SONUN KEHANETİ

BÖLÜM 12

Yazar:

SONUN KEHANETİ - Özlem Buse Şahin kitap kapağı
SONUN KEHANETİ kitap kapağı

İsmim derinlerden ısrarla tekrarlanıyordu . Larentia.. Larentia.. Larentia.. Ses o kadar ısrarlıydı ki yanıt vermek için çabalıyordum fakat zihnimdeki kocaman boşluk buna izin vermiyordu. Bedenim ağırdı ve boşlukta asılı kalmış gibi kontrolü bende değildi. Hafifçe titreyen kirpiklerimin arkasında belirsiz şekiller bir görünüp bir kayboluyordu. Bulanık bir dünyada yüzüyor gibiydim. Zihnim, su altında kalmış gibi yavaş ve bulanıktı. Ciğerlerime hava doldurmaya çalışırken etrafımdaki dünyayı anlamlandırmak için kendimi zorladım. Üzerinde yattığım soğuk toprağın sertliğini, parmaklarımın yavaş hareketlerini, giderek netleşen etrafımdaki sesleri anlamlandırmaya çalıştım. Kafamın içinde bir uğultu vardı. Başımı çevirmeye çalıştığımda arkasında hissettiğim sancı tüm bedenimi sardı. Göz kapaklarımı aralamaya çalıştım. Her şey netleşmeye başladı. Kalbimin zayıf atışlarını hissederken zihnim yavaş yavaş geçmişe döndü. Ağırlaşan göz kapaklarım tamamen açıldı. Bulanık görüntülerin ardında tanıdık yüzler belirdi. Vi, yanımdan tekrar seslendi. "Larentia." Kontrolünü kaybetmiş vücudumda hâkimiyeti tekrar elime almaya çalıştım. Sesim daha çok inlemeye benzese de "Buradayım," dedim. "Hiç uyanmayacaksın sandım." Şikâyet ediyordu ama aynı zamanda rahatlamıştı. Kafamın içerisindeki sis hala tam olarak dağılmamıştı. Fakat kendime gelmeye başlamıştım. Ağırlaşmış bedenimi kaldırmaya çalıştım. Yan dönüp kalkmaya çalıştığımda el ve ayak bileklerimdeki zincirler şakırdadı. Üstelik parmaklarımda sıkı sıkıya birbirine bağlanmıştı. Neden zincirli olduğumu hatırlamaya çalışırken bilincim yerine geldi. Aniden kalktım ve etrafıma baktım. Bakışlarımı tek tek aynı çadıra kapatıldığım diğer arkadaşlarımın üzerinde gezdirdim. Her birimiz bir kazığa zincirlenmiştik. Ash ve Aello karşıda ince bir bıçakla zincirlerini çözmekle meşguldü. Casey, keskin bakışlarıyla çadırın girişini gözlerken Vi ile ben diğer taraftaydık. Scott, hala büyünün etkisinde olduğu için ayılmamıştı. Tutsak edildiğimiz çadırın içindeki hava ağır ve bayattı. Toprak zemine kurulan çadır, siluet olarak dışarıyı görecek ama aynı zamanda iklimden korunacak şekilde sağlamlaştırılmıştı. Birkaç yerde önceki tutsakların izlerini taşıyan deri kayışlar vardı. İçerisi aydınlık bir loşluğa sahipti. Ne kadar zamandır kendimde değildim? Çadırın dışı gürültülüydü. Çadırın etrafında altı tane figür nöbet tutuyordu. Seslere dikkat kesildiğimde hayatın normal akışını sürdüren insan sesine benzer sesler duydum. Vi, yanıma yaklaşıp kısık sesle fısıldadı. "Bir şeyler yapabilir misin?" Dikkatimi ona verdim. Bakışlarım ellerime gitti. Büyü yapmama olanak sağlayacak hareket alanım yoktu. Kemerim boştu. Büyü yapmama yarayacak tüm malzemelerimi almışlardı. Düşün, diye ne yapabileceğim konusunda zihnimi zorladım. Aklımın derin köşelerine sığınıp, oralarda işimize yarayacak bir şeyler bulmaya çalıştım. Daha önce ihtiyaç duymadığım fakat bilgi olsun diye okuduğum bir büyüyü hatırlamaya çalıştım. "Bir şey var aslında " dedim Vi'ye olabildiğince kısık sesle, "Ama biraz can yakabilir." Vi, korkusuzca, "Yap," dedi hemen. Bileklerini bana uzattı. "Daha ne olduğunu sormadın bile." Vi kararlılıkla, "Umurumda değil. Bizi buradan çıkartsın yeter," dedi. O kararlılıkla yüzüme bakarken ben bir o kadar tedirgindim. İkilemde kaldığımı anlamış olacak ki, "Yap şunu," dedi sertçe. İstemeyerek de olsa bileklerimi toprağa koydum. Şansıma büyü için daha güçlü bir element bulamazdım. "Şimdiden özür dilerim," dedim. "Bileklerini toprağa koy." "Affedildin." Kelepçeleri toprağa değecek şekilde konumlandırdım. Parmak uçlarımız birbirine değiyordu. "Şimdi ne olacak?" "Birazdan anlayacaksın." Toprağın gücünün, bedenime akması için zihnimi açtım. Bileklerimizin altındaki toprak talebime yanıt verdi. Altımızda nabız gibi atmaya başladı. Vi ile göz göze geldiğimde ondan tekrar sözsüz bir onay aldım. Bu hem onu hem de beni acıtacaktı. Dudaklarımı zincire yaklaştırırken büyülü kelimeleri mırıldandım: " Demir bağ, kırıl ve çözül, Özgürlüğün fısıltısı ç…

Bölümün tamamını WritePad'de oku