SONUN KEHANETİ

BÖLÜM 15

Yazar:

SONUN KEHANETİ - Özlem Buse Şahin kitap kapağı
SONUN KEHANETİ kitap kapağı

Yola koyulalı iki gün olmuştu. Gündüz hiç durmaksızın ilerliyor, gün ışığı geceye boyun eğdiğinde kısa molalar veriyorduk. Yolculuk boyunca, diğerleriyle hiç konuşmamıştık. Kendi grubumla da birkaç kelime dışında bir şey konuşmamıştım. Bizim grubumuz, önde ilerleyen Özgür Halk'tan ayrı, arka saflarda kendi ritminde ilerliyordu. Eivor, arada gelip, güzergâh hakkında kısaca bilgi veriyor, ardından en öne geçip gruba liderlik etmeye devam ediyordu. Ne Ash ne de diğerleri onun önderliğindeki bu düzene karşı çıkmıyordu. Eivor da bizimle birlikte ilerlediği nadir anlarda liderliğini kenara bırakıyor sıradan bir yol arkadaşıymış gibi sohbet etmeye çalışıyordu. Özgür Halk ile aynı ortamı paylaştığımız tek an yemek yediğimiz saatler oluyordu. Ateşin başında sessizce yemeklerimizi yerken sözleşmiş gibi kendi aramızda pek konuşmuyorduk. Ağırlıklı olarak herkes birbirinin hareketini gözlüyordu. Şu iki gün içinde kendi arkadaşlarımı gözlerken ne zaman beni dinlemeye hazır olacakları konusunda defalarca kez adım atmaya karar vermiştim. Ash'in zaman zaman benim onu izlediğim gibi beni izlediğini fark ediyordum. Fakat bakışlarım ona döndüğü an bakışlarını başka yöne çeviriyordu. Scott ve Casey ile koyu sohbete dalan Vi'ye kulak misafiri olurken, acaba o da benim onunla konuşmayı özlediğim gibi benimle konuşmayı özlemiş midir diye düşünmeden edemiyordum. Yolculuk boyunca birkaç kez Aello'ya bakmaya gitmiştim. Uyanmasını o kadar çok istiyordum ki biriyle konuşmaya bu kadar ihtiyaç duyduğum başka bir zaman hiç olmamıştı. Yolculuğun üçüncü gününde güneş henüz doğmamıştı fakat Özgür Halk ve biz çoktan uyanmış kahvaltılarımızı etmeye başlamıştık. Ne orman ne de gökyüzü daha uyanmamıştı. Çevremizde tabakların çınlamasından başka ses yoktu. Düşüncelerime dalmış kendi kendime kahvaltımı tamamlamak üzereyken yanımdan gelen ani bir ses irkilmeme sebep oldu. "Seni korkutmak istememiştim," dedi bir erkek sesi. Başımı kaldırdığımda boynuzlarının ağaç misali göğe yükseldiği Draco'yu gördüm. "Dalmışım," diye açıklama yaptım tabağıma dönerken. Draco hala yanımda dikilmeye devam etti. Biraz gerildim. "Yanına oturabilir miyim?" Beklenmedik sorusuna şaşırdım. Göz ucuyla bizimkilere baktım. Hepsi kendi aralarında sohbet ediyorlardı. Bizi fark etmemişlerdi bile. Kabalık olmasın diye, "Olur," dedim. Draco, iri cüssesiyle, oturduğum kütüğe yerleşti. Beni rahatsız etmeyecek kadar mesafeli ama yakındı da. Ash'in Scott’a ciddiyetle bir şeyler anlattığını gördüm. Kahvaltımı bitirmeye çalışırken Draco sessizliğimizi böldü. "Adım Draco." "Biliyorum. Larentia," dedim selamına karşılık vererek. Elim onun güçlü avucunda kaybolurken üşüdüğümü fark ettim. O da fark etmiş olacak ki, "Üşümüşsün," diye belirtti. "Fark etmemiştim," dedim sıcaklığından ellerimi çekerken. Beni rahatsız edecek hiçbir şey yapmasa da bir erkekle konuşurken her zaman gerilirdim. Onlarla hem ortak bir paydam yoktu hem de konuşacak şey bulamıyordum. Ash ile öyle değil ama dedi içimdeki ses. Sırası değil dedim ona. "Belki ateşe daha yakın oturmalısın." Draco, nazik bir tavsiyeyle dikkatimi tekrar kendi üzerine çekti. Ateşe daha yakın yere oturmamamın bir sebebi vardı. Orada Ash ve diğerleri oturuyordu. Beni yanlarında istemeden yanlarında oturmak ezikçe geldiği için onlardan uzak kalmayı tercih ediyordum. Oysaki aralarında olmayı özlüyordum. Fakat aralarında yalnız hissetmek, burada yalnız hissetmekten daha acınasıydı Bizimkilere kaçamak bir bakış atıp, "Böyle iyi. Kolay ayılmamı sağlıyor," diye yalan söyledim. Birkaç dakika sustuk. Sonra Draco tekrar konuşmaya başladı. "Grubun büyücüsü olmana rağmen neden aralarında değilsin?" Draco'nun beklenmedik sorusu, kalbimde hafif bir teklemeye yol açtı. Gözlerimi ona çevirdim. İfadesinde sadece merak vardı. Sorunun benim canımı acıtacağını bilemezdi. Bakışlarımız bir an buluştu sonra hızla önüme döndüm. "Cevaplamak istemezsen anlarım," diye ekledi. Nezaketi beni gafil avladı. Göğsümde bu durumdan duyduğum üzüntünün acısı yankılandı. Kahvaltımı yutmak daha zordu a…

Bölümün tamamını WritePad'de oku