SONUN KEHANETİ

BÖLÜM 19

Yazar:

SONUN KEHANETİ – Özlem Buse Şahin kitap kapağı
SONUN KEHANETİ – Özlem Buse Şahin kitap kapağı

Hem yılana hem de bir ejderhaya benzeyen bu yaratığın pürüzsüz başı, boynunu saran keskin kabartılarla birleşiyordu. Burnunun hemen üstünde ejderhalara özgü küçük bir boyun çıkıntısı yer alıyordu. Parlak, zehir zerk eden gözleri, iki küçük ateş topu gibi, kızıl ve turuncu tonlara sahipti. Gözler, üzerime dikilmişken o kadar vahşet doluydu ki, bu kızıl nehir ruhumu yakmak istiyordu. Ağzından sarkan uzun, çatallı dilinden salyalar akarken, salya toprağa değdiği an da yerden ufak bir duman bulutu havaya yükseldi. Toprağı zehirlermişçesine. Yaratığa dair, mide bulandırıcı en önemli ayrıntı, vücudunu kaplayan kalın pulların çürümüş ve derin yarıklardan oluşuyor olmasıydı. İçi irin dolu devasa bir yaraya bakıyordum. Bir zamanlar kanat olan ama şu an ihtişamdan eser kalmamış sırtında yırtılmış ve delik deşik olmuş iki perde yer alıyordu. Kanatlar, ölü bir kelebeğin kanatlarını andıran, tozlu ve çürümüş ince bir zar tabakası ile kaplıydı. Yaratığın çevresinden yükselen çürüme kokusu burnuma dolduğunda midem bulandı. Boğazından çıkan gittikçe yükselen hırıltı öyle uğursuz bir sesti ki kulaklarımı kapama ihtiyacı hissettim. Etrafımızı saran kötücüllük öyle yoğundu ki, dünyanın tüm öfkesi ve laneti bu yaratığın üzerinde toplanmıştı. Çürümüşlüğün en gerçek haliydi. Yaratığın karşısında beklerken, midem düğümlendi. Kaçmalı mı? Saklanmalı mı? Yoksa savaşmalı mıydım? Beynim, karşımdaki tehdidin büyüklüğü karşısında donakaldı. Yerimden kıpırdayamıyordum. Bu dehşeti durdurmak imkânsız diye düşündüm kendi kendime. Karşımdaki şey dünyanın lanetlenmiş bir parçasıydı. Onu yenemezdim. Yaratığın ağzından sarkan salyalar, bir avcının lezzetli bir akşam yemeğine hazırlığıydı. Bakışları, avını sıkıştığı yerde esir alan bir avcının sabrı kadar ölümcül, bir o kadar da kararlıydı. Gözlerinin dehşet verici ışıltısı, içimdeki tüm cesareti tüketirken, sırtımdan soğuk bir ter aktı. İçimden bir ses kaçmamı söylüyordu ama bacaklarım toprağa kök salmıştı. Kıpırdayamıyordum. "Larentia!" Arkamdan yankılanan bir ses, karanlığı delen bir ışık misali esaretimi yardı. Tanıdık bir sıcaklık içimi sardığında yankılanan sesin kaynağı tüm korkularımı silmek istercesine tekrar tekrar ismimi haykırdı. Ash'in sesi, beni hayata döndürdü ve zihnim bedenime hükmedebilir hale geldi. Bakışlarımı yaratıktan kaçırabildim. Ash, az ilerde yüzü kirden ve kandan gözükmeyen Eivor'ı yerden kaldırmaya çalışıyordu. Vi, Aello, Scott ve Casey. Hepsi küle dönmüş alanda tekrar ayağa kalkmaya çabalıyorlardı. Gördüğüm manzara karşısında korkum katlanarak arttı. Kaybedeceklerimin ağırlığı kalbimi bir mengene gibi sıktı. Kalbimin derinliklerinden yükselen bir dürtü etrafımı saran karanlıkta yolumu aydınlattı. Korkak olma lüksüm yoktu. Şimdi, her zamankinden daha cesur olmalıydım. Çünkü sevdiklerimi kaybetmek, içimde yaratığın ölümcül gözlerinden daha büyük bir dehşet yaratıyordu. Hayatta kalma içgüdümden daha fazla tutunacağım bir şey varsa o da: sevdiklerimi koruma arzusuydu. Bu arzu, beni hareket etmeye zorladı. Tehlike artık bana bir nefes kadar yakındı hissedebiliyordum. Gözlerim bizi ölüme davet eden yaratığın çevresinde dolaştı. Çok düşünmedim ve sorgulamadım. Ölümün soğuk gölgesine rağmen harekete geçtim. Henüz hiçbir şey sona ermemişti. Ellerim bir içgüdüyle havaya kalktı. Parmaklarım, büyüyü çağırmak için hareketlenirken, doğayla bir uyum içinde olduğumu hissettim. Toprak, çağrıma yanıt verince göğsüme yayılan korku yavaş yavaş yok olmaya başladı. Güçsüz değildim. Değildik. Onları koruyabilirdim. Kimsenin zarar görmemesini sağlayabilirdim. Herhangi birinin mezarı başında ağlayan olmak istemiyorsam aklımı çalıştırmalıydım. Kendime güvenmeyi seçmeliydim. Kontrolü ele alarak manamı altımdaki toprağa yönlendirdim. Mana, parmak uçlarımda cızırdamaya başladı. Doğanın çağrıma cevap vermesi kendimi iyi hissettirdi. Parmak uçlarımdan çıkan enerji, yıldırımı andıran parlaklıkla zemine aktı. Işığın damarlar gibi üzerinde durduğumuz toprağın her bir köşesine yayılmasını izledim. Zemin kabardı. Ayakla…

Bölümün tamamını WritePad'de oku