SONUN KEHANETİ

BÖLÜM 6

Yazar:

SONUN KEHANETİ - Özlem Buse Şahin kitap kapağı
SONUN KEHANETİ kitap kapağı

Bernard'ın odasından ayrıldıktan sonra kafamda binlerce düşünce ile eve doğru yola koyuldum. Bir an önce gidip hazırlık yapmalıydım. Oysaki yanımda ne götürmem gerektiğini bile bilmiyordum. Neye ihtiyaç duyacağımı söyleyecek bir rehberimin olması iyi olurdu. Sarayın devasa koridorlarında adımlarımı hızlandırırken, sağımdan bir ses geldi. Birisi ismimi fısıldıyordu sanki. Sağıma döndüğümde heykellerin arkasında bir çift göz belirdi. Yakınlaştığımda Erich amcayı gördüm. "Erich amca!" "Şişşt... Gel benimle." Kolumu kavrayarak beni hızla bir odaya çekti. Odaya girdiğimde burnuma kitap kokusu doldu. Gözlerim, odanın loşluğuna alışırken, buranın devasa bir kütüphane olduğunu anlamam uzun sürmedi. Kitap rafları, odanın derinliklerine kadar uzanıyordu. Erich amcaya döndüğümde gözlerinin altındaki koyu halkaların ve yüzüne yerleşmiş yorgunluğun farkına daha çok vardım. Günlerdir uyumamış gibiydi. Eğer Mergen, bu yolculuğa çıkan kişi olsaydı her iki çocuğunu da kaybetme riski ile karşı karşıya kalmış olacaktı. Acaba, bu görevin detaylarını biliyor muydu diye merak ettim. Risklerin ve tehlikelerin farkında mıydı? Kehaneti biliyor muydu? "Erich amca iyi misin?" Sırtında daha önce fark etmediğim çantayı bana uzattı. "Bugünlerde iyi olmak biraz lüks değil mi, Larentia?" dedi dudaklarını birbirine bastırarak. Haksızsın diyemedim uzattığı çantayı elinden alırken "Bu ne?" diye sordum. "Mergen'in bu yolculuk için hazırladığı çanta." "O nasıl?" diye sordum merakla. "İyi olacak." Gözlerinin derinliklerinde endişe saklıydı. "Kasabadaki büyücü kadın... Ondan haber var mı?" "Hayır," dedi, başını ağır bir hareketle sallayarak. "Askerler ormanı aradılar ama onu bulamadılar. Yalnızca birkaç ot demeti ve dağınık bir ev." Kadın, büyük bir gizemdi. Fakat diğer öğrendiğim gerçeklerin yanında solgun bir gölge gibi kalıyordu. Erich amca, çantayı omuzlarıma yerleştirmek için hareketlenirken, iki elini omuzlarıma koydu. Göz hizama geldiğinde kısık sesle konuşmaya başladı. "Larentia." Sesi hem yumuşak hem de ciddiydi. "Bu görevde seni neler beklediğini az çok biliyorum fakat sonunu değiştirebilir misin onu bilemiyorum. Mergen'in çantasında yolculuk boyunca ihtiyaç duyacağın şeyler olduğunu düşündüm. Ayrıca sana önemli bir şey daha vereceğim." Ceketinin iç cebine uzandı, dikkatlice bir rulo çıkardı. "Bunu Aello'ya ulaştır." İçinde ne olduğunu merak ettim ama açıp bakmadım. Parşömeni çantamın yan gözüne koydum. "Bu bir harita. Size katkısı büyük olabilir." Erich amca, sanki yolculuğun yükünü kelimeleriyle hafifletmeye çalışıyordu. Başımı sallayarak, "Tamam," dedim. İçimde bir düğüm oluştu. Erich amcanın gözleri bir an doldu. Gözlerini kırpıştırıp, ifadesini hemen toparladı. "Böyle bir görev için sen ve Mergen'den başka birini düşünemezdim. Mergen'in, yeteneğine ne kadar güveniyorsam seninkine de bir o kadar güveniyorum," Her kelime omuzlarıma yeni bir yük bindirdi. "Aello, Rua Birliği'ne gireceğini söylediğinde onun için, ölümün korkutucu bir unsur olmadığını biliyordum fakat lütfen birbirinize göz kulak olun. Ne olursa olsun." Gözleri tekrar dolmaya başlamıştı fakat devam etti. "Bu yolculukta karşılaşacağınız zorluklara, haritadan başka yardımım olmadığı için üzgünüm." "Sorun değil," derken yavaşça omzunu sıktım. İçimdeki korkuları ona belli etmemek için büyük çaba sarf ediyordum. Ne kadar ağır olursa olsun bu yükü taşıyacaktım. Karar verilmişti. Benim sırtlandığım yükler kadar onun da yükü fazlaydı. Eğer başarısız olursak oğlunu kaybedebilirdi. Erich amca, dudaklarını birbirine sımsıkı bastırıp, sarılmak için beni kendine çekti. Başımın tepesine bir öpücük kondurduğunda gözlerime yaşlar birikti. Onları geriye ittim. Bir babaya sahip değildim. Fakat bir babam olsa ancak şu an ki gibi bir vedaya sahip olurduk diye düşündüm. Erich amca, vedasını tamamlamak ister gibi, beni kendinden ayırıp çantanın üzerini işaret etti. "Çantanın içinde seni sıcak tutacak bir binici kıyafeti, sağlam bir bot ve uyku tulumu da var." Elimde olsa, bir çocuk gibi, ona sarılmak ve burad…

Bölümün tamamını WritePad'de oku