SONUN KEHANETİ

BÖLÜM 16

Yazar:

SONUN KEHANETİ - Özlem Buse Şahin kitap kapağı
SONUN KEHANETİ kitap kapağı

Aşağıdan gelen tıkırdamaları duyduğumda uyuyakaldığımı fark ettim. Gözlerimi aralayıp, başımı yana çevirdiğimde Vi’nin yatağının boş olduğunu gördüm. Odanın kapısı aralık bırakılmış, aşağıdan mırıldanmalar duyuluyordu. Ne kadar süredir uyuduğumu anlamak zor değildi. Pencereden dışarı baktığımda havanın artık karardığını gördüm. Yataktan kalkıp yüzümü yıkamaya yöneldiğimde aynada kendimi inceledim. Bu kadar kısa süre içinde saçlarım nasıl bu kadar karışabilmişti? Yarım örgünün ucuna bağladığım lastik çıkmış saçlarım kendi özgürlüğünü ilan etmişti. Şekil vermek üzere tepede kalan birkaç örgüyü açıp, lavabonun yanındaki tarağı alarak açık renk saçlarımı omuzlarımdan aşağı dökülecek şekilde hızlıca taramaya başladım. Uykunun getirdiği o yumuşak pembelik yanaklarıma renk vermişti. Cildim sağlıklı görünüyordu. Menekşeye çalan gözlerim ışıl ışıldı. Uyumadan önce Vi ile yaptığım konuşmanın ruhuma iyi geldiği için kendimi daha arınmış hissettiğimi göz ardı edemezdim. Artık kolyemi gizlemek zorunda olmadığım için üniformamın üst düğmesini açtım. Boynumun kenarından görünse de artık bu yükün omuzlarımda olmayışı kendimi hafif hissettirdi. Odadan çıkıp basamaklara yöneldiğimde şöminenin önündeki oturma grubunda herkesin toplandığını gördüm. Sırtını şömineye veren Ash’in arkasında yanan ateş ona doğal bir sıcaklık veriyordu. Her hareketi ile arkasında şekil alan gölgeler onun hizmetkârıymış gibi hareketlerine boyun eğiyorlardı. Gözleri kısa bir an bana kaydı. Ardından tekrar bana döndü. İçlerinde midemi kıvrandıracak bir hoşluk vardı. Öyle ki bulunduğum yerden bile içindeki sıcaklığı hissedebiliyor, damağımda bıraktığı tatlı tadı anlayabiliyordum. Aramızdaki soğukluk bitmiş ondan bana ya da benden ona akan o görünmez doku tekrar gökkuşağının renklerine bürünmüştü. Birkaç basamaktan sonra yanlarına gelip boş koltuğa oturdum. Kimse bir şey demedi ama kaç gündür aramızda olan gerginliğin izleri kaybolmuştu. “Şunu bir dene, Larentia.” Casey karşıdan toprak bir kadehe döktüğü içeceği bana uzattı. Memnuniyetle aldığım içeceği kokladığımda burnuma keskin bir bal kokusu geldi. Bir yudum aldığımda boğazımı yakan sıvıyla öksürdüm. “Bu… ne?” diye sorarken boğazımda keskin bir yanma hissi kaldı. Şarap, balla tatlandırılmış olsa da içine katılan çeşitli otlar ve fermente edilen meyvelerin keskinliği damağımda tatlı ve ekşi bir tat bıraktı. Casey her zaman sunmadığı gülüşü sundu. “Bal şarabıymış. Pazarı dolaşırken, adam çok ısrar edince almadan edemedik.” Şaraptan bir yudum daha aldım. Bu sefer tadı eskisi kadar sert değildi. “İçtikçe alışıyorsun değil mi?” diye sordu Casey. O arada kendi bardağının son yudumunu kafasına dikti. Gözlerim Ash’e takıldı. Beni izlediğini fark ettim. Bakışlarımı ondan kaçırarak Casey’e cevap döndüm. “Öyle de denebilir.” Vi,”İçinde zehir yok yani,” diyerek gözlerini ince bir ima ile Scott’a çevirdi. Yerinde huysuzlukla oturan Scott’ın bardağı boştu. “Siz istediğiniz kadar içebilirsiniz. Ben içmiyorum.” Scott burada olmamızdan kaynaklı gerginliğini bizim kadar çabuk aşamamıştı. Ne bana ne de Özgür Halk’a ait bir şeyi kolay kolay kabul edeceğini sanmıyordum. “Üstüne gitme Vi. Zaten normalde de pek kullanmıyor, biliyorsun.” Ash araya girip Scott’ı savundu. “Aello’nun yanına uğradık.” Kelimeleri banaydı. “Öyle mi? Nasıl?” Heyecanımı Aello için aldığım iyi habere yordum. Günlerdir Ash’in ilk defa arada bir gerginlik olmadan benimle konuştuğuna yoracak değildim. “İyi” dedi yüzüne bir rahatlık yayarak. “Aslında şifacılar ayıltabilirlermiş. Ama büyünün sisteminden çıkmasını bekliyorlarmış.” “Doğru düşünmüşler.” Arkama yaslanırken Bal şarabından birkaç yudum daha aldım. Diğerleri konudan konuya anlattıkları heyecanlı sohbete dalarken ben de onlara eşlik ettim; Ash’in kaçamak bakışlarını yakaladığım anlar dışında. Beni huzursuz ettiğini söyleyemezdim. Fakat gözleri bu akşam beni ayrı bir inceliyordu. Diğerleriyle konuşurken bile benimle temas halindeydi. Bakışları en küçük hareketimi yakalıyor bunu izlemekten keyif alırmış gibi dudakl…

Bölümün tamamını WritePad'de oku