SONUN KEHANETİ

BÖLÜM 7

Yazar:

SONUN KEHANETİ - Özlem Buse Şahin kitap kapağı
SONUN KEHANETİ kitap kapağı

Krallıktan ayrıldıktan sonra, hiç mola vermeden yaklaşık yarım günlük bir mesafeyi geride bırakmıştık. Günlerce at sürmüş gibiydim. Üstelik gideceğimiz yolun daha yarısında bile değildik. Krallıktan uzaklaşıp Güvercinlik Vadisine yaklaştıkça, yol gittikçe daha zorlayıcı olmuştu. Ormanın içine ilerledikçe, güneş ışıkları daha az görünürdü. Sık ağaçlar göğe doğru uzanıyor, ormanın sessizliği içinde atlarımızın toynak sesleri yumuşakça toprağı dövüyordu. Eğrelti otları ve çalılar, ormanın her yerini kaplamıştı. Kanat çırpan hiçbir canlı görmemiştim. Vadi, geçmişi unutmamıştı. Hava ağır ve nemliydi. Saatlerce mola vermeden ilerlediğimiz için artık at sürmek o kadar keyifli gelmiyordu. Belim ve bacaklarım tutulmuştu. Vadinin sınırları içine girdiğimizde sık ağaçların oluşturduğu küçük bir açıklık bulunca, Scott kamp yapabileceğimizi söyledi. Ormanın içinde sık ağaçların oluşturduğu, doğal bir daireydi burası. Scott ve Ash, atlarından indiklerinde gözleri etrafı süzdü. Olası bir tehlikeye karşı tetikteydiler. Sessizliği bozmadan, kamp alanının dışına doğru, etrafı kolaçan etmeye gittiklerinde kurtta onlarla birlikte gitti. Herkes ne yapması gerektiğini biliyormuş gibi atından inince zaman kaybetmeden kamp kurma hazırlığına giriştiler. Aello ve Casey ateş yakmak için çalı çırpı toplamaya gittiklerini duyurdular. Atımdan inip, ayaklarım toprağa değdiği an, bedenimin ağırlığını yeniden fark ettim. Yol boyunca hissettiğim yorgunluk bir anda bacaklarıma çöktü. Her adımımda bedenimi bir sancı dalgası sararken, kaslarımı esnetip rahatlamaya çalıştım. Şu an gruba bir katkım olmayacağını düşündüğüm için, atımdan eşyalarımı indirdiğimde kendim için uygun bir köşe aramaya başladım. Rahat edebileceğim bir yer bulduğumda kamp malzemelerimi yerleştirip neyim var neyim yok göz atmaya başladım. Çantanın içini açtığımda ilk önce bez bir kese içinde bir sürü boş şişe çıktı karşıma. Anlaşılan Mergen, gerekli iksir karışımlarını hazır da bulundurmak için her şeyden fazla fazla koymuştu. Çantanın içinden malzemeleri çıkarttıkça; küçük bir kazan, tahta çubuklar, büyü yapımında kullanabileceğim bir dizi daha nesne buldum. Şişelere özenle doldurulan incir sütünü, timsah derisini, kuş tüyünü, kömürü ve büyük bir ot torbasını diğer malzemelerin yanına koydum. Torbayı açıp, içine baktığımda otların birbirine karışmış yoğun kokusu genzimi yaktı. Otları tek tek ayırmak için torbanın üzerine serdiğimde Mergen'in özenli bir hazırlık yaptığını fark etmemek elde değildi. Bunun için ona ekstra teşekkür edecektim. Tabii edebilirsem... Otların arasında; kötü ruhlardan korunmak için üzerlik otu, yara kapatıcı özelliği olan yoğurt otu, çuha çiçeği, kediotu, eğir kökü, tarçın, haşhaş, sarısabır ve koymasına en çok şaşırdığım köpek beyni yağı vardı. Çantanın ön gözünü açtığımda üç tane daha şişe buldum. Etiketlerin birinde azot, birinde cıva ve diğerinde sülfür yazılıydı. Mergen, büyü yapabilmek için gerekli olan tüm temel malzemeleri eksiksiz bir şekilde hazırlamıştı. Bu yolculuğu onun hak ettiğini söylemek isterdim fakat daha sonra sonu bile belli olmayan bu yolculuk için, bu düşüncemin ne kadar saçma olduğunu fark ettim. "Dünyayı bunlarla mı kurtarmayı planlıyorsun?" Yanımda usulca beliren kişi, daha önce deneyimlediğim üzere Vi'ydi. Başımı kaldırdığımda onu gördüğümden bu yana hiç değişmeyen alaycı ve meraklı bir ifadeyle beni izlediğini gördüm. Ciddi olup olmadığını çözemedim. Dalga geçtiğini düşünerek önüme dönüp kısaca, "Evet," dedim. Otları ayırmak için önüme dönerken, taşıdığı dalları yere bırakıp, teklif beklemeden yanıma oturdu. Ben otları ayırırken beni izlemeye koyuldu. Kısa bir zaman sonra, izlemekten sıkılmış olacak ki, şişelerden birini eline alıp dikkatle incelemeye koyuldu. "Bu ne?" diye sordu. Elindekine bakıp, "Cıva," diye yanıtladım. İlgilenmesine şaşırmıştım. "Ne işe yarayacak?" Ciddiyetle yüzüme bakarken, gözlerinde meraklı bir ifade vardı. Merakı bana mı yoksa malzemelere karşı mı emin olamadım. "Neye yarayacağını bende bilmiyorum. Genelde maddele…

Bölümün tamamını WritePad'de oku