verse: Kısa Hikayeleri kitap kapağı

Gök Yüzüne Not Astrum şehrinin kıyısındaki gri apartmanlardan birinde, sekizinci katta, eski bir radyonun cızırtılı sesi arasında büyüyen iki çocuk yaşardı: Lina ve Taru. Lina, koyu kahverengi saçlarını hep iki yandan bağlar, gökyüzüne bakan camlardan şehirde göremediği yıldızları hayal ederdi. Taru ise eski kabloları toplayıp küçük devreler yapar, hurda robotlara kalp takmaya çalışırdı. Her sabah çatıya çıkarlardı, ellerinde birer rüzgâr defteri. Rüzgâr defteri, hayali bir icattı. İçine sadece gizlice fısıldanan hayaller yazılabiliyordu. Lina, defterine şöyle yazmıştı bir gün: "Gökyüzüne çıkmak istiyorum. Gerçek göğe." Astrum’da yıldızlar görünmezdi. Yüksek binalar, neon ışıklar ve sonsuz reklam ekranları gökyüzünü yutmuştu. Ama iki çocuk, o gökyüzünün hâlâ orada olduğunu biliyordu. Bir gün Taru, çatıdaki eski bir anteni dönüştürerek, rüzgârla dönen bir “balon makinesi” yaptı. “Gökyüzüne not yollayacağız,” dedi. “Belki biri okur, belki bir yıldız bile gönderirler.” İlk balon Lina’nın elinden göğe yükseldi. İçinde minik bir not vardı: “Ben Lina. Yıldızları hiç görmedim. Ama bir gün gökyüzüne dokunacağım.” Günler geçti. Haftalar… Hiçbir şey olmadı. Taru bir gün çatıya yalnız çıktı. Elinde yeni bir balon, içinde şu not: “Ben Taru. Lina’nın yıldızları görmesini istiyorum. Belki o zaman gülüşü hep kalır.” Ve o gece… Astrum’un ışıkları yine her zamanki gibi parlıyor, gökyüzünü saklıyordu. Ta ki… bir şey olana kadar. Şehrin sadece bir bölgesinde, küçük bir semt sokağında elektrikler birden bire kesildi. Nedenini kimse bilmiyordu. Ama aslında, o an bir şey geçiyordu oradan. Bir kız 12 13 yaşlarında tamamen siyahlar içindeydi sanki karanlık onu takip ediyordu. Kısa siyah saçları vardı kırmızı gözleri parlyordu. Uzun bir gün geçirmişti gibiydi. İçinde bir öfke vardı, bastırılmış duygularla dolu. Sokağa adım attığında, onun varlığı karanlığı da beraberinde getirmişti, kısa ama etkileyici bir an için. Ne Taru ne Lina o kızı gördü. Kızda de onları görmedi. O sadece geçiyordu… ama gökyüzünü, yıldızları açığa çıkarmıştı farkında olmadan. Ve işte o an... Binlerce yıldız, o bölgenin üzerinde parladı. Neonlar sustu, ekranlar karardı. Lina gözlerine inanamadı. “Gökyüzü geldi,” dedi, sesi titreyerek. “Bizi buldu.” Taru başını kaldırdı. O anın sadece kendilerine ait olduğunu düşündü. O karanlığı getiren kız çoktan sokaktan çıkmıştı bile. Karanlık eski haline dönerken, yıldızlar da yavaşça kayboldu. Ama o gece rüzgâr defterlerine yazdıkları not, artık sadece bir dilek değil, bir anıya dönüşmüştü. Gerçek gökyüzü, bir anlığına bile olsa, onları dinlemişti. Ve bazen, geceleri hâlâ çatıya çıkıyorlar. Yeni balonlar, yeni notlarla… Kim bilir... Belki o kız bir gün tekrar o sokaktan geçer. Ve yıldızlar yine parlar.

Bölümün tamamını WritePad'de oku