SONUN KEHANETİ

EK BÖLÜM I

Yazar:

SONUN KEHANETİ – Özlem Buse Şahin kitap kapağı
SONUN KEHANETİ – Özlem Buse Şahin kitap kapağı

Pelerinimin başlığını usulca aşağı indirdim. Adımlarım ağırdı. Yanından geçtiğim insanlarla göz teması kurmamaya özen gösteriyordum. Gece benim için iyi bir kamufle aracıydı. Sarayın mutfak çıkış kapısına yaklaştığımda toplanan kalabalığı görünce hemen yakındaki duvara saklandım. Bekledim. Usulca başımı çevirdiğimde birkaç mutfak görevlisinin kendi aralarında konuştuğunu gördüm. Onlar gidene kadar bekleyebilirdim fakat o zaman buluşmaya geç kalırdım. Ellerim büyüme uzanmak için harekete geçmeye hazırdı. Düşünmek için zaman yoktu. Pelerinin kolundan uzattığım elimi, mutfak görevlilerine uzatmak için kaldırdım. Büyü uysal bir dost gibi hemen çağrıma cevap verdi. Tam manayı serbest bırakacakken kolum hızla aşağı indirildi. Sırtım taş duvara yaslanırken hafif bir acı hissettim ama ses çıkarmadım. Bıçağıma uzanacakken beni engelleyen kol, bileğimi sıkı sıkıya tuttu. "Sana gece yarısı dedim!" Casey. Bakışlarında sönmeyecek bir ateşin dansı vardı. Alevler, bir an titreyip sönmek istercesine soluklandı. Sonra tekrar harlanarak içindeki gücün varlığını gösterdi. "Geç kalmak istemedim." Sesim fısıltı ile çıkarken onu hafifçe ittim. Casey sakince geriledi. "Daha nöbetçiler değişmedi." Ağır bir sesle konuşmuştu. "Onlarla işimiz yok. Biliyorsun." Casey' in gözlerindeki alevler bir an için vahşice parladı. İçinde bir yangın koptu. "Bu iş dekimse zarar görmeyeceği konusunda anlaşmıştık." "Öyle zaten. Sadece uyutacaktım," diye hınçla cevap verdim. Casey, bana tam olarak güvenmiyormuş gibi baktı. Kafasından farklı farklı düşünceler geçiyordu. "Sensiz halledeceğim!" Mutfağın dışarı açılan kapısına döndüm. İlerleyecekken Casey yine durdurdu. "Tamam..." Burnundan nefes verdi. "Sadece sakin ol yeter!" Duruşunda bir fırtına gizliydi. "Gel benimle." Casey önde ben arkada ilerlemeye koyulduk. Sarayın bilmediğim bir yönüne ilerlerken, huzursuzlukla seslendim. "Burası gideceğimiz yol değil." "Sadece takip et." Sesi bıkkındı. Gecenin karanlığı üzerimize bir perde olmuştu. Saray surlarının dibinde ilerlerken hiç dikkat çekmedik. En sonunda bir su mazgalının önüne geldiğimizde durduk. Oldukça ağır görünüyordu. Casey beklemeden mazgalın kenarını tutup yerinden çıkardı. Devam etti. Onu takip ettim. Sarayın gizli koridorlarında ilerlerken şansımıza kimseye rast gelmedik. Girmemiz gereken odaya yaklaştığımızda koridoru dönecekken, beklediğimiz gibi odanın kapısında duran muhafızlar görmesin diye taş sütunların arasına sindik. "Bunun başka bir yolu yok.” Casey'nin itiraz edemeden manamı serbest bıraktım. İki muhafız da hemen oldukları yere düştü. Beklemeden ilerledim. Casey, "Larentia!" diye fısıldadı. Ardından beni takip etti. Kapının önüne geldiğimde anlık bir duraksama yaşadım. Nabzım çılgınca atarken haftalar sonra onu ilk defa göreceğim gerçeği ile yüzleştim. Bu yüzleşme içimde uyumaya yüz tutmuş kimi duygunun tekrar kabarmasına neden oldu. "Girecek misin? Girmeyecek misin?" Casey dikkatle beni izliyordu. Nefes almayı yeni hatırlamış gibi iç çektim ve kapının koluna uzandım. Cevabımı vermiştim. Odaya girdiğimde hava ağır ve sessizdi. Perdeler burada canlı hiçbir şeyin olmadığını duyururcasına kapalıydı. Duvarlarda altın varaklı süslemeler, detaylı dokuma halılar asılıydı. Ağır taş zeminin üzerine ilerlerken ses çıkarmamaya özen gösterdim. Oysaki burada her şey ölüydü. Ortada görmeyi beklediğim bir cenaze tahtı vardı. Etrafı kandil ve şamdanlarla doluydu. Adımlarım usulca cenaze tahtına yaklaşırken kalp atışlarımı kulaklarımda duyuyordum. Nefesim düzensizleşti. Vahşi bir acı yıkılmam ve kendimden geçene kadar gözyaşı dökmem için etrafımda süzülmeye başladı. Onu görmezden geldim. Birkaç adım sonra daha tahtın yanındaydım. İşte oradaydı. Mahrum kaldığım. Ellerimden kayıp giden. Ne tam anlamıyla tutunabildiğim ne de tamamen bırakabildiğim o eksiklik . Ash... Elim istemsizce kalkıp, hasretle okşamak istediğim kahverengi saçlarına uzanmak istedi. Yumuşak bir dalgayla geriye taranmıştı. Hala yakışıklıydı. Kraliyet giysisi giydirmişlerdi. Gözlerinde kraliyet arm…

Bölümün tamamını WritePad'de oku