SÖZ VE SİLAH

1.BÖLÜM:ADALETİN KIVICIMI

Yazar:

SÖZ VE SİLAH – valerias_library kitap kapağı
SÖZ VE SİLAH – valerias_library kitap kapağı

Çocukken babamın işi yüzünden birçok şehir gezmiştik. Van, Diyarbakır, Şırnak, Malatya... Şimdi bana sorsanız, "Hangisi sende daha çok anı bıraktı?" Kesinlikle Malatya derdim. O zamanlar henüz on üç yaşındaydım. Bahçede defterlerime eğilmiş, ders çalışıyordum. Hava, sabah serinliğini hâlâ taşıyordu. Dut ağacının yaprakları rüzgârla hışırdıyor, uzaktan bakkalın radyosundan bir türkü geliyordu. Birden evin önünde lastiklerin toza basan sert sesi duyuldu. Arka arkaya üç araba girdi bahçeye. Ortadaki arabanın kapısı açıldı, önde oturan bir adam hızlıca inip arka kapıyı açtı. Kapıdan inen kadını görünce gözlerim donup kaldı. Üzerinde simsiyah bir kıyafet... Boyun kısmı ve yanlardan bileklerine kadar kırmızı şeritlerle süslenmişti. Kumaşı ağır ve gösterişliydi. Güneş ışığına değdikçe kumaş sanki ışığı içine çekiyor, kırmızı şeritler ise sessizce alev almış gibi parlıyordu. O an kalbim öyle hızlı çarpıyordu ki, sanki bütün bahçe duyacaktı. Gözleri sert, başı dik ve kendinden emin... Yanındaki adamla konuşurken ses tonu bile kararlıydı. Merakım beni onun yanına götürüyordu ama utangaçlığım ayaklarıma zincir vurmuştu. Tam o sırada bana baktı... Ve gülümsedi. O gülümseme, o anda bütün cesaretimi toplattı. "Merhaba, ben Asena Demir. Üzerinizdeki çok güzel... Nereden aldınız?" diye sordum, sesim titremesin diye kelimeleri yavaş seçerek. Kadın gülümsedi. "Bunu parayla alamazsın, Asena. Bu seni kendi seçer." "Nasıl yani?" dedim, kaşlarım hafif çatık. "Bu bir savcı cübbesi," dedi, keskin bir tonla. "Bunu almak için önce yürekten istemen gerekir, sonra ise okumak. Eğer gerçekten istersen, o da sana gelecektir." Büyülenmiş gibi dinliyordum. O kırmızı şeritler gözlerime kazınmıştı. "Üstelik sadece savcılar giymez bunu; avukatlar, hâkimler de giyer." "Hayır," dedim keskin bir şekilde. Bir an duraksadı. O cevabı beklemiyordu. "Hayır, ben savcı olacağım. Sizin gibi." Kadın dudaklarının kenarını hafifçe kıvırarak gülümsedi. "Hmm... Savcı Asena Demir. Yakıştı ismine." Birkaç dakika daha konuştuk. Gidişini izledim, sonra hızla eve koştum. Babamın siyah gömleğini geçirip kırmızı kurdeleyi boynuma bağladım. Kaşlarımı çattım, gözlerimi belerttim. Annem gülerek, "Kızım sen babana mı benzemeye çalışıyorsun?" dedi. Ama ben duymuyordum bile. Aklım hâlâ o cübbede ve o sözlerdeydi. Şimdi ise o çocuk bu dediğini yapmıştı. Çocukluk hayali gerçek olmuştu. Kafamı kaldırıp geldiğim yere baktım. Burası hayalimi gerçekleştirdiğim yerdi. Binanın üzerindeki tabelaya gözlerimi çevirdim: HUKUK FAKÜLTESİ yazıyordu. Yıllar önce okuduğum Ankara Üniversitesi'nde bugün konferans verecektim. Aynı yıllar önce benim heyecanla dinlediğim savcılar, avukatlar ve hakimler gibi ben de gençlere hitap edecektim. Aklım yıllar önce ilgiyle katıldığım ve dinlediğim bir konferansa gittim. Üniversitenin son yılıydı. Hukuk fakültesinin ağır ders yüküne rağmen, o günkü konferans için içim içime sığmıyordu. Konu, "Adaletin Temel Taşı: Cumhuriyet Savcılığı" idi ve konuşmacı, Türkiye'nin en genç kadın savcılarından biriydi. Salona adımını attığı an kalbimdeki o tanıdık kıpırtı yeniden canlandı. Çocukluk hayalim gözlerimin önündeydi. Konferans boyunca tek kelime bile kaçırmadan not tuttum. Kalemim defterin sayfasında hızla dolaşıyor, arada satır aralarına küçük ünlem işaretleri koyuyordum. Bazen heyecandan kelimeler birbirine karışıyor, elim titredikçe harfler yamuluyordu. Savcının anlattığı davalar, adaletin ne kadar hassas bir terazi olduğunu bir kez daha gösterdi. Ama beni en çok etkileyen şey, salondaki kararlı ve güven dolu duruşuydu. Güçlü, dik ve inançlı bir kadındı. O an kararımı verdim: "Savcı olacağım ama Cumhuriyet Savcısı olacağım." Konferans bittiğinde elimi kaldırıp söz istedim. Titrek ama kararlı bir sesle sordum: "Bu kadar zorluk arasında, sizi en çok motive eden şey neydi?" Savcı gülümsedi. "Adaletin bir gün bana da ihtiyaç duyacağını biliyordum," dedi. "Ve ben o gün hazır olmak istedim." O cümleyi duymak içimde derin bir kıpırtı başlatmıştı. O gün onun gibi olmak için her şeyi…

Bölümün tamamını WritePad'de oku