SONUN KEHANETİ

BÖLÜM 3

Yazar:

SONUN KEHANETİ - Özlem Buse Şahin kitap kapağı
SONUN KEHANETİ kitap kapağı

Rüyamın o karanlık havasını ancak kahvaltı yaptıktan sonra dağıtmayı başarabilmiştim. Güneş, doğuda kendini çoktan göstermeye başlamıştı. Acilen çıkmam gerekiyordu. Kahvaltıdan sonra dişimi fırçalamak için lavaboya gittiğimde rüyamın, bünyeme olan etkisini aynada canlı gözlerle daha net gördüm. Belime kadar olan uzun sarı saçlarım, rüyanın karmaşıklığını üzerine almış gibi başımın tepesinde kabarmış ve dolaşık haldeydi. İnatçı bukleleri hırsla tararken, nerdeyse saçım kadar olan bir topak saçı lavaboda bıraktım. Tepeden yarım bir örgü ile karmaşıklığını aldığımda ifadem artık daha insancıldı. Menekşe rengi gözlerim solgunlaşmış, gözaltlarımda uykusuzluktan mor halkalar belirmişti. Normalde cildime herhangi bir iksir kullanmasam da Mergen' in ihtiyacım olur diye verdiği özü bulup, iksirin etkisiyle gözaltlarıma daha normal bir görünüm kazandırmayı başardım. Zaten beyaz olan tenim, ayna karşısında daha da solgun görünse de kendime ayıracak daha fazla vaktim yoktu. Hızlıca loncanın üniformasını giyip yola koyuldum. On beş dakikalık bir yürüyüşten sonra rüyamı uzak bir anı gibi geride bırakmayı başarabilmiştim. Zihnim artık başka düşüncelere dalmıştı. Adım adım loncaya yaklaşırken ne kadar uzun zamandır buraya ait olduğumu düşünüyordum. Bebekliğimden beri Phrygia Krallığı'nın, büyü ustaları yetiştirdiği Büyücü Loncasındaydım. Kapısına bırakıldığım andan beri, buraya aittim. Daha bebekken loncanın kapısına bırakıldığımda lonca beni almış ve büyütmüştü. İlk başta öğrencisi olmuş ve son bir senedir de loncanın büyü ustası olmuştum. Halimden memnundum. Bir ailem olmamasını kafama çok takmamaya çalışıyordum. Kendime her zaman bu konuda yalnız olmadığımı hatırlatıyordum. Loncanın benim gibi hikâyeye sahip bir sürü üyesi vardı sonuçta. Çoğuyla tek farkım, diğerleri ailelerini biliyordu. Bense nereden geldiğime, ebeveynlerimin kim olduğuna dair hiçbir şey bilmiyordum. Benim durumum, genellikle, maddi durumları olmayan aileler için de yaşanıyordu. Ailenin, eğer, maddi durumu yoksa çocuklarını bebekken loncaya teslim ederlerdi. Lonca, çocukları alır, yeteneklerini keşfedip, o yönde krallığa hizmet etmesi için büyütürdü. Eğer büyü yapmada yeterince yetenekliysen, loncada usta öğretici olurdun. Yani bir büyücü. Loncanın, simya, kimya, astronomi, sağlık gibi birçok ana dalı vardı. Bu ana dalları icra edebilmek için de büyünün dörde ayrıldığı gruplar vardı. Toprak ile yapılan büyüler, su ile yapılan büyüler, ateş ile yapılan büyüler ve hava ile yapılan büyüler. Öğrencilerin hepsi, bu büyüler ile ilgili eğitim alır. Fakat mezun olduğunda yetenekli olduğu alana göre usta öğreticiliği yapardı. Eğitim hayatım boyunca, derslerde ortalama bir öğrenci olsam da simya ve kimya da iyi olduğum için geçen sene ustalığımı bu yönde seçmiştim. Çünkü bir şeyleri dönüştürüyor olmak küçüklüğümden beri bana hep daha cazip geliyordu. Eğer derslerde büyü ustası olmak için yeterince iyi değilsen, loncadan kovulmazdın, loncaya ait başka bir yerde görev alırdın. Kütüphane, mutfak, laboratuvar. Sanatı icra edememen seni yeteneksiz olarak sınıflandırmazdı. Lonca, üyelerine kıymet verirdi. Buradan baktığımda da maddi yetersizlik çeken ailelerin, çocuklarını, iyi bir geleceğe sahip olması için loncaya bırakmasını anlayabiliyordum. Bende bu yüzden mi bırakılmıştım? Benim gibiler çoğunlukla, ailesini ve nereden geldiğini biliyor olurdu. Çünkü Büyücü Loncası, bırakılan ailelerin çocukları ile ilgili evrak kayıt dosyaları tutardı. Çocuk, ilerde büyüdüğünde ailesini görebilirdi. Ailesi onu görebilirdi. Kısıtlama yoktu. Tek şart; loncaya bırakılan her kişi, o andan itibaren loncaya aitti. Çocuğun üzerindeki tek söz hakkı loncanındı. Daha küçük yaşlardayken, bu konulara yeni yeni aklımın erdiği günlerin birinde geçmişimi öğrenmek için araştırma yapmaya girişmiştim. Beni loncanın, bahçe kapısının önünde bulan, Loncanın en büyüğü, Eruda'ydı. Eruda kendimi bildim bileli loncadaydı. Lonca büyüğü olabilmek için tüm ana dallarda iyi olmanız gerekirdi. O her şeyde iyiydi. Bu yüzden ai…

Bölümün tamamını WritePad'de oku